Hiperbarik Oksijen Tedavisi Nedir?

Hiperbarik oksijen tedavisi (HBOT) kanda ve dokularda oksijen seviyelerini yükselterek birçok hastalıkta başarılı sonuçlar elde edilmesini sağlayan bir tedavi yöntemidir. Basınç odasına alınan hastaya yüksek basınçlarda aralıklı olarak %100 yani saf oksijen solutulmasına dayanan, bilimsel olarak etkinliği çok sayıda çalışma ile gösterilmiş kanıta dayalı bir tedavi şeklidir.
 

Hiperbarik Oksijen Tedavisinin Faydaları Nelerdir?

Hiperbarik oksijen tedavisi birçok farklı mekanizma ile etki göstermektedir. Tedavi sonucunda kanda ve dokularda oksijen seviyeleri yükselir. Antiödem etki gösterir. Yara iyileşmesini sağlayan birçok maddenin üretimi artar.Vücudun savunmasında rol oynayan hücreleri destekler, bazı bakterilerin üremesini engeller.   
Ani işitme kayıpları, ani görme kayıpları, kemik dokunun ölümü olarak bilinen avasküler nekroz, kemik enfeksiyonları, iyileşmeyen yaralar, diyabetik ayak enfeksiyonları, damar tıkanıkları nedeniyle gelişen yaralar, yanık, doku yamaları, radyoterapi yani ışın tedavisi sonucu ortaya çıkan yaralar  gibi birçok hastalıkta uygulanmaktadır. Trafik kazaları, ev-iş kazaları, deprem gibi doğal afetler sonucu görülen ezilme, kopma tarzı yaralanmalarda da hiperbarik oksijen tedavisi ile başarılı yanıtlar alınmaktadır.

Hiperbarik oksijen tedavisi; kozmetik amaçlı uygulanan botoks ve dolgu maddesi enjeksiyonu, ameliyatlar ve saç ekimi operasyonu sonrasında ortaya çıkan yaralar ve doku kayıplarında da etkin bir tedavi sunar.
 
Dalış sırasında hızlı basınç değişimi sonucu gelişen ve vurgun olarak da bilinen dekompresyon hastalığı, genellikle soba ve şofben zehirlenmesi olarak bilinen karbonmonoksit zehirlenmesi ve beynin oksijensiz kalması sonucu oluşan anoksik ensefalopati de iyileşmek için oksijene ihtiyaç duyulan hastalıklar yer almaktadır.
 
 

Hiperbarik Oksijen Tedavisi Yan Etkileri Nelerdir?

Hiperbarik oksijen tedavisi sırasında en sık görülen yan etki basınç değişikliğinin neden olduğu barotravmalardır. Bu barotravmalar içinde orta kulak barotravması daha sık görülmekte, fakat genellikle herhangi bir hasar bırakmadan kısa sürede iyileşmektedir. Geçici miyopi, oksijen toksisitesi ve pnömotoraks gibi diğer yan etkiler çok nadiren görülmektedir.  Olası yan etkiler açısından hastalar tedavi öncesinde muayene ve gerekli tetkiklerle değerlendirilir. Seanslar sırasında hastaların yakın takibi ve güvenli tedavi ortamları sayesinde ciddi yan etkiler nadiren görülmektedir.
 

Ani İşitme Kaybı

Ani işitme kaybı 3 günden daha kısa süre içinde gelişen ve odyometri yani işitme testi ile tanısı konulabilen bir hastalıktır. Hastalığın nedeni kesin olarak bilinmemekle birlikte damar ve dolaşım problemleri, infeksiyonlar ve bağışıklık sistemi hastalıkları gibi farklı nedenlerden kaynaklanabileceği öne sürülmektedir. Tedaviye ne kadar erken başlanırsa başarı şansı o kadar yüksek olmaktadır.
 
Hiperbarik oksijen tedavisinin (HBOT) iç kulakta oksijeni arttırarak iskemiye yani kanlanmanın azalmasına bağlı olarak bozulan işitmeyi iyileştirdiği düşünülmektedir. Hiperbarik Oksijen Tedavisi iç kulak metabolizmasını iyileştirerek,  oksijenlenmeyi artırarak ve ödemi çözerek etkili olmaktadır.
 
Ani işitme kaybı gelişmesini takip eden ilk 1 ay içinde tedaviye alınan olgularda başarılı sonuçlar elde edildiği gösterilmiştir. Amaç iç kulakta kalıcı hasar oluşmasını engellemektir.
 
 

Avasküler Nekroz

Avasküler ya da diğer ismiyle aseptik nekroz kemik dokunun yetersiz beslenmeye bağlı ölümü olarak tanımlanır. Sıklıkla bacakta uyluk kemiğinin baş bölgesinde görülür. Daha az sıklıkta olmakla birlikte kol, diz, el bileği ve ayak gibi vücudun farklı bölgelerinde de gelişebilir.
 
Hastalar genellikle ağrı ve hareket kısıtlılığı şikayeti ile başvurmaktadır. Hastalığın nedeni kesin olarak bilinmemekle birlikte kemikte kanlanmanın ve dolayısı ile de oksijenlenmenin azalmasına bağlı olarak gelişmektedir.
 
Hiperbarik oksijen tedavisi (HBOT), özellikle erken evre avasküler nekroz saptanan hastalarda oksijenlenmeyi artırarak etkili olmaktadır.  Erken evrede HBOT uygulanan hastaların %93’ünde hastalığın ilerlemesinin durduğu veya tamamen iyileşme sağlandığı bildirilmiştir.
 
 

Radyasyon Nekrozları

Radyasyon nekrozu, radyoterapi gören hastaların bir kısmında kısa veya uzun süre sonra ortaya çıkan istenmeyen etkilerdir. Radyoterapi uygulanan bölgeye, radyoterapinin dozuna ve hastanın kendine ait özelliklerine göre farklı şikayetlerle ortaya çıkabilmektedir.
 
Radyoterapi uygulanan bölgenin beslenmesi ve oksijenlenmesi azalmakta, daha hassas özellik kazanmaktadır. Bu bölgelerin kendini onarma yetenekleri de azalmaktadır. Küçük travmalar dahi bu dokularda ölüme neden olabilmektedir.
 
Hiperbarik oksijen tedavisi radyoterapinin barsaklar, mesane, cilt, beyin dokusu, genital organlar ve kemik doku gibi farklı dokular üzerindeki olumsuz etkilerinin giderilmesine yardımcı olmaktadır. Bu dokuların oksijen seviyelerini artırmakta ve yeni kılcal damarların oluşumunu desteklemektedir.
 
 

Tutması Şüpheli Deri Flepleri ve Greftleri

Deri greft ve flep uygulamaları, iyileşmeyen, problemli yaraların tedavisinde sıklıkla uygulanan cerrahi operasyonlardan biridir. Halk arasında “deri yaması ameliyatları” olarak da bilinir. Özellikle şeker hastaları ve damar tıkanıklığı olan hastalar olmak üzere dolaşım bozukluğu olan kişilerde bu operasyonların başarı şansı düşük olabilmektedir.
 
Tutması şüpheli greft ve fleplerde düşük oksijen seviyeleri iyileşmeyi engellemektedir. Hiperbarik oksijen tedavisi dolaşımı destekleyici ve doku oksijenini artırıcı etkisiyle greft ve flep operasyonlarının başarı şansını belirgin şekilde artırmaktadır. Operasyon öncesi yara bölgesini hazırlamak, operasyon sonrasında ise iyileşmeyi hızlandırmak amacıyla uygulanmaktadır.  
 
 

Kronik Osteomyelit

Osteomiyelit, kemik dokunun ilerleyici ve kemik ölümü ile sonuçlanan infeksiyonudur. Kronik osteomiyelit ise bu infeksiyonun yetersiz tedavisi nedeniyle uzun süre devam ederek kronikleşmesi olarak tanımlanır. Hastalık aylar hatta yıllarca devam edebilir.
 
Kronik osteomiyelit tedavisinde ilaç uygulamaları, yara bakımı ve gerektiğinde cerrahi girişimler yanında hiperbarik oksijen tedavisi (HBOT) başarı şansını belirgin şekilde artırmaktadır. Yapılan çalışmalarda HBOT ile %90’a ulaşan başarı oranları bildirilmiştir.  
 
HBOT kronik osteomiyeliti olan hastalarda birçok farklı, yararlı etki sağlamaktadır. Yara iyileşmesini hızlandırır, kemik dokuda oksijen seviyesini yükseltir, bazı antibiyotiklerin etkisini artırır ve lezyon bölgesinin daha iyi kanlanmasına yardımcı olur.

HBOT, kronik osteomyeliti olan hastalar yanında, akut osteomiyeliti olan bazı hastalarda da uygulanmaktadır. Omurga, kafa kemikleri ve göğüs kemiği infeksiyonlarında kemik ve yara bölgesinin iyileşmesinde başarılı sonuçlar elde edilmesini sağlar. 
 

Yara İyileşmesinin Geciktiği Durumlar

Şeker hastalığı, damar tıkanıklığı, dolaşım yetmezliği ve ışın tedavisi gibi dokuların iyileşmesini engelleyen nedenler yaraların kapanmasını geciktirmekte ve sonuçta iyileşmeyen, “problemli” yaralara yol açmaktadır. Kronik yani uzun süreli iyileşmeyen yaralar birçok farklı uzmanlık alanının birlikte çalışmasını gerektirir. Yara bakımı, ilaç tedavileri, cerrahi girişimler yanında yara bölgesine yeterli miktarda oksijenin sağlanması iyileşme için önemli faktörlerden biridir.

Kronik yaralar hipoksiktir, yani oksijen seviyesi düşüktür. Özellikle şeker hastalığı ve dolaşım sorunları olan hastalarda yara bölgesine yeterli miktarda oksijeni ulaştırmak mümkün olamamaktadır. Oksijensiz dokularda “oksijensiz ortamı seven” (anaerob) bakteriler üremekte ve bu bakteriler yara dokusu içinde infeksiyon gelişmesine yol açmaktadır. Hiperbarik oksijen tedavisi ile yara dokusunda oksijen seviyelerini iyileşme için yeterli düzeylere yükseltmek mümkün olmaktadır. İyileşmeyen yarada normal koşullarda oksijenin kısmi basıncı 5-20 mmHg iken, hiperbarik oksijen tedavisi ile bu değer 1000-1700 mmHg’ya ulaşabilmektedir.  
 
Hiperbarik oksijen tedavisi kollajen sentezini artırarak, sağlıklı kemik dokusunu ve kan dolaşımını destekleyerek ve bazı antibiyotiklerin etkisini artırararak da kronik yaraların iyileşmesine katkıda bulunur.  
 

Crush Yaralanmaları, Kompartman Sendromu ve Diğer Akut Travmatik İskemiler

Trafik kazası, travma, deprem gibi kaza ve felaketler sonrasında ezilme, sıkışma ve uzun süreli hareketsizliğe bağlı olarak dokularda kan akışı azalır. Dokular ve organlar yeterli miktarda kan ve oksijen ile beslenemediğinde, süreç “nekroz” yani ölümle sonuçlanır.  Bu dokularda ödem iyileşmeyi engelleyen önemli bir problemdir. Hiperbarik oksijen tedavisi (HBOT) oldukça başarılı bir antiödem etki sağlar. HBOT, ödemi azaltarak, oksijen seviyelerini artırararak ve dolaşımı destekleyerek özellikle motorlu taşıt kazaları, ateşli silah yaralanmaları, göçük altında kalma, sıkı alçı ve bandaj uygulamaları sonucu gelişen iskemik yaralarda doku hasarlarını ve doku ölümünü önler.  
 

Termal Yanıklar

Yanık; elektrik akımı, ısı, radyasyon gibi çeşitli fiziksel ve kimyasal etkenlere bağlı olarak gelişen doku hasarıdır. Yanıklar genişlik ve derinliklerine göre 4 dereceli olarak sınıflandırılırlar:
 
  1. Birinci derece yanıklar: Yüzeyel yanıklardır. Genellikle güneş yanıkları ve sıcak su yanıkları olarak görülür. İz bırakmadan iyileşir.
  2. İkinci derece yanıklar: Daha derin yanıklardır. Çok ağrılıdır. Deride sıvı dolu baloncuklar (bül) oluşur. Daha uzun sürede ve iz bırakarak iyileşir.
  3. Üçüncü derece yanıklar: Derinin tüm katlarını içerir ve cilt altı dokusunu da etkiler. Ter bezleri ve kıl folikülleri de hasar görür. Deri elastikiyetini kaybeder. İyileşmesi çok uzun sürer ve yoğun iz bırakarak iyileşir.
  4. Dördüncü derece yanıklar: Yanık, kemik doku gibi derin organlara kadar inmiştir.

Hafif yanıklar ayaktan tedavi edilebilirken, şiddetli yanık gelişen hastaların hastaneye yatırılması gerekebilir. Tedavide amaç ödemi kontrol altına almak, yeterli oksijen sağlayarak doku kaybını önlemek, hasarın yayılmasını engellemek, infeksiyon riskini azaltmak, yara iyileşmesini hızlandırmak ve hastaları organ yetmezliğine karşı korumaktır.

Hiperbarik oksijen tedavisi sırasında oksijen seviyeleri artmakta, damar büzücü ve ödem azaltıcı etki ile dokulara yeterli oksijenin sağlanması mümkün olmaktadır. Antiinflamatuar yani yangı giderici etkisiyle yanık sonucu gelişen inflamatuar yanıt kaskadını bloke etmektedir.

Vücut yüzeyinin %20’sinden fazlasını tutan yanıklar, karbonmonoksit zehirlenmesi ve majör travmanın eşlik ettiği yanıklar, elektrik yanıkları, el, yüz, perine yanıkları, solunum yollarını etkileyen yanıklar ve riskli hastalarda gelişen yanıklarda hiperbarik oksijen tedavisi uygulanmalıdır.

Donmalar da termal yaralanmalar içinde yer alır. Donuk bir hipotermi travmasıdır. Damarlarda şiddetli daralmaya bağlı olarak kan dolaşımı bozulur. Dokular hem dolaşım bozukluğu ve yetersiz oksijenlenme sonucunda, hem de yeniden ısınma sırasında hasar görür. Hiperbarik oksijen tedavisi sıcak yanmalarında olduğu gibi soğuk ısırığı ya da donma yaralanmalarında da etkili bir tedavi yöntemi sunar.
 

Dekompresyon Hastalığı (Vurgun hastalığı)

Dekompresyon hastalığı “vurgun” olarak da bilinir. Dalış süresi, derinlik, çıkış hızı ve kişisel bazı faktörlere bağlı olarak gelişen bir dalış hastalığıdır. Dalış sırasında kanda çözünmüş olarak bulunan azot gazı yüzeye çıkarken yeterli şekilde atılamayarak damarlar ve vücut dokularında hava kabarcıkları oluşmasına neden olur. Hafif belirtilerle seyredebileceği gibi, hayatı tehdit eden şiddetli tablolarla da karşımıza çıkabilir.
Hastalık 2 tipte incelenir:
 
  1. Tip1 Dekompresyon Hastalığı: Eklem ağrısı ve cilt bulguları seyreden hafif şiddetteki dekompresyon hastalığıdır.
  2. Tip2 Dekompresyon Hastalığı: Daha şiddetli belirtilerle seyreder. Dolaşım, solunum ve sinir sistemini etkileyerek ölümle sonuçlanabilir.
Dekompresyon hastalığının temel tedavi yöntemi hiperbarik oksijen tedavisidir. Herhangi bir şüphe durumunda mutlaka vakit kaybetmeden Sualtı Hekimliği ve Hiperbarik Tıp Uzmanı ile iletişime geçilerek hastanın basınç odası bulunan en yakın merkeze uygun koşullarda transferi sağlanmalıdır.
 

Hava veya Gaz Embolisi

Gaz embolisi dolaşım sistemine hava veya bir başka gazın girmesi sonucu oluşan, gazın hacmine ve tıkanıklık oluşan bölgeye göre hafif veya şiddetli belirtilerle ortaya çıkan bir hastalıktır. Cerrahi işlemler sırasında veya dalışa bağlı olarak gelişebilir. Astım, KOAH ve akciğerlerde yapışıklığa neden olan bazı hastalıklar gaz embolisi riskini artırabilir. Hiperbarik oksijen tedavisi gaz embolilerinde temel tedavi yöntemidir. Hastanın basınç odasına uygun koşullarda transferi sağlanarak vakit kaybetmeden tedaviye başlanmalıdır. Erken tedavi edilen hastalarda tedavinin başarısı artmaktadır. 
 

Karbonmonoksit Zehirlenmesi

Karbonmonoksit gazı renksiz, kokusuz, tatsız ve zehirli bir gazdır. Karbon içeren maddelerin tam olmayan yanmaları sonucu ortaya çıkar. Genellikle soba ve şofben zehirlenmeleri, yangın sırasında duman maruziyeti ve egzost gazı solunmasına bağlı olarak gelişir. Karbonmonoksit zehirlenmesi şiddetine göre bulantı, kusma, yorgunluk, baş ağrısı, baş dönmesi gibi hafif belirtilerle seyredebileceği gibi, bilinç kaybı, kalp durması ve ölümle sonuçlanan tablolar da görülebilir.

Karbonmonoksit gazı, kanda bulunan ve dokulara oksijen taşıyan hemoglobine oksijenden  200-240 kat daha fazla bağlanır. Hemoglobin ile dokulara yeterli oksijen taşınamaması sonucunda birçok farklı bulgu ve belirti ortaya çıkar.  

Hastalığın seyri maruziyet süresine, maruz kalınan karbonmonoksit konsantrasyonuna, tedavinin başlama zamanına ve oksijen tedavisi uygulama yöntemine bağlı olarak değişiklik gösterir. Çocuklar, yaşlılar, gebeler, bazı kronik hastalığı bulunanlar ve alkol almış olan kişiler daha yüksek riskli hasta grubundadır.
Tedavinin temeli hastaya oksijen solutulmasına dayanır. Şiddetli zehirlenmelerde ve riskli hastalarda hiperbarik oksijen tedavisi başlıca tedavi yöntemidir.

Hiperbarik oksijen tedavisi karbonmonoksiti hemoglobinden hızlıca uzaklaştırır. Kanda yüksek miktarda oksijenin çözünmesini ve dokulara yeterli oksijenin taşınmasını sağlar. 
 

Gazlı Gangren ve Diğer Nekrotizan İnfeksiyonlar

Nekrotizan infeksiyonlar sık görülmeyen fakat yaşam kalitesini bozan ve hayatı tehdit edebilen infeksiyon hastalıklarıdır. Yabancı cisimler, cerrahi girişimler veya travma sonrası gelişebileceği gibi bilinen herhangi bir neden olmaksızın da ortaya çıkabilir. Hastalarda genellikle kanser, diyabet ve bağışıklık sistemi hastalığı gibi bir risk faktörü bulunmaktadır. Yaralanmayı izleyen erken dönemde ağrı, ödem, dokunmakla çıtırtı benzeri ses ve oldukça kötü kokulu akıntı görülebilir. 
 
Bu infeksiyonların ortak özelliği hipoksi yani oksijen yetersizliğidir. Medikal ve cerrahi tedavilere ilave olarak uygulanan hiperbarik oksijen tedavisi ile hastalık seyrinin olumlu şekilde etkilendiği ve başarı şansının arttığı gösterilmiştir. Hiperbarik oksijen tedavisi oksijen seviyesini artırararak bakterilerin üreme koşulları için uygun olmayan bir ortam yaratır. Bazı antibiyotiklerin etkisini artırır ve vücudun bağışıklık sistemi ile ilgili fonksiyonlarını destekler.
 

Retinal Arter Tıkanıklığı (Ani görme kaybı)

Gözün görme fonksiyonu ile ilgili başlıca tabakası olan retina vücudumuzda oksijen tüketimi en yüksek olan dokudur. Bu nedenle yetersiz oksijen seviyeleri retinada hızlıca hasara neden olarak görme yetisinin bozulmasına yol açabilir. Gözü besleyen retinal damar ve bu damarın dallarında herhangi bir tıkanıklık ani görme kaybına neden olabilir. Bu tip görme kayıpları aniden ve ağrısız şekilde ortaya çıkar. Tıkanıklığın şiddetine göre kısmi görme kaybı olabileceği gibi total görme kaybı olarak da görülebilir.
 
Damar tıkanıklığı, hipertansiyon, diyabet, kalp kapak hastalıkları gibi bazı hastalıklar retinal arter tıkanıklıkları açısından da riski artırabilir.
 
Hastalar, göz hastalıkları uzmanı hekimler tarafından yapılan muayene sonrasında kesin tanı konularak ilaç tedavileri düzenlenir ve en kısa süre içinde hiperbarik oksijen tedavisi için yönlendirilirler.

Hiperbarik oksijen tedavisi kanlanmanın bozulduğu retina dokusunda oksijen seviyesini artırır, retinanının canlılığının ve fonksiyonlarının korunmasını sağlar. Retinal arter tıkanıklığına bağlı ani görme kaybı tanısı konulan hastalar mümkün olan en kısa sürede basınç odası bulunan bir merkeze başvurmalılardır.
 

Anoksik Ensefalopati

Anoksik ensefalopati beynin oksijenlenmesinin bozulması sonucu gelişen nörolojik bir tablodur. Travma, kalp durması, inme, boğulma veya zehirlenmeler gibi farklı nedenlerle ortaya çıkabilir. Beyin dokusu vücudumuzda oksijensizliğe en duyarlı dokulardan biridir. Beynin oksijenlenmesi durduğunda bilinç 10 saniye sonra kaybolmakta ve kısa süre içinde beyin hasarı gelişmektedir.
 
Hiperbarik oksijen tedavisi anoksik ensefalopatide beyin dokusunda çözünen oksijen seviyesini artırarak ve beyin ödemini azaltarak beynin oksijensiz bölgelerine oksijenin ulaşmasına imkan sağlar. Hastalar mümkün olan en kısa sürede tedaviye alınmalı, hiperbarik oksijen tedavisi sırasında hastanın diğer tedavilerinin ve yoğun bakım ihtiyaçlarının aksatılmamasına özen gösterilmelidir.