Acil Servis

Acil servisimizde hasta bakımı ve değerlendirme süreci, acil tıp uzmanlarımızca yönetiliyor. Servisimizde çocuk acil servisi de yer alıyor ve bu alanda pediatri uzmanlarımız hizmet veriyor. Gerektiğinde diğer branşlardan konsültasyon desteği alınıyor.
 
Acil servis; herhangi bir şikâyet ile başvuran hastalarda sakatlık veya ani ölüme neden olabilecek durumların saptanarak ilk tedavilerinin yapıldığı birimdir. Acil Tıp Kliniğimizde aşağıdaki durumlar ve sağlık sorunlarına yönelik erken tanı tespiti ve müdahaleler yapılmaktadır.
 
  • Ani gelişen ve hayatı tehdit edebilen durumların erken tanı ve tedavi süreçleri
  • Multipl travma vakalarına güncel algoritmalara göre yaklaşım
  • Uzuv ve organ yaralanmaları
  • Kesi ve kanamalar
  • Kalp krizi, ani kalp durması gibi hayati risk oluşturan durumlar
  • İnme gibi sağlık sorunları

Adli Tıp

  • Tıbbi uygulama hatalarına ilişkin iddiaları
  • Yaralanmaların adli tıbbi değerlendirilmesi
  • Yüksekten düşme
  • Cinsel istismar /Cinsel saldırı
  • Çocuk İstismarı
  • Yaşlı İstismarı
  • Maluliyet
  • Hukuki Ehliyet- Ceza Ehliyeti
  • Kişisel ilişki kurulması- velayet  
  • Adli travmatoloji
  • Zehirlenmeler
  • Adli rapor düzenleme
  • Adli belge incelenmesi

Alerji ve İmmunoloji

Hastalarımız sıklıkla şu şikayetlerle alerji ve immünoloji bölümüne başvuruyor:
  • Solunum sistemi hastalıklarında; alerjik rinit ve astım
  • Deri alerjilerinde; atopik dermatit, ürtiker; anjioödem, herediter anjioödem, kontakt dermatit
  • Gastrointestinal sistem hastalıklarında; besin alerjileri, eozinofilik özafajit, proktokolit
  • İlaç alerjileri,
  • Besin alerjileri,
  • Anafilaksi,
  • Böcek alerjileri
  • Göz alerjileri
Bölümümüzde tanı amaçlı şu test ve tetkikler yapılıyor:
  • Deri prick testi
  • İlaç ve besin alerjisine yönelik cilt ve oral provokasyon testleri
  • Spirometri, reverzibilite testi,
  • Metakolin ile bronş provakasyon Testi,
  • Karbonmonoksit difüzyon kapasitesi ölçümü (DLCO Testi),
  • Vücut pletismografı ile ölçülen akciğer volümleri,
  • İmpulse osilometri,
  • Göğüs içi Basınç ölçümü (MIP, MEP),
  • Kardiyopulmoner egzersiz testi (KPET),
  • Exhale nitrik oksit (FENO) ölçümü,
  • 6 dakika yürüme testi,
  • Arter kan gazları,
  • Otolog serum testi,
  • Diğer laboratuvar (Rekombinant allerjen spesifik ıg E vb) ve kan tetkikleri.

Anesteziyoloji ve Ağrı Kliniği

Kliniğimizde her türlü operasyon, tanı ve girişimsel işlemler için tüm yaş gruplarında anestezi verilmektedir.

Kliniğimizde işlemler ultrason eşliğinde yapılmakta, beyin ve kalp içini yakın izleme olanağı sunan monitörlerimiz kullanılmaktadır. Operasyon sırasında kalbin ekokardiyografik takibi de deneyimli doktorlarımız tarafından yapılmaktadır. Operasyonlar için gerekli tüm periferik sinir blokları ultrason eşliğinde yapılmaktadır.

Ayrıca kliniğimizde kronik ağrı ile ilgili tüm işlemler ve port kateter takılması işlemi yapılmaktadır.

Kısacası, anestezi uygulaması gerektiren her durumda modern teknolojik olanakları, sahip olduğumuz güncel bilgi ve deneyimli uzman kadromuzla birleştirerek üst düzeyde ve güvenli bir hizmet sunuyoruz.
Kliniğimizde her hasta anestezi polikliniğinde ya da yattığı serviste ameliyat öncesi değerlendirilir. Uzman doktorlarımız geçmiş ameliyatlarınızı, genel sağlık durumunuzu, kronik hastalıklarınızı, kullandığınız ilaçları, alerjilerinizi, yapılacak operasyonu, sizin tercihlerinizi ve diğer birçok faktörü göz önüne alarak sizin için en ideal anestezi ve ameliyat sonrasında ağrı kesme (analjezi) yöntemini seçerler. Bu amaçla detaylı bir değerlendirme ve muayenenin ardından bir dizi laboratuvar testi, tetkikler ve konsültasyonlar yapılır. Anestezi uzmanınız, ameliyat sürecinde dikkat etmeniz gereken konular hakkında sizi bilgilendirir ve sorularınızı cevaplar. Bu süreçte amacımız, ameliyat sürecinizin komplikasyonsuz, sağlıklı ve konforlu olmasını sağlamaktır.

Ameliyat günü hemşireniz eşliğinde, odanızdan yatağınızla birlikte ameliyat hazırlık bölümüne alınırsınız. Kimlik bilgileriniz, yapılacak ameliyatın çeşidi ve bölgesi, alerjileriniz, kronik hastalıklarınız gibi bilgiler size tekrar sorularak doğrulanır. Damar yolunuz açılıp gerekli görüldüğünde hafif bir sakinleştirici ilaç uygulanır. Tam donanımlı operasyon ve işlem odasında uygun anestezi tekniği ile operasyon başlatılır ve hasta güvenliği için ileri monitorizasyon cihazları ile beyin kalp akciğer vb. tüm hayati sistemlerin anestezi derinliği yakından takip edilir. İşlem sonrası hastamız uyandırılıp özel derlenme odasına alınır. Hasta odasına gönderilene kadar tüm hayati fonksiyonları ve ağrı durumu yakından takip edilir. Hastamız, odasına çıktıktan sonra da taburcu olana kadar ağrı ve gelişebilecek tüm komplikasyonlar açısında bir doktorumuzun da dahil olduğu ekibimiz tarafından takip edilir.
Kliniğimizde konjenital kalp cerrahisi, karaciğer ve böbrek transplantasyonu gibi özellikli cerrahi işlemler dahil olmak üzere tüm cerrahi işlemler için alanında deneyimli uzman hekimler tarafından genel ve rejyonel tüm anestezi uygulamaları yapılmaktadır. İleri endoskopik girişim ünitesi, girişimsel radyoloji, tanısal radyoloji, radyasyon onkolojisi, ağrısız doğum, tüp bebek birimlerinde ve her hasta için ayrılmış tam donanımlı ameliyat sonrası bakım ve derlenme ünitesiyle hizmet vermektedir. Ayrıca ameliyat öncesi hasta değerlendirme, ameliyat sonrası bakım ve ağrı ekibimiz ile hasta güvenliği temel ilkelerinin uygulanması sağlanmaktadır.

Beslenme ve Diyet

  • Klinik beslenme (Enteral-parenteral),
  • Yatan hastaların tıbbi beslenme tedavisi,
  • Onkoloji hastalarının tıbbi beslenme tedavilerinin planlanması,
  • Malnütrisyon durumunda beslenme,
  • Gebelik ve emzirme dönemi beslenme eğitimi,
  • Çocuk beslenmesi,
  • Besin-ilaç etkileşimi eğitimleri,
  • Beslenme ve Diyet Polikliniği hizmeti alan hastaya özel beslenme tedavisinin planlanması,
  • Basınç yarası protokolüne göre hastaların tıbbi beslenme tedavisinin düzenlenmesi,
  • Yatan hasta ve personel için aylık menülerin planlanması.
Koç Üniversitesi Hastanesi, Beslenme ve Diyet Bölümü olarak bölümümüze başvuruya neden olan hasta şikayetleri aşağıdaki gibi sıralanabilir:
  • Kilo yönetiminde beslenme danışmanlığı,
  • Gebelik ve emzirme döneminde beslenme,
  • Çocuk hastalıklarında beslenme,
  • Diyabet beslenme tedavisi,
  • Karbonhidrat sayımı,
  • Sporcu beslenmesi.
  • Gastrointestinal sistem cerrahisinde preoperatif ve postoperatif tıbbi beslenme tedavisi:
    • Özefagus cerrahisi,
    • Mide cerrahisi,
    • Pankreas cerrahisi,
    • Kolorektal cerrahi.
  • Sindirim sistemi ile ilişkili hastalıklarda tıbbi beslenme tedavisi;
    • Crohn hastalığı,
    • Ülseratif kolit,
    • Divertiküler hastalık.
  • Kanser programına dahil edilen yeni tanı alan hastalarda tıbbi beslenme tedavisi;
    • Kemoterapi sürecinde beslenme,
    • Radyoterapi sürecinde beslenme.
  • Bariatrik cerrahide preoperatif ve postoperatif tıbbi beslenme tedavisi,
  • Hematolojik kanser türlerinde tıbbi beslenme tedavisi,
  • Çocuk hastalıklarında beslenme,
  • Organ nakli hastalarında tıbbi beslenme tedavisi,
  • Nörolojik hastalıklarda tıbbi beslenme tedavisi.

Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi (Nöroşirürji)

Beyin Tümörleri
  • Baş ağrısı
  • Bulantı
  • Kusma
  • Konuşma bozuklukları
  • Bayılma
  • Epilepsi (sara nöbeti geçirme)
  • Felç
  • Uzuvlarda güçsüzlük
  • Görme kaybı
  • Yürümede dengesizlik
 
Beyin Damarsal Hastalıkları
  • Baş ağrısı
  • Bulantı
  • Kusma
  • Bayılma
  • Epilepsi (sara nöbeti geçirme)
  • Felç
  • Uzuvlarda güçsüzlük
  • Görme kaybı
  • Yürümede dengesizlik
 
Omurilik Dejeneratif Hastalıkları
  • Boyun, sırt ve bel ağrısı
  • Kollarda, ellerde, bacaklarda ve ayaklarda ağrı, uyuşma, yanma ve batma hissi, hissizlik, güçsüzlük veya felç
  • Yürüme güçlüğü
  • Bel ve boyun tutulmaları ve hareket zorlukları.

Omurga Deformiteleri
  • Vücut duruşunda yamukluk, kamburluk, öne veya da arkaya doğru devrilme.
 
Periferik Sinir Cerrahisi
  • Kollarda, ellerde, bacaklarda ve ayaklarda ağrı, uyuşma, yanma ve batma hissi, hissizlik, güçsüzlük veya felç.
 
Hareket Bozukluğu Cerrahisi
  • Ellerde, ayaklarda titreme, hareketlerde yavaşlama, yürüme bozukluğu
  • Kollarda, ellerde, bacaklarda ve ayaklarda sertlik, hareket etmede zorluk ve spastisite
  • Parkinson, distoni ve esansiyel tremor.

Epilepsi Cerrahisi
İlaç tedavisine dirençli Epilepsi (Sara) nöbetleri
  • Nöroonkolojik Cerrahi (Tüm Beyin ve Omurilik Tümörleri Cerrahisi)
  • Növasküler Cerrahi (Tüm Beyin ve Omurilik Damar Hastalıkları Cerrahisi)
  • Kompleks Spinal Cerrahi 
  • Omurga Deformite Cerrahisi
  • Skolyoz Cerrahisi
  • Minimal İnvaziv Omurga Cerrahisi
  • Pediatrik Nöroşirurji
  • Gamma Knife Radyocerrahisi
  • Parkinson ve Distoni Cerrahisi
  • Epilepsi Cerrahisi

Check-Up

Check-up Bölümümüzde sadece bir uzmanlık alanıyla kısıtlı kalmayıp, daha kapsayıcı olarak hastanın bütünsel değerlendirilmesine odaklanmayı tercih ediyoruz. Check-up programları dahilinde bölümümüz kardiyoloji, klinik laboratuvar, radyoloji ve nükleer tıp bölümleriyle birlikte çalışıyor. Ayrıca beslenme sağlığı, endokrinoloji, gastroenteroloji, fizik tedavi, genel cerrahi gibi bölümler başta olmak üzere tüm uzmanlık alanlarından destek alarak hastalarımıza hizmet veriyoruz.

 
Bölümümüz şikâyete yönelik tedavi hizmeti vermekten çok, önleyici sağlık hizmetleri sunuyor ve sağlıkları bozulmadan önce gerekli önlemleri alarak bireylerin sağlıklı kalmalarını hedefliyor.
 

Çocuk Alerji ve İmmunoloji Hastalıkları

Alerjik hastalıklar, astım, atopik dermatit (egzama), ürtiker (kurdeşen), anjiyoödem, herediter anjiyoödem, alerjik rinit (alerjik nezle), besin alerjileri, ilaç alerjileri, anafilaksi (alerjik şok), arı alerjileri, immünoterapi (alerji aşı tedavisi), mastositoz, kronik öksürük, tekrarlayan hırıltı/hışıltı, egzersize bağlı astım, sadece öksürük ile seyreden astım, polen besin alerji sendromu, horlama/burun tıkanıklığı ayırıcı tanısı konularında hizmet veriyoruz.
Çocuklarda ortaya çıkan alerjik hastalıklar doğumdan hemen sonra başlayabilir. Alerjik hastalıklar çocuğun yaşına göre belirli bir kronolojik sıra izleyerek ortaya çıkmaktadır. Doğumdan itibaren en sıklıkla bebekler deride egzama bulguları veya besin alerjisi yakınmaları ile başvururlar. Yaş ilerledikçe egzama ve besin alerjisi sıklığı azalırken 3 yaş sonrasında solunum yoluna ait hastalıklar olan astım ve alerjik rinit (alerjik nezle) yakınmaları nedeniyle doktor başvuruları artmaktadır.
 
Ev tozu akarları en önemli ev içi alerjendir. Akarlar, kapalı ortam diye söylenen ev içi ortam havasında bulunur. Bu canlılar, ortalama 0.33 mm boyutta olup gözle görülemeyecek kadar küçüktürler. Bulundukları yerde insanların deri artıkları, tüy, iplik kırıntılarıyla beslenirler. Akarların dışkı artıklarında, insanlarda alerji oluşturabilen maddeler bulunur.
 
Akarlar, ılık ve nemli ortamları severler. Akarların yaşayabilmesi için ortamın nem oranının %50’nin üzerinde olması gerekir. Deniz kıyısındaki bölgelerde ev içlerinde oldukça fazla sayıda akar bulunur. Deniz seviyesinden yükseklik ve denize olan mesafe arttıkça ve nem azaldıkça sayıları azalır.
 
Ev tozu akarları, ev içinde en yoğun olarak yünlü eşyalarda, özellikle yatak, yastık, yorgan, halı, kumaş kaplı eşyalar, kumaş perde, örtü, pelüş oyuncaklarda ve ev tozu içinde bulunur. Akarların buralarda daha yoğun bulunmasının nedeni beslenebilecekleri deri döküntülerinin daha fazla olmasıdır.
 
Alerjik hastalıklarla (astım, alerjik nezle, alerjik egzama) ilişkili yakınması olan kişilere alerji uzmanı gözetiminde yapılan deri testleri ve/veya kanda alerjene karşı antikor (spesifik IgE) ölçümü ile tanı konur. Tanı koymak için sadece test sonuçları yeterli değildir. Test sonuçları ile kişinin yakınmaları arasında ilişki olmalıdır.
Akar alerjisi ile mücadelede en önemli yöntem maruziyeti azaltmaktır. Akarları, evden tamamen yok etmek mümkün olmasa da bazı önlemlerle sayılarını azaltmak mümkündür.
Çapları 10-100 μm boyutunda değişen polenler bitkilerin çiçeklerinde bulunur ve rüzgarla veya böceklerle taşınırlar, ağaçlar, çayır otları ve yabani otlar olmak üzere 3 kaynaktan köken alırlar.
Polenler, polen alerjisi olan kişilerde alerjik rinit (alerjik nezle), alerjik konjonktivit (göz nezlesi), astım, ürtiker (kurdeşen), atopik dermatit (egzama) bulgularının ortaya çıkmasına veya bulguların artmasına neden olur.
Alerjik rinitli çocuklarda alerjene maruz kaldıktan kısa bir süre sonra hapşırma, burunda kaşınma, burun akıntısı ve/veya burun tıkanıklığı görülür. Çocuklar sık sık burunlarını yukarı doğru sildikleri için bu harekete alerjik selam denir; bu hareket nedeniyle burun üstünde yatay bir çizgi oluşabilir. Bu hastalığa genelde göz nezlesi (alerjik konjonktivit) de eşlik ettiğinden gözlerde kızarıklık, kaşınma, sulanma sık görülür. Burun tıkanıklığı ve damarlardaki dolgunluk göz altlarında şişliğe ve koyu renge neden olur. Geniz akıntısı, baş ağrısı, öksürük eşlik edebilir.
Alerjik rinitin tanısında en önemli şey hastanın öyküsüdür. Belirtilerin ne zaman, ne ile karşılaşıldığında ve nasıl ortaya çıktığı sorgulanmalıdır. Kandan yapılan alerjen seviyesi ölçümü (polen spesifik IgE) ve deriye uygulanan alerji testleri ile bireyin hangi partiküllere alerjisi olduğu saptanabilir. Alerji testleri yapmak için bir yaş sınırlaması yoktur, her yaş bebek ve çocukta yapılabilir.
Alerjik rinitin tedavisinde allerjenden kaçınma önlemlerinin alınması önceliklidir. Ayrıca buruna uygulanan burun spreyleri ve ağızdan alınan şurup ya da tabletler ile yakınmalar kontrol altına alınabilir. Alerjik hastalığın şiddeti ve hastanın durumu değerlendirilerek ilaç tedavilerinin hekim tarafından düzenlenmesi önerilir. Ayrıca alerjik yakınmaları yoğun olan ve ilaç tedavisine kısıtlı yanıt veren hastalara aşı tedavisi (immünoterapi) de uygulanabilir.
Astım akciğer içinde bronş denen solunum yollarının birçok hücre ve hücrelerden salınan maddenin katıldığı kronik bir hastalıktır. Kronik enflamasyon (iltihabi yanıt, yangı) tekrarlayan hışıltı/hırıltı (vizing), öksürük, nefes darlığı ve göğüs ağrısı ataklarına neden olur. Bu ataklar sırasında akciğerde bronşlarda farklı şiddette daralmalar olur.
Alerjik maddelerle (polen, akar, küf mantarı, kedi, köpek, hamam böceği, alerjik besinler, alerjik ilaçlar, arı gibi) karşılaşma sonrası nefes darlığı bulguları ortaya çıkar. Sıklıkla ailede (anne, baba ve kardeşler) astım veya başka alerjik hastalıklar (alerjik rinit-nezle, alerjik göz nezlesi, egzama, besin alerjisi) vardır. Astımlı hastalarda sigara, duman, kokular veya egzersiz gibi tetikleyiciler ile de nefes darlığı, öksürük ve hırıltı gibi yakınmalar sık görülür.
Bu hastalarda başlıca yakınma öksürüktür, nefes darlığı veya hışıltı (vizing) olmaz. Daha sıklıkla çocuklarda rastlanır ve tipik özelliklerinden biri de öksürüğün özellikle geceleri artmasıdır, gündüz yapılan tetkiklerde bronş daralması solunum fonksiyon testlerinde gösterilemeyebilir. Öksürük ayırıcı tanısında gastroözefageal reflü, postnasal drip (geniz akıntısı), kronik sinüzit, vokal kord disfonksiyonu (ses tellerinin kasılmasında sorunlar) araştırılması gerekebilir.
 
Fiziksel aktivite hastaların bir çoğunda var olan yakınmaları artıran bir etken iken bazılarında semptomları başlatan tek nedendir. Egzersize bağlı astım tipik olarak egzersiz tamamlandıktan 5 ile 10 dakika sonra başlar. Egzersiz sırasında da ortaya çıkabilir. Her türlü hava koşulunda egzersiz bronkospazma (hava yollarında daralma) neden olabilir. Ama en sık ve en şiddetli bulgular kuru ve soğuk hava solurken yapılan koşular sırasında görülür. Egzersiz öncesi veya sonrası nefes açıcı ilaç alımı ile semptomların önlenmesi /düzelmesi tanıda yardımcı olur. Kesin tanıda egzersiz testlerinden yararlanılır.
Astım tedavisinde bronş açıcı ve astım semptomlarını kontrol altına alan kontrol edici ilaçlar uygulanmaktadır. Bu ilaçların çoğunluğu aracı tüp ile püskürtme yoluyla veya kuru toz ilaçların doğrudan ağız yolu ile çekilmesi şeklinde uygulanır. Çocukların çoğunluğunda püskürtme ilaçlar tercih edilir. Çocuklarda püskürtme formundaki ilaçların aracı tüp aracılığı ile alınması önerilir. Böylece bronşlara daha fazla sayıda ilaç partikülü bronşlara ulaşır.
Astım ilaçları bağımlılık yapmaz. İlaçlarını düzenli kullanan hastaların hastalığı kontrol altına alınır, astım atakları azalır ve yaşam kaliteleri yükselir.
 
Sonbahar mevsiminin gelişi ile birlikte astımlı bireylerde alt solunum yolu yakınmalarının sıklığında ve şiddetinde artma riski yüksektir. Alerjik bireyler arasında da sonbahar mevsimindeki değişimlerden en fazla çocuklar etkilenir. Sonbaharda yaz mevsiminin bitmesi ile ısının azalması ve yağmurların artması, çevremizdeki virüs ve bakteri çeşitliliği ile sayısında değişikliğe neden olması, özellikle ev içi denilen kapalı ortamlarda geçirilen zamanın artması ile ev içi alerjenlere maruziyetin artması gibi nedenler şikayetlerin artmasına neden olur.
Bir önceki mevsimde (yaz aylarında) astım yakınmaları yaşayan, solunum fonksiyon testlerinde düşük değerlere sahip olan, birden fazla alerjik duyarlanması olan hastalarda (örneğin aynı bireyde hem ev tozu akarı hem hamam böceği alerjisi olması durumunda) risk daha fazladır.
 
Arının soktuğu yerde hafif ağrı, hafif şişlik ve kızarıklık herkeste görülebilen reaksiyonlardır ve normaldir. Ancak arı alerjisi olan kişilerde arı sokması sonrasında tüm vücutta yaygın kırmızılık, döküntü, kaşıntı, arının soktuğu yerlerden uzak bölgelerde şişlik, nefes borusunda veya dilde şişliğe (ödeme) bağlı nefes alamama, öksürük, hırıltı, kusma, karın ağrısı, tansiyon düşmesi, sersemlik gibi bulgular görülür. Burada reaksiyon arının soktuğu yer ile sınırlı kalmaz, solunum ve dolaşım sistemi gibi hayati sistemleri de etkiler ve bu reaksiyona anafilaksi (alerjik şok) denir. Bu bulgular olduğunda ise alerjik reaksiyonlar düşünülmeli ve hemen en yakın sağlık merkezine başvurulmalıdır.
 
Arı alerjisinde şu ana dek etkinliği kanıtlanmış ve tedavisüresi tamamlandığında koruyuculuğu %83-100 arasında bildirilen tek koruyucu tedavi yöntemi aşı tedavisi (venom immünoterapisi)’dir. Arı alerjisi saptanan kişilere arı immünoterapi tedavisi düşük dozlardan başlanarak doktor kontrolünde hastanın üst kol dış yüzünde deri içine enjeksiyon şeklinde yapılır. İmmünoterapi enjeksiyonu sırasında da alerjik reaksiyonlar görülebilir. Bu nedenle immünoterapi tedavisi mutlaka doktor gözetiminde yapılmalı ve enjeksiyondan sonra hasta en az 30 dakika gözlem altında tutulmalıdır.
 
Anafilaksi ani başlangıçlı, ciddi, hayatı tehdit edebilen alerjik reaksiyonları tanımlamak için kullanılmaktadır. En sık anafilaksi nedeni besinlerdir, özellikle çocuklarda besinlere bağlı anafilaksi erişkinlere kıyasla daha sık görülmektedir. Erişkinlerde ise ilaç ve arı alerjilerine bağlı anafilaksi çocuklara kıyasla daha sık görülmektedir.
Anafilaksi alerjik besinin alımından sonra hızla gelişen deride ürtiker ve ödem, solunumla ilgili öksürük, ses kısıklığı, hırıltı, nefes darlığı, sindirimle ilgilikusma, karın ağrısı ve ishal, dolaşımla ilgili hipotansiyon bulgularının görüldüğü şiddetli alerjik reaksiyondur. Eğer kişinin alerjik olduğu besini kazara aldığı biliniyorsa ve ardından sadece hipotansiyon ve buna bağlı sersemlik, kendinden geçme, bayılma yakınmaları olması anafilaksi tanısı koymak için yeterlidir. Besin alerjisi dışında ilaç alerjisi, arı alerjisi olan kişilerin de anafilaksi geçirme riski vardır. Anafilaksi tedavisinde ilk basamak tedavi Epinefrin/Adrenalin’dir. Epinefrin/adrenalin anafilaksi tedavisinde hayat kurtarıcıdır.
 
Egzama (atopik dermatit), sıklıkla erken çocuklukla döneminde başlayan kaşıntı ile seyreden kronik, tekrarlayıcı, enflamatuvar bir cilt hastalığıdır. Egzama çocuklarda görülen en sık deri hastalığıdır. Bazı hastalarda besinler ve solunum yolu ile alınan alerjenlere (polen, akar, kedi, köpek, küf mantarı gibi) karşı alerjik duyarlılık egzamaya neden olurken, bazı hastalarda neden bulunamamaktadır.
 
Derinin en önemli görevi bizi dış etkenlere karşı korumaktır. Ancak deri kuru ise ve deri hücrelerini birbirine bağlayan kilitler gevşek ise deri bariyer görevini yerine getiremez ve egzama ile diğer alerjik hastalıklar ortaya çıkması için uygun bir zemin oluşur.
 
İlk 2 yaştaki çocuklarda egzama öncelikle yüzü, saçlı deriyi, kol ve bacakların dış yüzünü tutmaktadır İki yaştan büyük çocuklarda ise kol ve bacakların kıvrım bölgelerinde egzama lezyonları görülmektedir.
Besin alerjisi besin alımını takiben ortaya çıkan besine özgü immün (bağışıklık sistemi) cevaptır. Erken tip besin alerjileri besin alımını takiben birkaç dakika veya saat içinde ortaya çıkan ürtiker (kurdeşen), anjiyoödem (şişlik), anafilaksi, rinit (burun akıntısı, hapşırma, burunda kaşıntı ve tıkanıklık), öksürük, hırıltı, nefes darlığı gibi bulgularla karakterizedir. Geç tip besin alerjileri ise genellikle besin alımından sonraki birkaç saat veya gün içinde ortaya çıkan inatçı kusma, ishal, kanlı gaita ve büyüme geriliği ile karakterize olup ‘besin proteini ilişkili enterokolit’, ‘besin proteini ilişkili proktokolit’ ve ‘eozinofilik gastrointestinal hastalıkları’ (eozinofilik gastrit/duodenit/gastroenterit/kolit) içerir.
 
Hemen her besin alerjiye neden olabilir. Ancak bazı besinler farklı toplumlarda, o toplumun beslenme alışkanlıkları, kültürel özellikleri gibi faktörlerle ilişkili olarak diğerlerinden daha sık görülebilir. Ülkemizde besin alerjisine en sık yol açan besinler yumurta, inek sütü, fındık, fıstık, ceviz, mercimek, buğday, susam ve et olup soya, nohut ve balık daha az sıklıkta görülmektedir. Amerikan toplumunda ise yer fıstığı ve kabuklu deniz ürünleri alerjisi daha sık iken, ülkemizde fındık, mercimek ve susam alerjilerine diğer toplumlara göre daha sık rastlanmaktadır.
Besin alerjileri sıklıkla çocukluk döneminde ortaya çıkmakla birlikte yenidoğan döneminden itibaren herhangi bir yaşta görülebilir. Yumurta, inek sütü ve buğday alerjileri genellikle erken bebeklik ve çocukluk döneminde belirti vermeye başlarken kuru yemişlere bağlı alerjiler daha geç çocukluk döneminde başlayabilmektedir. Ancak son yıllarda 1 yaş civarında da fındık ve diğer kuru yemiş alerjilerine daha sık rastlandığı gözlenmektedir.
Besin alerjisi tanısı için kan ve deriden alerji testleri yapılmakla birlikte tanıda altın standart yöntem “besin yükleme testleri”dir. Hastanın klinik öyküsüne bağlı olarak hangi testlerin yapılacağının bu konuda deneyimli Alerji Hastalıkları Uzmanı tarafından belirlenmesi daha uygundur.
 
Besin alerjisinin tedavisinde reaksiyona neden olan alerjeni ve bu alerjeni içeren tüm gıda/ürünleri diyetten çıkarmak ve beraberinde çocuğun diyetini düzenlemek ve tüketebileceği alternatif gıdalar önererek büyüme gelişmesini desteklemek gerekir. Özellikle süt ve yumurta alerjisi olan bazı çocuklarda büyüdükçe alerjilerinde düzelme olmuyorsa fırınlanmış olarak veya besinlerin doğrudan kendileri ile immünoterapi (duyarsızlaştırma) tedavisi yapılabilir. Bu tedavi sırasında alerjik reaksiyonlar gelişebileceği için deneyimli merkezlerce yapılması uygundur.
 
İnek sütü protein alerjisi olan bebekler anne sütü alma imkanı yoksa normal bebek mamaları yerine hipoalerjenik mamaları kullanmalıdır.

Anne sütü alma imkanı olmayan çocuklarda inek sütü proteini alerjisi varsa normal bebek mamaları yerine hipoalerjenik mamalardan kullanmak gerekir. Hangi hipoalerjen mamanın kullanılacağı alerji uzmanı tarafından hastalığın tipi ve şiddetine ile hastanın yaşına göre belirlenerek rapor çıkarılır ve takiben mamalar eczanelerden temin edilebilir.
 
Çocukluk çağının en sık görülen besin alerjileri olan süt ve yumurta alerjileri sıklıkla çocuklar büyüdükçe geçmektedir. Geçme yaşı çocuktan çocuğa farklılık göstermektedir. Son yıllarda besin alerjisi sıklığının artışı yanında erken tip süt ve yumurta alerjisinin 6 yaş üzerindedaha yüksek oranlarda devam ettiği görülmektedir.
En sık antibiyotikler (örnek: penisilinler) ve ağrı kesiciler ile alerjik reaksiyonlar ortaya çıkar. Ayrıca anestezi sırasında (lokal anestezi genel anestezi) kullanılan ilaçlar, kanser ilaçları, mide ilaçları, epilepsi ilaçları ve röntgen çekiminde kullanılan ilaçlar da alerjik reaksiyonlara neden olabilir.
 

Çocuk Cerrahisi

  • Yenidoğan cerrahisi
  • Çocukluk çağının cerrahi ya da endoskopik girişim gerektiren acil durumları
  • Abdominal organ sistemleri ile ilgili cerrahiler
  • Günübirlik cerrahiler (sünnet, inguinal herni, hidrosel, umblikal herni, inmemiş testis, dil altı bağı vb)
  • Üriner sistem cerrahisi (böbrek, üreter, mesane, üretra, testis vb)
  • Genital sistem cerrahisi (labial sineşi, cinsiyet gelişim farklılıkları, gömülü penis, hipospadias vb)
  • İdrar kaçırma, işeme bozuklukları mesane hastalıkları
  • Gaita kaçırma
  • İdrar ve gaita kaçırmanın invazif olmayan biofeedback terapileri
  • Çocukluk çağı tümörleri
  • Tümör hastalarının tedavileri için IV port katater takılması
  • Baş ve boyun cerrahisi
  • Cerrahi göğüs hastalıkları
  • Travma
  • Organ nakli
  • Gerekli durumlarda böbrek nakli öncesi diyaliz katateri takılması
  • Fetal cerrahi
  • Bronkoskopi, özofagoskopi, sistoskopi, üreterorenoskopi ve laparoskopik cerrahi
  • Nefroüroloji, onkoloji, endokrinoloji-genetik ve organ nakli konseyleri.
  • Yenidoğan ve ileri yaş döneminde sünnet, yumurtaların-testislerin inmemesi, yerinde olmaması, kasık ve yumurtalarda şişlik-ağrı, pipide eğrilik, gömüklük, şekil bozuklukları, dış üretra açıklığının normal yerinde olmaması
  • Gece ve/veya gündüz idrar kaçırma, kanlı idrar yapma, idrar yollarında taş, böbrek çıkışında darlık, böbreklere idrar kaçağı-vezikoüreteral reflü
  • Doğuştan olan intestinal atreziler (özofagus, duodenum, ince ve kalın barsaklar, anal atreziler), safra yolları atrezisi, sonraki dönemlerde safra kesesinde taş, polip, karaciğerde kist-kitle
  • Göbekte akıntı, kanama, şişlik, rektal kanama, kanlı gaita, anüste çatlak, kabızlık, gaita kaçırma, kıl dönmesi, karın ağrısı, apandisit şüphesi, invajinasyon-barsak düğümlenmesi
  • Oral beslenme güçlüğü, yutma bozukluğu, gastroözofageal reflü-aspirasyon gelişimi
  • Kız çocuklarında genital bölgede yapışıklık, overlerde kist-kitle
  • Solunum veya sindirim sistemine yabancı cisim kaçması
  • Boyunda şişlik, kitle, ağrı, akıntı
  • Karında ele gelen kitle, tümöral yapılar
  • Memede şişlik, kitle

Çocuk Endokrinolojisi ve Diyabet

Tanı ve tedavi uygulamalarının yanı sıra diyabetle yaşamı kolaylaştırmak amacıyla ekibimiz ayrıca şu konularda da çocuklarımıza ve ailelerine hizmet ve danışmanlık sağlıyor.
  • Yeni tanı almış diyabetli çocukların yatarak tedavisi ve eğitimi        
  • Diyabetik Ketoasidoz gibi acil durumların tedavisi       
  •  İnsülin pompası takılması ve izlemi        
  • Yeni nesil (parmaktan kan almayı gerektirmeyen) kan şekeri ölçüm sistemlerinin takılması ve izlemi
  • Yapılandırılmış diyabet eğitimi ve eğitim kaynağı sağlanması
  • Karbonhidrat sayımı/yönetimi eğitimi        
  • Ruhsal sağlık izlemi ve direnç kazandırma eğitimleri       
  • Acil durum desteği ve danışmanlık        
  • Diyabetli akranlar ve deneyimli diyabetliler ile paylaşım toplantıları/kültür gezileri      
  •  Her yıl İznik’te yapılan “Arkadaşım Diyabet Kampı”na katılım
  • Her yıl Uludağ’da yapılan ‘Arkadaşım Diyabet Aile Kampı’na katılım       
  • Okulda Diyabet Programı       
  • İhtiyacı olan diyabetli çocuk ve ailelerin sosyal olarak desteklenmesi/ Mentör aile programı

Kapsamlı Çocuk Diyabet Programı

Diyabet daha çok erişkinlerin hastalığı olarak bilinmekle birlikte küçük yaşlardan itibaren çocuklarda da görülür. Çocuklarda görülen Tip 1 diyabet, kan şekerini düzenleyen insülin hormonunun kalıcı eksikliğine bağlıdır.  Bu nedenle diyabetli çocuklar tanı aldıkları günden itibaren günde en az 4-6 kez kan şekerlerini ölçmek ve buna göre enjeksiyonla ya da insülin pompası ile dışardan insülin hormonu almak zorundadır.

Diyabetli çocukların uzun dönemli izleminde ve sağlıklı yaşam sürmelerinde insülin ve teknolojiler kadar diyabet eğitimi de önemli etkiye sahiptir. Son yıllarda karbonhidrat sayımına dayalı “Esnek Diyabet Tedavisi” ile diyabet, çocuklar ve aileler için bir yük olmaktan çıkmaktadır. Diyabetli çocukların ve ailelerinin kaygılarının azalmasında da eğitim çok önemli bir etkiye sahiptir. Diyabet tanısı konan çocuklara hastaneye yattıklarında temel bilgiler verilmekle birlikte diyabetli çocukların doktor, hemşire, diyetisyen ve deneyimli diyabetlilerle birlikte yaşamasına dayanan diyabetli çocuk kampları da çok etkili bir eğitim imkanı sağlamaktadır.

Bütün bunların yanında diyabetli çocukların okulda desteklenmeleri, diyabetle baş etme güçlerinin artırılması (direnç kazanmaları), ruhsal sorunların erken saptanması, diyabetle barışık (“arkadaş”) bir yaşam sürmeleri, erişkin yaşama geçerken rehberlik almaları ve desteklenmeleri gerekmektedir.

Kapsamlı Çocuk Diyabet Programı aşağıdaki temel ögeleri içermektedir:
  • İlk başvuru Tip 1 diyabetli için asgari 45 dakika hekim görüşmesi ve tedavi önerilerini/glisemik hedefleri içeren bir yazılı belge verilmesi
  • Temel eğitim güncellemesi ve ileri eğitim (1 kez hemşire, 3 kez diyetisyen, 1 kez psikolog görüşmesini içeren görüşmeler- karbonhidrat, protein ve yağ sayımı, egzersiz yönetimi eğitimi)
  • Diyabet ekibi ile sürekli iletişim imkanı
  • En az iki ziyaretten birinde diyetisyen görüşmesi
  • Mümkün olan her çocuğun Sürekli Glukoz İzlem Sistemleri (sensör) kullanması
  • Mümkün olan her çocuğun insülin pompası kullanması
  • Programlarımıza erişimi kolaylaştırmak için “İlk Başvuru Eğitim Paketi” ve “İnsülin Pompa Tedavisi Paketi” olmak üzere iki paket tanımlanmış ve bu şekilde ödeme kolaylığı sağlanmıştır.

 

İnsülin Pompa Tedavisi ve İleri Teknolojiler Programı 

Tip 1 diyabet tedavisinde son yıllarda yeni insülinlerin kullanılmasının yanı sıra önemli teknolojik ilerlemeler de oldu. “Akıllı insülin pompası” ile insülin tedavisi daha fizyolojik şekilde yapılabilir hale gelirken, öte yandan sürekli kan şekeri ölçüm sistemleri, parmaktan kan alınarak yapılan kan şekeri ölçümünün yerini almak üzere. Bu ilerlemeler ile “Yapay Pankreas” ve “Biyonik Pankreas” gibi kan şekeri ölçümü ile insülin verilmesini otomatik hale getiren sistemlerin uzak olmayan bir zamanda rutin tedavide kullanılması da mümkün hale gelmiştir. Bölümümüzde insülin pompa tedavisi ve sensör teknolojisinin ülkemizde bulunan tüm ürünleri uygulanmaktadır. Koç Üniversitesi Hastanesi’nde takip edilen Tip 1 diyabetli çocukların yüzde 20’si insülin pompası, yüzde 46’sı ise sürekli glukoz izlem sistemi kullanmaktadır.

Koç Üniversitesi Çocuk Diyabet Ekibi olarak, insülin pompasının tek başına önemli bir katkısının olmayacağının bilincindeyiz ve bu nedenle de başta karbonhidrat sayımı olmak üzere kapsamlı diyabet eğitimini temel alıyoruz. Çocuk/ergen-aile ve ekibin ortak kararı ile pompa takılmasına karar veriyoruz ve öncesinde karbonhidrat sayımı/yönetimi eğitimi almış olmalarını ve uygulamalarını istiyoruz. İnsülin Pompa Tedavisi ayaktan ve 3 günlük bir süreci ve sonraki kontrolleri kapsıyor.

İnsülin Pompa Tedavisi

1.Gün
  • Sabah, diyetisyen ve psikolog görüşmesi, İnsülin/karbonhidrat oranı ile İnsülin Duyarlılık Faktörünün belirlenmesi,
  • Öğleden sonra pompa ile ilgili teknik eğitim, distile su ile demo pompa takılması ve evde enjeksiyon ile tedaviye devam

2.Gün
  • Varsa CGMS verilerinin ve glukometrenin download edilmesi
  • Pompa fonksiyonlarının öğretilmesi
  • Hipoglisemi ve hiperglisemi yönetimi eğitimi
  • Ekip oturumu, bazal hız ayarları
  • Demo pompada insüline geçiş
  • Rapor çıkarılması

3.Gün
  • Soruların cevaplanması
  • Gözden geçirme
  • Set değişimi
  • Egzersiz yönetimi eğitimi
  • Hastalık durumlarında yönetim

2 hafta sonra
  • Pompa ve sensor download raporu
  • Ayarların gözden geçirilmesi
  • Modellerin açılması
  • Detaylı sensör eğitimi, alarmların açılması

1 ay sonra
  • Pompa ve sensor download raporu
  • Ayarların gözden geçirilmesi
 

Diyabetli Çocuk Aileleri Dayanışma ve Rehberlik (Mentörlük) Programı 

Tip 1 diyabetli çocuklarda tanı sürecinin ve sonrasının ele alınma şekli, ebeveynlerin tutumu, çocuğun durumuyla ilgili algısı ve sosyal destek gibi konular oldukça önemli olmaktadır. Ailelerin diyabetle ilgili sağlık personellerinin yanı sıra deneyimlerini paylaşabilecekleri, destek alabilecekleri kişilerle iletişim halinde olmaları ruhsal durumlarını olumlu yönde etkileyip, dirençlerini artırmaktadır.
Diyabetli Çocuk Aileleri Dayanışma ve Rehberlik (Mentörlük) Programı, doğru bilgiye ulaşımı artırma, deneyimli ve iyi yönetim sağlayan aileleri mentor olarak geliştirerek diğer Tip 1 Diyabetlileri ve ailelerini yakından desteklenmesini sağlamayı hedeflemektedir. Aşağıda bu programın amaçları yer almaktadır:
  • Tip 1 Diyabetli çocuk ve aileleri için deneyimlerini, sorularını ve bilgilerini paylaştıkları, aynı zamanda uzmanların bilimsel bilgileri paylaştığı bir sanal ortam yaratmak, bu amaçla www.arkadasimdiyabet.com sitesinden yararlanmak,
  • Aileler arasında gönüllü ve mentörlük yapabilecek kişileri eğitmek,
  •  Rehber (Mentor) olarak belirlenen kişilere belirli sayıda aile verilerek (çocukların benzer yaşlarda olması veya tanı alması, yakın yerlerde ikamet etmesi gibi özellikler göz önünde bulundurularak) onlara diyabet yönetimi, sosyal destek gibi konularda (ihtiyaç halinde hemen) yardımda bulunmasını sağlamak
  • Yeni tanı Tip 1 diyabetli çocukları ve ailelerini hastanede ziyaret etmek ve destek süreçlerinde yer almak,
  • Ailelerin ve çocukların bir araya geldiği sosyal aktiviteler düzenlemek ve paylaşımları güçlendirmek.
  • Maddi olanakları yeterli olmayan ailelere gönüllü yardımlarda bulunmak.

 

Arkadaşım Diyabet İznik Kampı 

“Arkadaşım Diyabet Kampları”, diyabetli çocukların eğitim ve sağlıklarını iyileştirmek amacıyla 1997’den beri İznik’te, 2011’den beri Diyarbakır’da (2016’dan beri ortak olarak İznik’te) düzenlenmektedir. Kampta eğitim, temel konuların ders olarak anlatılması yanında, grup çalışmaları ve deneyim paylaşımı ile yapılmaktadır. Yaşlara göre dağılımı yapılan grupların, “Diyabet tedavisine genel yaklaşım”, “Diyabetle barışık olmak ve baş edebilmek”, “Tip 1 diyabet ve egzersiz”, “İnsülin pompa tedavisi ve yeni teknolojiler”, “Karbonhidrat, protein ve yağ sayımı”, “İnsülin dozlarının ayarlanması”, “Evde hiperglisemi ve ketonemi yönetimi” konularında eğitimi ve deneyim paylaşımı amaçlanmaktadır. Eğitim saatleri dışındaki zamanlarda yüzme başta olmak üzere çeşitli spor, eğlence ve sanat aktiviteleri düzenlenmektedir. Kampta en az 2 öğretim üyesinin sorumluluğunda çocuk endokrinoloji uzmanları, çocuk sağlığı ve çocuk ruh sağlığı hekimleri, diyetisyenler, diyabet hemşireleri, psikologlar, tıp, diyetisyenlik ve hemşirelik okulu öğrencileri ve aktivite liderlerinden oluşan bir ekip 24 saat görev yapmaktadır. Ayrıca deneyimli diyabetli abi ve ablalar grup lideri ve “rol model” olarak kampta 24 saat çocuklarla her anı paylaşmaktadır.

Detaylı bilgiye Arkadaşım Diyabet İznik Kampı sayfasından ulaşabilirsiniz.
 

 Arkadaşım Diyabet Aile Kampı 

1997’den beri İznik’te, 2011’den beri Diyarbakır’da (2016’dan beri ortak olarak İznik’te) düzenlenen “Arkadaşım Diyabet Kampları” diyabetli çocukların eğitim ve sağlıklarını iyileştirmeyi amaçlıyor. Bu kamplara çocuklarını gönderen birçok aile, kendileri için de kamp düzenlenmesini, çocuklarının aldığı kapsamlı eğitimi kendilerinin de almak istediklerini, ayrıca çocukları gibi kendilerinin de diyabetli çocuğu olan başka aileler ile deneyim paylaşımı ve etkileşime ihtiyaçları olduğunu ifade ediyorlar. Yıllar içinde hep dile getirilen bu isteğe cevap vermek, diyabetli çocukların daha iyi tedavisi için yeni oluşan eğitim ihtiyaçlarını karşılamak, “Kapsamlı Çocuk Diyabet Programı” adını verdiğimiz çalışmalarımızdaki “değer yaratma zincirini” tamamlamak amacıyla 2018’den itibaren “Arkadaşım Diyabet Aile Kampı” düzenlemeye başladık. Bu kampa diyabetli çocukların yanı sıra anne ve babalar ile diyabetli olmayan kardeşler de katılabiliyor.

Detaylı bilgiye Arkadaşım Diyabet Aile Kampı sayfasından ulaşabilirsiniz.
 

Okulda Diyabet Programı 

Diyabetli çocuklar günün büyük bir kısmını (günde 8-10 saate kadar) okul personelinin gözetimi altında geçiriyor. Okulda bulundukları zaman aralığında glisemik kontrolün sağlanamaması diyabet yönetimini olumsuz etkiliyor.  Başta öğretmenler olmak üzere okul personeli, yeterli eğitim almadıklarında diyabet yönetiminin gereklerinin yapılması ve optimal kan şekeri kontrolü sağlanmasında zorluklar yaşayabiliyorlar.  Ayrıca, yaş ve yeterliliğe bakmaksızın, Tip 1 diyabetli tüm öğrencilere okulda geçirdikleri zaman boyunca destek olmak gerekiyor ve burada okul personelinin gözetimi büyük önem taşıyor.  Pek çok okulda okul hemşireleri olmadığı için kan şekeri takibi ve insülin tedavisi ebeveynlerin ve diğer okul personelinin sorumluluğuna kalıyor. Ülkemizde 2010 yılından beri Okulda Diyabet Programı’nı uyguluyoruz ve bu program çerçevesinde birçok aktivite yapılıyor.

Koç Üniversitesi Çocuk Diyabet ekibi olarak bu program kapsamında her ayın son cumartesi günü “Okulda Acil Diyabet Bakımı Eğitim Programı”nı düzenliyoruz. Ekim 2018’den beri bu kurslara 60 öğretmen ve hemşire katıldı.
 

Diyabet Eğitim Programı 

Bölümümüz tarafından, hem izlediğimiz diyabetli çocuk ve ailelerinin eğitimine hem de ülkemizdeki diyabetli çocuk ve ailelerinin eğitimine destek olmak üzere “Diyapedia” isimli bir online eğitim programı başlatılmıştır. Bu program çerçevesinde yapılan bütün eğitim etkinlikleri Vehbi Koç Vakfı Sağlık Kuruluşları canlı yayın ve video portalı üzerinden yayınlanmakta ve bu etkinliklerin kayıtlarına daha sonra da yine aynı portal üzerinden ulaşılabilmektedir.

Ekibimiz tarafından son yıllarda “Şekerli Çocuğun Günlüğü”, “Şimdi Diyabetle Arkadaş Olma Zamanı” ve “Şimdi Diyabetle Yaşamayı Öğrenme Zamanı”  isimli eğitim kitapları yayınlanmıştır.  Bölümümüzce üretilen bu kitaplara ve sunumlara Arkadaşım Diyabet sitesinden ulaşılabilmektedir.
 

Arkadaşım Diyabet Basketbol Gösteri Maçı ve Arkadaşım Diyabet Koşusu 

Diyabetli çocukların ve gençlerin sorunlarından birisi de toplumun Tip 1 diyabeti tanımaması, bilmemesidir. İlk kez Tip 1 diyabetli bir çocukla karşılaşanlar çoğu zaman onların normal bir yaşam sürdüremeyeceklerini, örneğin herkes gibi evlenip çocuk sahibi olamayacaklarını, ya da bir takımda sporcu olarak yer alıyorlarsa, spor yaşamına veda etmeleri gerektiğini düşünür. Bazı iş sahipleri ve insan kaynakları yetkilileri ise Tip 1 diyabetli gençleri işe almak konusunda isteksiz davranır. Bütün bunlardan dolayı bazı çocuklar diyabetli oldukları bilinirse kendilerine farklı davranılacağı düşüncesinden bir türlü kurtulamaz.

Oysa günümüzde diyabetli çocuklar ve gençler uygun tedavi ile normal ve başarılı bir yaşam sürebilirler ve “Diyabetle Arkadaş Olarak” kendi yaşıtları gibi her şeyi yapabilirler. Örneğin diyabetli bireyler arasında basketbol oyuncusu Alper Saruhan ve maratoncu Gürkan Açıkgöz gibi başarılı birçok sporcu vardır. Alper Saruhan, “TV programlarındaki hayatın değil diyabetli çocukların hayatının esas ‘Survivor’ (zor koşullara rağmen hayatta kalan kişi) sıfatını hak ettiğini, kendi yaşamının diyabetli olarak başarılı bir sporcu olunabileceğini gösterdiğini, hedeflere ulaşmada diyabetin bir engel olmadığını, diyabetle arkadaş olarak tüm zorlukların aşılabileceğini” ifade ederek diyabetli çocuk ve gençlere örnek olmaktadır.

Tip 1 diyabetin spor yapmaya engel olmadığı gibi, Tip 1 diyabetlilerin sporla yaşamlarında fark yaratabileceklerine dikkat çekmek amacıyla, 2017 yılından beri Türkiye Basketbol Antrenörleri Derneği ile Tip 1 diyabetli basketbolcular ile ünlü basketbolcuların karşı karşıya geleceği bir gösteri maçı ve yine 2017 yılından beri Koç Spor Topluluğu ile İşbirliği yapılarak Bağlarbaşı Korusu’nda Arkadaşım Diyabet Koşusu düzenlenmektedir.
 

Kapsamlı Obezite Programı 

Şişmanlık ve başta diyabet olmak üzere şişmanlığa bağlı hastalıklar çağımızın en önemli halk sağlığı sorunu haline geldi.  ABD gibi bazı ülkelerde şişmanlıktan ölenler, açlıktan ölenleri geçmiş durumda. Ülkemizde de son yıllarda yapılan araştırmalar erişkinlerin yüzde 30’dan fazlasının, çocukların ise yüzde 20’sinin fazla kilolu ve şişman olduğunu gösteriyor.

Ülkemizde yakında zamanda WHO’nun önerdiği yöntemle ilkokul ikinci sınıf öğrencilerinde yapılan “Çocukluk Çağı Obezite Araştırması”nda şişmanlık sıklığı yüzde 8,4, fazla kilolu (şişmanlık riski olan) sıklığı yüzde 14,3  oarak saptandı. Şişmanlık sıklığının kentlerde kırlara göre 3 kat fazla olduğu belirlendi. Benzer fark İstanbul/Batı ile Doğu/Güneydoğu için de geçerli. Bu veriler çocuklardaki şişmanlık artışında yaşam ve beslenme tarzının ne kadar belirleyici olduğunu gösteriyor. Kentlerdeki ve Batıdaki çocuklar küçüklükten itibaren fazla kalori içeren ve yendiğinde/içildiğinde keyif veren ve bu nedenle de ömür boyu yeme alışkanlığı yaratan ürünlerle daha çok karşılaşıyor ve erken yaşlarda şişmanlamaya başlıyorlar. Hepimiz, “abur-cubur” ürünlerin başta süpermarketler olmak üzere “ her yerde” olduğunu, bu ürünlerin ucuz ve “güvenli” (güvenli ama sağlıksızlar oysa) olduğu algısının yaratıldığını, çoğu zaman çizgi film karakterlerinin bu ürünlerin tanıtımında kullanıldığını ve çocuklar için sevimli hale getirildiğini biliyoruz. Önüne çubuk kraker konan çocuklardan besin reklamı seyredenler, seyretmeyenlere göre yüzde 40 daha çok kraker yiyor. Bütün bunların gerisinde ise “abur-cubur” ve işlenmiş ürünlerin içindeki şeker miktarının fazlalığı ve hızlı emilen şeker üzerinden gerçekleşen “besin bağımlılığı” süreçleri yatıyor.

Şişmanlık bir toplumda önce fazla kiloluların, sonra şişmanların, sonra şişmanlığa bağlı Tip 2 diyabet gibi hastalıkların, daha sonra ise bu hastalıklara bağlı yaşam süresi kısalması ve sakatlıkların artması, en son aşamada ise şişmanlığın kuşaktan kuşağa geçmesini sağlayan epigenetik birikimlerin oluşması evrelerinden geçerek ilerleyen karmaşık bir sorun. Bu açıdan bakıldığında çocukların şişmanlıktan korunması ve şişman olanların tedavisi çocukların sağlığının korunması kadar erişkin sağlığının, dolayısıyla toplum sağlığının korunması bakımından da en önemli strateji olarak kabul ediliyor.

Koç Üniversitesi Hastanesi Çocuk Endokrin Ekibi olarak, 27 yıldır kazandığımız deneyim ve birikimleri, yeni imkanlarla obez çocuklara sunmaktan mutluyuz. Ekip olarak aşağıdaki hizmetleri veriyoruz.
  • İlk başvuruda kapsamlı değerlendirme ve kişiye özel yaklaşımların belirlenmesi
  • İnsülin direnci değerlendirilmesi ve tedavisi
  • Besin tüketim alışkanlıklarının ve vücut kitlesi bileşenlerinin (yağ, kas ve kemik dokusu oranları) analizi
  • Yapılandırılmış sağlıklı beslenme eğitimi
  • Obezite derecesi ve kişisel özelliklere göre beslenme planlanması (diyet) ve yakından izlem
  • Kişiye özel egzersiz planlanması
  • Psikososyal değerlendirme ve destek
  • Okulda destek ve “damgalanmanın” önlenmesi
  • Yeni obezite ilaçları ile tedavi
  • Gerekli olan adolesan obezlerde Koç Üniversitesi Hastanesi Metabolik Cerrahi Birimi işbirliğiyle  “Metabolik Cerrahi” planı.

Çocuk Kardiyoloji

  • Çocuklarda doğumsal kalp hastalıkları
  • Erişkin yaşta doğumsal kalp hastalıkları
  • Edinsel kalp hastalıkları (Romatizmal kalp hastalığı, Kawasaki Sendromu, Enfektif Endokardit)
  • Kardiyak ritim ve ileti bozuklukları
  • Fetal dönem kalp hastalıkları
  • Girişimsel kardiyoloji
Hastalar sıklıkla üfürüm, göğüs ağrısı, morarma, çarpıntı, baş dönmesi, bayılma (senkop), yüksek tansiyon gibi yakınmalarla polikliniğimize başvurmakta veya hastanemizdeki diğer bölümlerden konsültasyon istenerek yönlendirilmektedir.

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları (Pediatri)

Sağlıklı çocuk izlemi ve bağışıklama başta olmak üzere çocukluk yaş grubunu ilgilendiren tüm hastalıklar ve bunlara bağlı şikayetler bölümümüzü ilgilendiriyor.
 
  • Ateşli hastalıklar
  • Beslenme problemleri
  • Alerjik hastalıklar
  • Astım
  • Atopik dematit (egzama)
  • Ürtiker (kurdeşen ve anjiyoödem)
  • Alerjik rinit (alerjik nezle)
  • Besin alerjileri
  • İlaç alerjileri
  • Anafilaksi (alerjik şok)
  • Arı alerjileri
  • İmmünoterapi (alerji aşı tedavisi)
  • Mastositoz
  • Solunum yolu hastalıkları
  • Diyabet
  • Obezite
  • Büyüme geriliği
  • Ergenlik sorunları
  • Mide-bağırsak-karaciğer sistemi hastalıkları
  • İdrar kaçırma
  • İdrar yolları ve böbrek ile ilgili sorunlar
  • Kan basıncı yüksekliği
  • Böbrek yetersizliği
  • Diyaliz
  • Organ nakli
  • Nörolojik hastalıklar (nöbet/havale geçirme, beyin gelişimi/yapısı ile ilgili anormallikler)
  • Kan hastalıkları ve çocuk kanserleri
Yenidoğan hastalıkları gibi geniş bir yelpazede rahatsızlıklara bağlı durumlar, bölümümüzle bağlantılı olan şikayetler grubunda yer alıyor.
  • Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları (Genel Pediatri)
  • Çocuk Alerji ve İmmünoloji
  • Çocuk Endokrinoloji
  • Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları
  • Çocuk Gastroenteroloji, Hepatoloji ve Beslenme
  • Çocuk Göğüs Hastalıkları
  • Çocuk Hematoloji ve Onkoloji
  • Çocuk Kardiyoloji
  • Çocuk Nefroloji
  • Çocuk Nöroloji
  • Çocuk Romatoloji
  • Çocuk Yoğun Bakım
  • Yenidoğan Yoğun Bakım

Dermatoloji

Bölümümüzde tüm cilt hastalıklarının tanı, tedavi ve takibinde kullanılan dermoskopi, girişimsel dermatoloji/dermatocerrahi, kozmetik dermatoloji uygulamaları ve lazer tedavilerinin yanı sıra dermatoalerji, atopik dermatit, ürtiker, psoriazis,  dermatoonkoloji,  otoimmun büllöz hastalıklar gibi hastalık gruplarına özel poliklinik hizmeti verilmektedir.
Deri, tüm vücudu saran en büyük organımızdır. Derinin çok sayıda hastalığı olmakla birlikte dahili hastalıklardan da etkilenebilmekte, bazen iç hastalıklarının ilk bulguları deride oluşabilmektedir. Günümüzde tanımlı 1500’den fazla deri hastalığı ve bunların varyantları mevcuttur. Hastalarımız dermatoloji polikliniğine en sık aşağıdaki şikayetler ile başvurmaktadır.

Kaşıntı, deri döküntüsü, mantar, egzama, akne (sivilce), psoriazis (sedef), rozase, saç ve tırnak hastalıkları, hidradenitis suppurativa, deri renk değişiklikleri, ürtiker, benler, derinin enfeksiyöz hastalıkları, bulaşıcı deri hastalıkları, cinsel yolla bulaşan deri hastalıkları, metabolik ve sistemik hastalıkların deri bulguları, inflamatuar deri hastalıkları, hemanjiom, damarsal ben ve lekeler, kalıtsal deri hastalıkları, deri tümörleri, deri lenfoması, deri kanseri ve melanom.
Tanı amaçlı servisler:
  • Deri biyopsisi (punch, insizyonel, shave, eksizyonel)
  • Uyarılabilir ürtiker için provakasyon testleri  (Temptest, Fric test, bisiklet testi, basınç testi)
  • Deri yama testi 
  • Dermoskopi
  • Wood ışığı muayenesi
  • Paterji testi
  • Otolog serum deri testi
  • Tzanck sürüntü testi
  • Işık mikroskobu ile mantar bakısı

Tedavi amaçlı servisler:
  • Kriyoterapi, elektrokoterizasyon
  • İntralezyonel enjeksiyon tedavisi
  • Hiperhidrozda botox tedavisi
  • Tırnak teli uygulaması, tırnak çekimi
  • Fototerapi
  • Vasküler lezyonlarda lazer tedavisi (Pulse Dye Lazer, ND Yag lazer)

Hastalık takibi:
  • Dijital dermoskopik nevüs takibi, ben haritası çıkarılması
  • Dermatopatoloji toplantısı
  • Dermatoonkoloji konseyi
  • Hastalıklara özel poliklinikler (dermatoalerji, atopik dermatit, ürtiker, psoriazis, otoimmun büllöz hastalıklar, dermatoonkoloji)

Kozmetik dermatoloji:
  • Estetik amaçlı botulinum toksin uygulamaları
  • Estetik amaçlı dermal dolgu uygulamaları (dudak, yanak, göz altı ışık dolgusu)
  • PRP (Plateletten zengin plazma tedavisi; cilt canlandırma ve saç dökülmesi için)
  • Saç ve yüz mezoterapisi (gençlik aşısı, somon DNA, hyalüronik asit kombinasyonları)
  • Mikroiğneleme
  • Non-ablatif lazer rejuvenasyon ile cilde antiaging uygulamalar

Endokrinoloji, Diyabet ve Metabolizma Hastalıkları

Bölümümüze en sık başvuru sebebi, diyabet hastalığıdır. Hızlı gelişen ve ilerleyen diyabete bağlı çok su içme, çok idrara çıkma, kilo kaybı, halsizlik gibi şikayetler görülebilir. Tip 2 diyabette bu tür belirtilere rastlanmayabilir. Tip 2 diyabetlilerde bel çevresinde kalınlaşma ve kilo alma görülebilir.

Bunun yanında kilo alımı ve bununla ilişkili komplikasyonlar (yağlı karaciğer hastalığı, tansiyon yükselmesi, eklem ve kas problemleri, geceleri nefes durması vb. durumlar) obezite tanısı olan kişilerde görülebilir.

Titreme, terleme, çarpıntı, kilo kaybı gibi durumlar tiroit bezinin fazla çalışmasında görülebildiği gibi yorgunluk, saç dökülmesi, şişkinlik gibi şikayetler de tiroit bezinin az çalıştığını düşündürebilir.

Tiroit bezinde hissedilen şişkinlik olası bir tiroit nodülü nedeniyle olabilir.

Aşırı halsizlik, tansiyon düşüklüğü, kilo kaybı böbrek üstü bezinin az çalışmasını düşündürebildiği gibi aşırı kilo alımı, tüylenmede artış, tansiyon yüksekliği de böbrek üstü bezinin bazı bölgelerinin fazla çalıştığına işaret edebilir.

Adet düzensizliği, göğüslerden süt gelmesi, libidoda azalma prolaktin hormonunun aşırı salgılanmasından kaynaklanabilir. Ellerde, ayaklarda büyüme, aşırı terleme yine hipofiz bezinden aşırı salgılanan büyüme hormonuyla bağlantısı olabilir.

İç hastalıklarının bir yan dalı olan Endokrinoloji Bilim Dalı, hormonlar ve hormon hastalıkları ile ilgilenir.

Başlıca hormon hastalıkları:
  • Diabetes mellitus (Şeker hastalığı)
  • Tiroit hastalıkları (Guatr ve türleri)
  • Paratiroit hastalıkları (Kalsiyum metabolizması hastalıkları)
  • Osteoporoz (Kemik erimesi)
  • Obezite (Şişmanlık)
  • Hipofiz hastalıkları (Beyin hormonal rahatsızlıkları)
  • Adrenal hastalıklar (Böbreküstü bezi hastalıkları)
  • Gonad hastalıkları (Polikistik over, hormonal bozukluklara bağlı infertilite (kısırlık)...)
  • Hirsutizm (Aşırı tüylenme)

Enfeksiyon Hastalıkları

  • Yüksek ateş
  • Kanser ve tedavisi sırasında ortaya çıkan yüksek ateş
  • İdrar yolları yakınmaları (sıklık, yanma)
  • Yüksek ateşle seyreden öksürük, nefes darlığı, göğüs ağrısı
  • İshal
  • Yüksek ateşle seyreden başağrısı, bilinç bulanıklığı, ense sertliği
  • Kanamalı ateşler
  • Sarılık
Enfeksiyon hastalıkları, genellikle ateşle birlikte seyreder. Bu nedenle yüksek ateşli hastalar, nedeni bilinemeyen veya uzun süren ateşlerin nedenlerinin saptanması ve tedavi sağlanması genellikle enfeksiyon hastalıkları bölümü bünyesinde yapılır.
 
  • Nedeni bilinemeyen ateşli hastalıklar
  • Onkolojik hastalarda enfeksiyonlar
  • Cinsel yolla bulaşan hastalıklar
  • Yeni ortaya çıkan enfeksiyonlar
  • İshalli seyreden hastalıklar
  • İdrar yolu enfeksiyonları
  • Santral sinir sistemini tutan enfeksiyonlar
  • Solunum yoluyla bulaşan enfeksiyonlar
  • Akut ve kronik viral hepatitler (Sarılık)
  • Sağlık bakımıyla ilişkili enfeksiyonlar
  • Diyabetik ayak ve yara enfeksiyonları
  • Enfeksiyon kontrolü
  • Erişkin bağışıklaması
  • HIV/AİDS hastalarının tanı ve tedavileri
  • COVID-19 yönetimi

ESWL (Beden Dışı Ses Dalgası ile Taş Kırma) Ünitesi

  • 2 cm’den küçük böbrek taşları
  • Üreter taşları (Öncelikle 1 cm’e kadar olmakla birlikte 2 cm’e kadar olan taşlarda)
  • Mesane taşları (Eşlik eden obstrüksiyon olmayan olgularda)
  • Gebeler
  • Kontrol altına alınmayan idrar yolu enfeksiyonu olan hastalar
  • Aktif olarak kan sulandırıcı (antikoagulan-antiagregan) ilaç kullanan veya koagulopatisi olan hastalar
  • ESWL uygulanacak alana yakın aort anevrizması olan hastalar
  • Kontrol altına alınmayan hipertansiyon hastaları
  • Taş özellikleri
    • Sayısı
    • Lokalizasyonu
    • Kompozisyonu ve sertliği
  • Hastaya ait değişkenler
    • Böbrek ve vücut anatomik özellikleri
    • Cilt-taş mesafesi
  • Kullanılan cihazın özellikleri
  • Uygulayan kişinin tecrübesi
  • Hastanın işlemi yapan doktor ile uyumu
ESWL, genel olarak oldukça iyi tolere edilebilen, hastada ciddi bir ağrıya yol açmayan bir işlemdir. Yine de oluşabilecek ağrıları en aza indirmek ve dolayısıyla hastanın derin nefes alarak taşa yapılan odağın kaymasını engellemek yani taş kırmadaki başarıyı artırmak için işlem öncesinde tek doz i.m. analjezik (kas içine ağrı kesici) uygulanır. Bu noktada hasta ve doktor tercihleri ile ESP blok (erektör spina plan bloğu) veya i.v. sedasyonla da (uyutularak) işlem yapılabilir.
 
Hastamız hasta kabul bölümünde kayıt işlemlerini yaparken, işlemi gerçekleştirecek doktor ve teknisyen, c kalibrasyonunu yaparak cihazı işleme hazır hale getirirler. Uygulanan ağrı kesici sonrası hastamız işlemin yapılacağı -1. kattaki ESWL odasına alınır ve taşın taraf ve yerleşim yerine göre pozisyon verilir. Taş floroskopi veya ultrasonografi ile görüntülenir ve kırmanın başlayacağı noktaya odaklama yapılır. Ardından işlemin yapılacağı vücut bölgesine ultrasonografi jeli sürülür. Böylece ses dalgalarının etkisinin maksimum olması için taş kırma başlığı ile vücut arasında hava kalmaması sağlanır. ESWL işlemi duyulan bir “tık” sesi ile başlar. Bu ses sürekli kısa aralıklarla duyulur ve titreşimi hafifçe hissedilir. İşlem sırasında taşın odak noktası sık sık kontrol edilir ve enerji seviyesi kontrollü olarak artırılır. İşlemde uygulanacak enerji ve atım sayısı, hastanın tolere etmesine, taşın sertliğine, lokalizasyonuna ve işlem esnasında kırılabilirliğine göre düzenlenir.

İşlem sonrası ESWL ünitesinde yapılan görüntüleme (röntgen) ile taşın ne oranda kırıldığı gözlenir. İşlem sonrası için bilgilendirilen hasta, 5-7 gün sonra ultrasonografi ve röntgen de içerecek poliklinik kontrolü planlanarak taburcu edilir.

Kayıt ve işlem öncesi hazırlık süreci haricinde ESWL seansı yaklaşık 50-55 dakika sürmektedir.
  • Ünitemizde hastalarımızın tedavilerine karar verilirken; hasta özellikleri, taşın özellikleri ve hasta beklentileri göz önüne alınarak ‘kişiselleştirilmiş taş tedavisi yaklaşımı’ uygulanır.
  • Koç Üniversitesi Hastanesi bünyesinde her yönüyle taş tedavisi ile ilgilenen uzman doktorlar tarafından tedavi planlaması ve uygulaması yapılır.
  • Tecrübeli bir ekibin varlığı sayesinde kombine tedaviler (aynı anda birden fazla cerrahi tekniğin uygulaması ile tek seansta maksimum taş temizlenmesi) yapılabilir.
  • Taş hastalığı tedavisinde güncel literatür kılavuzluğunda son teknoloji ürünü ESWL cihazları kullanılmaktadır.
  • Taş hastalığı tedavisi sonrası, metabolik değerlendirme (idrar-kan tetkikleri ve taş analizi) yapılarak nüksü önlemek veya geciktirmek amacıyla diyet-sıvı alımı planlamaları ve spesifik medikal tedavi uygulamaları yapılmaktadır.
  • ESWL işlemi de spesifik olarak üriner sistem taş hastalığı ile ilgilenen doktorlar tarafından yapılmaktadır.
  • Bu işlem, Siemens marka Modularis Variostar marka elektromagnetik litotriptör aracılığıyla yapılır.
  • Son teknoloji ürünü bu cihaz vasıtası ile daha konforlu şekilde ve daha yüksek başarı oranları ile ESWL gerçekleştirilebilmektedir.
 
 

Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon

  • Akut ve kronik kas iskelet sistemi ağrıları
  • Boyun ağrısı
  • Sırt ağrısı
  • Bel ağrısı
  • Omuz ağrıları
  • Dirsek ağrıları
  • El- el bilek ağrıları
  • Kalça ağrısı
  • Diz ağrısı
  • Ayak- ayak bilek ağrıları
  • Çene ağrısı
  • Kollarda bacaklarda ağrı, uyuşma, güç kaybı
  • Artroz (kireçlenme)
  • Fibromiyalji
  • İnme
  • Omurilik felci
  • Yürüme bozuklukları
  • Spastisite
  • Lenfödem
  • Ortopedik ameliyatlar, omurga ameliyatları sonrası günlük yaşama dönüş
  • Geçirilmiş cerrahi veya radyoterapinin yan etkilerine bağlı fonksiyon kayıpları
  • Parkinson hastalığı gibi hareket bozukluğu hastalıkları
  • Yoğun bakım ünitesi yatışı sonrası oluşan güçsüzlükler
  • Akut ve kronik ağrı
  • Omurga hastalıkları
  • Kas iskelet sistemi ultrasonu
  • Kas iskelet sistemi enjeksiyonları
  • Ortopedik rehabilitasyon
  • Kas ağrısı sendromları
  • Osteoartrit
  • Nörolojik rehabilitasyon
  • Kas hastalıkları rehabilitasyonu
  • Lenfödem
  • El rehabilitasyonu
  • Çene hastalıkları
  • Osteoporoz
  • Pulmoner rehabilitasyon
  • Geriatrik rehabilitasyon
  • Kanser rehabilitasyonu

Gastroenteroloji ve Hepatoloji

Gastroenteroloji Bölümümüzde; yemek borusu, mide, ince bağırsak, kalın bağırsak ve pankreas hastalıklarının tanı ve tedavi süreçleri en son teknolojik yöntemler kullanılarak alanında uzman hekimlerimiz tarafından yürütülüyor.
Hepatoloji Bölümümüzde; karaciğer ve safra yolları hastalıklarının tanı ve tedavisi yanında karaciğer nakil hastaların tedavi ve takipleri de özel deneyim sahibi hekimlerimiz tarafından, en güncel yaklaşımlarla dünya standartlarının üzerinde gerçekleştiriliyor.
Endoskopi Ünitemizde; en son teknolojiyi kullanarak dünyada çoğu merkezde yapılamayan tanı ve tedavi yöntemleri uygulanabiliyor.Tanısal ve tedaviye yönelik girişimsel endoskopik işlemlerin yapıldığı kliniğimizin endoskopi ünitesindeki işlemler, anestezi ve reanimasyon bölümümüzün gözetiminde anestezi eşliğinde yapılmaktadır. Endoskopi Ünitemizde şu işlem ve uygulamalar yapılıyor:
 
  • Ösofagogastroduodenoskopi, 
  • Kolonoskopi, Fleksibl sigmoidoskopi, Rektoskopi,
  • Özofagus darlıklarında buji ve balon dilatasyonu,
  • Özofagus varislerinde band ligasyonu, skleroterapi,
  • Gastrik varislerde siyanoakrilat tedavisi,
  • Kanayan lezyonlarda Skleroterapi,
  • Polipektomi,
  • Argon Plazma Koagulasyon, hemoklip uygulanması, 
  • Malign darlıklarda stent uygulanması,
  • Perkutan Endoskopik Gastrostomi (PEG),
  • Perkutan Endoskopik Jejunostomi (PEJ),
  • Nazojejunal Tüp Uygulaması,
  • Endoskopik hemoroid tedavileri (enjeksiyon skleroterapisi / band ligasyonu),
  • Özofageal ve anal manometri – motilite incelemeleri (Yemek borusu ve kalın bağırsağın kas fonksiyonları ve hareketlerinin grafiksel incelenmesi),
  • pH metre ölçümü (24 saat süre ile mide asitinin yemek borusuna geçişinin ve asit düzeyinin incelenmesi),
  • Kapsül Endoskopi,
  • USG eşliğinde karaciğer biyopsisi,
  • Endoskopik Retrograd Kolanjiopankreatografi (ERCP),
    • Safra ve pankreatik kanalların görüntülenmesi,
    • Endoskopik   sfinkterotomi,
    • Safra kanallarından taş çıkarılması,
    • Safra kanalı darlıklarının balon ile dilatasyonu, 
    • Safra kanalı darlıklarında stent yerleştirilmesi, 
    • Pankreas hastalarında taş çıkarılması veya stent uygulaması,
    • Nazobiliyer stent takılması, 
  • Endoskopik Ultrasonografi (EUS)
    • Tanısal görüntüleme, evreleme ve biyopsi, 
    • Pankreas kistlerinde kistogastrostomi, 
    • Kronik pankreatit çölyak blokaj,
    • Pankreas kanserinde çölyak blokaj,
    • Safra yollarından drenaj işlemleri,
  • İleri Endoskopi İşlemleri
    • Kromoendoskopi-Magnifying Endoskopi,
    • Endoskopik Ultrasonografi, Mini-prob Endoskopik ultrasonografi,
    • Endoskopik Submukozal Diseksiyon (ESD),
    • Endoskopik Mukozal Rezeksiyon (EMR)
    • Per-oral Endoskopik Miyotomi (POEM),
    • Submukozal Endoskopik Tümör Rezeksiyonu (STER / POET),
    • Endoskopik Tam Kat Rezeksiyon (EFTR),
    • Anti-Reflü Mukozektomi (ARMS-Reflü, GERDx, TIF2),
    • Per-oral Endoskopik Piloromyotomi (G-POEM / POP-Gastroparezi),
    • Endoskopik Zenker Divertiküloseptomiyotomi (Yemek Borusu divertikülleri),
    • Endoskopik Sleeve Gastroplasti (Obezite),
    • Enteroskopi (PowerSpiral-Motorized Enteroskopi, Tek Balon Enteroskopi, Çift Balon Enteroskopi),
    • Endoskopik-Laparoskopik Tedaviler (LECS),
    • Per-Anal Endoskopik Miyotomi (PAEM),
    • Elektro İnsizyon, argon plazma koagulasyon ve Lazer,
    • Endoskopik Sutur Uygulamaları (overstich, hemoklip, OTSC, loop, vb.).

Genel Cerrahi

Genel Cerrahi bölümü, genel cerrahi branşında tüm hastalıklara yanıt verebilen, tanı tedavi ve takiplerini başarıyla yapmakta olan bir kliniktir. Bölümümüz pek çok uzmanlık alanıyla ilgili ortaya çıkabilecek çeşitli yakınmalarla bağlantılıdır. Bu yakınmaların bazılarına örnek olarak aşağıdakiler sayılabilir:
  • Yutma güçlüğü
  • Mideden yemek borusuna reflü
  • Karın ağrısı
  • Kusma
  • Karında kitle
  • Mide ve bağırsak kanamaları (gizli veya belirgin)
  • Yemek borusu (Özofagus), mide ve bağırsak kanserleri
  • Sindirim güçlükleri, hazımsızlık, karın şişkinliği
  • Kabızlık, dışkılama sıkıntıları, dışkının kontrolünde güçlük
  • Hemoroit, anal fistül, anal fissür
  • Sarılık
  • Aşırı şişmanlık (Obezite)
  • Memede kitle
  • Meme başı akıntısı
  • Bedensel travma
  • Boyunda kitle
  • Meme kanserinde onkoplastik cerrahi
  • İleri laparoskopik/robotik kanser cerrahileri
  • Sitoredüktif cerrahi ve hipertermik kemoterapi (HIPEK)
  • İleri karaciğer, safra yolları ve pankreas cerrahisi
  • Laparoskopik fıtık cerrahisi
  • Multidisipliner kanser konseyleri 

Genel Yoğun Bakım

  • Ameliyat sonrası tedavi ve gözlem
  • Ciddi enfeksiyon ( sepsis, septik şok),
  • Solunum ve/veya dolaşım desteğine ihtiyaç
  • Ağır nörolojik hasar
  • Politravma
  • Ciddi kanamalar
  • Zehirlenmeler
  • Organ yetersizliği olan kritik hastaların yoğun bakım takip ve tedavisi gereklidir.
Bölüm faaliyetlerimiz anesteziyoloji ve reanimasyon uzmanlık alanının yanı sıra ilgili anabilim dalı bünyesinde bulunan yoğun bakım ve algoloji yan dallarını da barındırıyor ve yoğun bakım adıyla tüm uzmanlık alanlarına hizmet veriyor.
 

Genetik Hastalıkları Değerlendirme Merkezi

Koç Üniversitesi Tıbbi Genetik Anabilim Dalı poliklinik ve laboratuvarları deneyimli çalışanları ve güncel teknolojiye erişimi ile sık ve nadir görülen genetik hastalıklarda tanı, genetik tetkiklerin planlanması, izlem ve genetik danışmaya yönelik bütünlüklü hizmet veriyor. Hizmetlerimiz temel olarak aşağıdaki başlıklar altında incelenebilir.

Gebelik öncesi ve gebelik döneminde genetik danışma:

Riskli gruplar
  • Akraba evliliği yapmış olan çiftler
  • Genetik riskleri iyi tanımlanmış etnik gruplara (ör. Aşkenazim) mensup olan çiftler

Kötü obstetrik öykü
  • Tekrarlayan gebelik kayıpları (2 ya da daha fazla gebelik kaybı ya da ölü doğum öyküsü)
  • Nedeni bilinmeyen yenidoğan ya da süt çocuğu ölümü öyküsü,
  • Doğumsal anomaliler, nörolojik veya metabolik bulgularla kaybedilen çocuk ölüm öyküsü

Genetik hastalıklar açısından yüklü aile öyküsü
  • Anne-baba adaylarında ya da akrabalarda genetik hastalık tanısı ya da şüphesi
  • Anne-baba adayında bilinen genetik hastalık (ör. beta-talasemi, SMA) için mutasyon taşıyıcılığı
  • Anne-baba adayında ya da aile öyküsünde kromozom anomalisi ya da translokasyon taşıyıcılığı
  • Anne-baba adaylarında ya da akrabalarda doğumsal anomali (yarık dudak, fazla parmak, doğumsal kalp anomalisi), sağırlık, görme kaybı, zekâ geriliği, otizm vb. durumların varlığı
  • Aile öyküsünde kalıtsal kanser sendromları, metabolik hastalık, kas hastalığı ya da erişkin yaşın nörolojik hastalıkları açısından pozitif öykü
  • Risk faktörü taşımayan ancak gebelik öncesinde ya da gebelikte genetik riskler ve tetkikler hakkında bilgi edinmek isteyen çiftler

Süregelen gebelikle saptanan risk faktörleri
  • Ileri anne yaşı (35 ve üstü) ve ileri baba yaşı (45 ve üstü)
  • Tarama testlerinde (1. trimester kombine tarama testi, serbest fetal DNA tarama testi vb.) risk artışı olan gebelikler
  • Ultrasonda birden fazla minör belirteç saptanan gebeler (hiperekojen barsak, ekojen intrakardiyak fokus vb.)
  • Ultrason ile anne karnındaki bebekte fetal yapısal anomali (NT artışı, kalpte delik, yarık dudak, fazla parmak, kol ve bacak anomalileri vb.) saptanması

Genetik tarama testleri ve danışma
  • Çocukluk çağının X’e bağlı ve otozomal resesif genetik hastalıkları açısından moleküler tarama

Çocukluk çağının genetik hastalıkları:
  • Doğumsal anomaliler
(Katarakt, yarık damak ve/veya dudak, doğumsal kalp hastalıkları, diyafram hernisi, üreme organı anomalileri, kafatası şeklinde bozukluk, kontraktürler, eksik ya da fazla parmak, kol ve bacak anomalileri, spina bifida, skolyoz vb.)
  • Gelişimsel sorunlar
(Otizm, öğrenme güçlüğü, baş tutma, oturma, yürüme gibi becerilerin kazanılmasında gecikme, konuşmada gecikme gelişimsel becerilerin kaybı, kas gevşekliği, nöbetler, zekâ geriliği vb.)
  • Duysal kusurlar
(Yüksek dereceli kırma kusurları, işitme kaybı, retinal hastalıklar, görme kaybı vb.)
  • Kronik hastalıklar
(Metabolik hastalıklar, kanama bozuklukları, düşük doğum tartısı, büyüme-gelişme geriliği, diyabet, aşırı büyüme, erken yaşlanma, kistik fibroz vb.)
  • Genetik sendrom şüphesi
(Down sendromu, Williams sendromu, Noonan sendromu, Frajil-X sendromu, DiGeorge sendromu, Angelman sendromu, Prader-Willi sendromu vb.)
  • İskelet displazileri
(Akondroplazi, Osteogenezis imperfekta vb.)
  • Çocukluk çağı kanserleri
(Retinoblastom, Wilms tümörü vb.) ve kanser riskinin arttığı nadir dismorfik sendromlar
  • Hematolojik hastalıklar
(Akdeniz anemisi, Orak hücreli anemi, Fanconi anemisi, Diamond-Blackfan anemisi, immün yetmezlikler/bağışıklık sistemi hastalıkları, Hemofili gibi kanama bozuklukları, kalıtsal trombosit bozuklukları)
  • Deri bulguları ile giden hastalıklar
(Birden fazla sütlü kahve rengi leke, açık renk lekeler, kaş, saç ve kirpiklerde azlık ya da yokluk, terleyememe, epidermolizis bülloza, güneşe aşırı hassasiyet, diş ve tırnak anomalileri)


Erişkin yaşın genetik hastalıkları:
Erişkin yaşta başvuran hastaların önemli bir kısmını Nörofibromatozis tip 1, Tuberoz skleroz, Marfan sendromu ya da Ehlers-Danlos sendromu gibi bağ doku hastalıkları, iskelet displazileri, dismorfik sendromlardan ya da kromozom anomalilerinden etkilenmiş erişkin hastalar oluşturmaktadır.

Kanser genetiği:
Kanser genetiği hizmetleri, kendisinde, birinci derece yakınlarında ya da akrabalarında belirli kanser türleri olan bireylere verilmektedir. Bunların başında meme, yumurtalık, kalın bağırsak, pankreas, rahim, mide, bazı prostat ve tiroit kanserleri gelmektedir.

Üreme genetiği:
Adet görememe, erken menopoz, açıklanamayan erkek ve kadın infertilitesi (kısırlık, sperm sayısında azlık ya da yokluk), tekrarlayan gebelik kayıpları/düşükler, ölü doğumlar ya da açıklanamayan bebek ölümleri, IVF başarısızlığı ya da IVF öncesi değerlendirme, tekrarlayan mol gebelikler, cinsel gelişim kusurları (Androjen duyarsızlık sendromu, Konjenital adrenal hiperplazi vb.)

Nörogenetik:
Beyin malformasyonları (lizensefali, polimikrogiri, mikrosefali vb.), lökodistrofiler (kalıtsal beyaz madde hastalıkları), epilepsi (nöbetler), erken epileptik ensefalopati, Spinal musküler atrofi, kalıtsal nöropatiler (Charcot-Marie-Tooth hastalığı), bilişsel bozuklukların kalıtsal alt grupları (Alzheimer hastalığı gibi), zeka geriliği, yürüme ve konuşmada gecikme, otizm spektrumu bozukluklar, hareket bozuklukları (kalıtsal ataksiler, spastik paraplejiler, Huntington hastalığı)

Kas hastalığı genetiği: 
Duchenne/Becker kas distrofisi, Myotonik distrofi, Fasiyoskapulohumeral distrofi, doğumsal kas distrofileri ve diğer kalıtsal kas hastalıkları, konjenital myopatiler ve konjenital myastenik sendromlar.

Kardiyovasküler genetik:
Ailevi hiperkolesterolemi, kalıtsal aritmiler (uzun QT sendromu, Brugada, CPVT vb.), hipertrofik kardiyomyopatiler, idiyopatik dilate kardiyomyopati, doğumsal kapak anomalileri, kardiyak anomalilerle seyreden nadir genetik sendromlar (22q11.2 mikrodelesyon sendromu, Noonan sendromu, Williams sendromu, Costello sendromu, Turner sendromu, CHARGE sendromu, Cantu sendromu, Naxos sendromu vb.), kalıtsal aort ve diğer büyük damar hastalıkları (Marfan sendromu, Loeys-Dietz sendromu, ailevi aortik anevrizma vb.), ani ölüm aile öyküsü.
Tıbbi Genetik Anabilim Dalı klinik hizmetleri

Çocukluk çağının genetik hastalıkları
  • Sendromoloji: Doğumsal malformasyonlarla seyreden nadir genetik hastalıkların tanı ve izlemi
  • Dismorfoloji: Yüz anomalileri ile seyreden genetik hastalıklarda tanı, izlem ve genetik danışma
  • Ekstremite anomalilerinde (el, ayak, kol ve bacaklarda anomaliler) genetik tanı
  • Boy kısalığı ve büyüme-gelişme geriliğinde genetik değerlendirme, tanı ve izlem
  • Bilişsel gerilik, otizm ve epilepsi ile giden nörolojik hastalıkların genetik tanısı ve genetik danışma
  • Kalıtsal kalp hastalıklarında (aritmiler, kardiyomyopatiler vb.) genetik danışma ve genetik tanı
  • Deri bulguları ile seyreden çocukluk ve erişkin çağ genetik hastalıklarında genetik tanı
 
Gebelikte ve gebelik öncesi genetik tanı ve danışmanlık hizmetleri
  • Akraba evliliklerinde genetik danışma ve genetik tarama
  • İnfertilite ve tekrarlayan gebelik kayıplarında genetik danışma ve tanı
  • Genetik hastalıklar açısından yüksek riskli gebeliklerde genetik danışma ve genetik izlem
  • Prenatal genetik tanı, yapısal anomalileri olan gebelikler, perinatoloji konseyleri
  • Fetal & neonatal postmortem fizik muayene ve genetik tanı

Özel tanı gruplarında genetik tanı ve danışmanlık hizmetleri 
  • Kanser genetiği (kalıtsal kanserlerde genetik danışma ve genetik tetkikler)
  • Erişkin yaşın nörolojik hastalıkları
  • Çocukluk ve erişkin çağın kas hastalıkları

Genetik Hastalıklar Tanı Merkezi kapsamında laboratuvar hizmetleri

Sitogenetik ve moleküler sitogenetik tanı yöntemleri (karyotip/kromozom analizi ve FISH)
  • Kanda, abort (düşük) materyalinde, deri gibi çeşitli doku ve doku kültürlerinde
  • Prenatal tanıda kordosentez, amniyosentez ve koryon villus biyopsisi (CVS) örnek ve kültürlerinde
  • Kemik iliği doku ve kültüründe (kanser sitogenetiği)

Moleküler genetik tanı yöntemleri
  • SNP array analizi (300K)
  • Klasik moleküler tanı: Sanger dizileme, MLPA, q-PCR ile delesyon/duplikasyon analizi
  • Metilasyon analizleri, üçlü tekrar fragmentasyon analizleri
  • Yeni nesil dizi panelleri, klinik ekzom analizi
  • Tüm ekzom (WES) ve tüm genom (WGS) analizleri (yurtdışı bağlantılı)
 
Araştırma kapsamında fonksiyonel çalışmalar
  • RNA ve protein düzeyinde
  • Model organizma düzeyinde
Klinik genetik

Bölümümüzde hasta hizmetleri üç uzman hekim tarafından çocuk polikliniği içinde yerleşik muayene odamız ve kadın doğum polikliniği içinde yerleşik genetik danışma odamızda verilmektedir. Ekibimiz, bilişsel gerilik ve doğumsal malformasyonlarla seyreden nadir genetik sendromların tanısı, prenatal tanısı ve izleminde deneyimlidir. Kanser ve riskli gebelikler gibi gruplarda kişiye ya da aileye özgü genetik testlerin yapılması için hasta ve/veya ailesi genetik incelemelerin öncesi ve sonrasında detaylı genetik danışma ile bilgilendirilmekte, genetik riskleri açısından bütünlüklü olarak aydınlatılmaktadır.   

Laboratuvar genetik

Laboratuvarımızda hem prenatal hem de postnatal dönemde genetik hastalıklara tanı koymaya yönelik geniş kapsamlı genetik testler yapılmaktadır. Genetik Hastalıklar Tanı Merkezi laboratuvarımız, bu testlerin kalite standartlarına uygunluğu için akredite edilmiş, gerekli ileri teknoloji cihaz parkuru ile donatılmıştır. Laboratuvarımız klasik sitogenetik, moleküler sitogenetik ve moleküler genetik tanı için ayrı bölümlere ayrılmıştır ve her bölüm, alanında 10 yıldan fazla deneyimi olan bir klinik laboratuvar sorumlusu tarafından yönetilmektedir. Tanı testlerinin geri dönüş süresi Avrupa genelindeki büyük üniversite referans merkezleri ile aynıdır.

Sitogenetik ve moleküler sitogenetik bölümleri: Laboratuvarın sitogenetik ve moleküler sitogenetik bölümü hücre kültürü, sitogenetik analiz ve fluoresan in situ yöntemler için ayrı alanlar biçiminde düzenlenmiştir. Sitogenetik ve moleküler sitogenetik analizler, kanda, çeşitli doku ve doku kültürlerinde, ayrıca prenatal tanıda kordosentez, amniyosentez ve koryon villus biyopsisi (CVS) örnek ve kültürlerinde uygulanmaktadır. Kanser genetiğinde güncel yöntemler takip edilip uygulanmaktadır.

Moleküler genetik bölümü: Laboratuvarın moleküler genetik bölümünde, tek yönlü biçimde düzenlenmiş DNA izolasyon, PCR ve post-PCR odaları mevcuttur. Gerekli temel alt yapı cihazlarının yanı sıra, yeni nesil dizileme (NGS) teknolojileri kullanılarak yapılan çok çıktılı dizi ve mikrodizin analiz platformları (Illumina MiSeq Yeni nesil dizileme ve Illumina Iscan mikrodizin cihazları) bulunmaktadır. Moleküler genetik laboratuvarında, Sanger dizileme, MLPA ve q-PCR ile delesyon/duplikasyon analizleri gibi klasik tanı yöntemlerinin yanı sıra, metilasyon analizleri, dinamik mutasyon hastalıklarının tanı için üçlü tekrar fragmentasyon analizleri, kanser yatkınlığı, kalıtsal kalp hastalıkları ve Mendelyen kalıtılan hastalıklar gibi tanı gruplarına yönelik yeni nesil dizi panelleri rutin olarak kullanılmaktadır.
 
Merkezimiz Türkiye’de Fasiyoskapulohumeral distrofi moleküler tanısı yapan tek merkezdir ve bu yönde kullanılan Molecular Combing Sistemi laboratuvarımıza 2019 yılında entegre edilmiştir.

Biyoinformatik

Yüksek çıktılı dizi ve mikrodizin analizlerinin biyoinformatik etapları bölümümüzde gerçekleştirilmektedir. Varyantlar biyoinformatik uzmanı ve klinik genetik uzmanı tarafından birlikte değerlendirilmekte ve böylelikle tanı koyma yüzdesi artmaktadır. Bu analizler kapsamında ham verilerden dosya dönüştürülmesi, hizalanması ve analize hazır hale getirilmesi işlemleri gerçekleştirilmektedir. Bu sayede elde edilen genetik bilgi, hastalık tanısı konulmasında, resesif ve X’e bağlı kalıtılan hastalıklar için taşıyıcılık belirlenmesinde tanı amaçlı ve hastalıkla ilişkili yeni genlerin belirlenmesinde araştırma amaçlı kullanılabilmektedir.
 
 
 
 
 

Girişimsel Nöroradyoloji Kliniği

Beyin anevrizmaları

Anevrizma, beyin atardamarlarının zayıf bir noktasında gelişen balonlaşmalardır. Beyin anevrizmaları, zayıf oldukları bir noktadan patlayarak subaraknoid kanama adını verdiğimiz bir çeşit beyin kanamasına neden olabilir. Subaraknoid kanama, hayatı tehdit oluşturan ciddi bir tıbbi durumdur. Subaraknoid kanama geçiren hastaların yaklaşık yüzde 35’i hayatını kaybetmektedir. Bununla birlikte  günümüzde beyin anevrizmalarının büyük kısmını, patlayıp beyin kanaması oluşturmadan teşhis edip, endovasküler yöntemlerle tedavi edebiliyoruz. Beyin kanaması geçirmiş hastalarda da kanamaya neden olan anevrizmanın en kısa sürede kapatılması gereklidir. Son 20 yıl içerisinde gelişen yeni tekniklerle birlikte endovasküler tedavi yöntemleri, anevrizma tedavisinde ilk seçenek haline gelmiştir. 
 

Şahdamarı darlıkları

Şahdamarları, beyne kan taşıyan en önemli 4 damardan ikisini oluşturur. Damar sertliği hastalığı, sıklıkla şahdamarlarını da etkileyerek, darlıklara ve tıkanıklara neden olur. Şahdamarındaki darlıklar ve tıkanıklar, beyne yeterli kan gitmesini engelleyerek hastanın inme /felç geçirmesine neden olabilir. Şahdamarında gelişen darlıklar, hastada geçici iskemik atak adını verdiğimiz 24 saatten daha kısa sürüp, kendiliğinde kaybolan şikayetlere neden olur. Geçici iskemik ataklar, kol ve bacaklarda karıncalanma, uyuşma, kol ve bacakta geçici kuvvet kaybı, konuşamama, kelime bulamama, peltek konuşma, bir gözde ani görme kaybı, yüz yarısında felç ve dudakların kayması, baş dönmesi gibi şikayetler oluşturur. Geçici iskemik ataklar, yaklaşmakta olan kalıcı bir felç atağının habercileridir. Şahdamarındaki darlık derecesinin yüzde 70’i geçmesi durumunda ilaç tedavisi yetersiz kalır ve ilaç tedavisine ek olarak girişimsel tedaviye ihtiyaç duyulur. Stent ve balon anjioplasti, şahdamarı darlıklarının tedavisinde etkili ve güvenli bir yöntemdir.
 

Arteriovenöz malformasyonlar (AVM)

Arteriovenöz malformasyon, çok sayıda ve anormal yapıdaki beyin damarlarının bir yumak şeklinde bir araya toplaması ile oluşan beyin damar hastalığıdır.  AVM içinde yüksek hızda kan akımı oluşur ve bu da yumak içindeki damarların duvarlarının zayıflamasına neden olur. Yumağı oluşturan damarların biri, zayıf bir noktadan patlayarak beyin kanamasına neden olabilir. Beyin AVM’lerinin yüzde 25’i kişide herhangi bir şikayete neden olmaz ve başka nedenlerle yapılan MR gibi görüntüleme tetkiklerinde tesadüf olarak teşhis edilir. Hastaların yüzde 75’inde ise baş ağrısı, epilepsi (sara nöbetleri), kol veya bacakta uyuşma, kuvvet kaybı, konuşma zorluğu gibi şikayetlere neden olabilir. Endovasküler tedavi (embolizasyon), açık cerrahi ve radyocerrahi, beyin damar yumaklarının tedavi yöntemleridir. AVM tedavisi, hastayla ilgili birçok faktör göz önüne alınarak yapılmalıdır. AVM hastalarının tedavileri, beyin cerrahisi, girişimsel nöroradyolog ve radyocerrahi uzmanlarından oluşan bir ekip tarafından planlanmalıdır. Bazı hastalarda, iki ve hatta üç farklı yöntemin arka arkaya uygulandığı kombine tedaviler uygulamak gerekebilir.
 

Arteriovenöz fistül (AVF)

Arteriovenöz fistül, atardamar ile toplardamar arasında doğrudan bir bağlantı oluşması ile ortaya çıkan hastalıktır. Bu durumda, atardamar içindeki yüksek basınçlı kan, toplardamar içinde geçerek, beyin veya omuriliğin toplardamarlarında basınç yükselmesine neden olur. Toplardamarlar içindeki yüksek basınç, damarın yırtılmasına ve buna bağlı olarak beyin kanaması gelişimine neden olabilir. Kanama gelişmeyen hastalarda, toplardamarlar içindeki yüksek basınç, beyin veya omuriliğin yeteri miktarda kan almasını engelleyerek, kuvvet kaybı, konuşma bozukluğu, idrar yapamama, felç gibi şikayetlere neden olabilir. Beyin veya omuriliğin AV fistüllleri, endovasküler yöntemlerle tedavi edilir. Bazı hastalarda açık cerrahi gerekli olabilir.
  • Beyin baloncukları (Anevrizma)
  • Anevrizmaların endovasküler tedavisi (kapalı cerrahi)
  • Beyin damar yumakları (arteriovenöz malformasyonlar / AVM)
  • Beyin AVM endovasküler tedavisi
  • Omurilik damar yumakları (spinal AVM)
  • Dural arteriovenöz fistüller (dural AVF)
  • Omurilik AV fistülleri (spinal AV fistül)
  • Karotikokavernöz fistül (KKF)
  • Şahdamarı darlıkları / tıkanıkları (karotid stenozları)
  • Beyin damar darlıkları
  • İnme endovasküler tedavisi (trombektomi)
  • Tümör embolizasyonları
  • Retinoblastom intra-arterial kemoterapi tedavisi

Girişimsel Radyoloji Kliniği

Girişimsel radyoloji işlemleri ameliyat değildir. Tüm işlemler küçük bir iğne deliğinen girilerek yapılır. Tedaviler ameliyathanede değil, girişimsel radyoloji odası ya da anjiyo odasında yapılır. Ameliyata göre belrigin avantajları vardır.
 
  • Narkoz yani genel anestezi gerektirmez.
  • Tüm tedaviler ince bir iğne deliğinden yapılır.
  • Vücutta bıçak izi ya da yara izi kalmaz .
  • Hastalar tedavi sonrası genel olarak aynı gün eve gönderilir.
  • Teadvi riskleri ameliyata göre genelde daha azdır.
  • Hastaların normal yaşamlarına dönme süresi daha kısadır.

Girişimsel Radyoloji tedavilerinde genel anestezi yani narkoz beyin anevrizması gibi büyük tedavilerde gerekebilir. Bunun dışında bir çok işlem sadece iğne girim noktasının (lokal anestezi) anestezisi ile yapılır. Bazı durumlarda işlem öncesi damardan sedasyon yapılarak rahatlatıcı ve ağrı kesici ilaçlar verilir.Sedasyon iğne biyopsisi gibi basit işlemlerde bile heyecan, korku ya da endişe duyan hastaları çok rahatlatır. Tedavilerden sonra hastalar genellikel 2-6 saat arası gözlemde tutulur ve sonra evlerine gönderilir. Normal hayata dönmeleri genel olarak aynı gün ya da bir gün sonra olur.

Göğüs Cerrahisi

Göğüs Cerrahisi Bölümü, göğüs cerrahisi disiplinini doğrudan veya dolaylı olarak ilgilendirebilecek tüm yakınmalara yanıt verebilen bir klinik olup; tanı-tedavi ve sonrasında uzun dönem yakından izlem anlayışıyla hastalarını takip etmektedir.
  • Robotik ve torakoskopik cerrahi
  • Akciğer maligniteleri
  • Plevra, göğüs duvarı ve diyafragma cerrahisi
  • Özofagus maligniteleri
  • Mediastinal kitleler
  • Torasik malignitelerin multidisipliner tedavileri: Robotik/torakoskopik ve açık cerrahi, onkoloji konseyi, kemo/radyoterapi, immunoterapi
  • Göğüs deformitelerinin cerrahi tedavisi
  • Pnömotoraks cerrahisi
  • Tanısal minimal invaziv ve açık cerrahi yaklaşımlar
  • Bölgesel hiperhidroz tedavisi
  • Künt veya penetran göğüs travması tedavisi

Göğüs Hastalıkları

  • Solunum Fonksiyon testleri
  • Ameliyat öncesi solunum sisteminin fonksiyonel durumunun belirlenmesi
  • Kardiyopulmoner egzersiz testleri
  • Bronkoskopi
  • Endobronşiyal ultrasonografi (EBUS)
  • Akciğer kanserinin tanı ve minimal invazif evrelemesi
  • Alerji testleri
  • İlaç alerjilerinin saptanması ve tedavisi
  • Uykuda solunum bozukluklarının tanısı için poligrafik ve polisomnografik incelemeler
Solunum sistemi ile ilgili sıklıkla karşılaşılan şikayetler;
  • Öksürük
  • Hapşırık
  • Geniz akıntısı
  • Nefes darlığı
  • Hışıltılı solunum
  • Çabuk yorulma
  • Eforla gelen nefes darlığı
  • Kan tükürme
  • Göğüs ağrısı
  • Sırt ve yan ağrısı, ateş
  • İştahsızlık
  • Halsizlik
  • Kilo kaybı
  • Horlama
  • Gündüzleri aşırı uykululuk halidir.

Ayrıca daha nadir olarak;
  • Ses kısıklığı
  • Yutma güçlüğü
  • Omuz ağrısı
  • Gözde küçülme
  • Tırnak ve parmakların şeklinde değişiklikler olması gibi şikayetler de akciğer hastalıkları ile ilgili olabilir.

Göz Hastalıkları (Oftalmoloji)

Refraktif Cerrahi (Gözlükten Kurtulma Cerrahileri)
Refraktif görme bozuklukları, gözün kornea kırıcılığı, lens yapısı ve ön-arka uzunluğuna bağlı olarak ortaya çıkar. Miyopi, hipermetropi ve astigmatizma olmak üzere başlıca 3 tip refraktif görme bozukluğu mevcuttur ve bu bozukluklar kırma kusuru olarak değerlendirilir. Kırma kusurları, gözlük ve kontakt lens gibi optik ürünlerle giderilmekle beraber, refraktif cerrahi adını verdiğimiz lazer uygulamaları ve göz içine ilave lens implantasyonu ile de düzeltilmektedir. Kırma kusurları bulunan hastalarımıza, gerekli muayene ve tetkikler sonrası talepleri doğrultusunda en uygun refraktif cerrahi işlemler uygulanabilmektedir. Kliniğimizde kişiye özel lazer tedavisi olarak bilinen wavefront teknolojisi destekli flepsiz (PRK) ve flepli (LASIK) refraktif lazer cerrahileri uygulanarak, hastalarımızın gözlük ihtiyaçları ortadan kaldırılmaktadır.  Ayrıca miyopi, hipermetropi veya astigmatizmin düzeltilmesinde lazer kullanılamayan hastalara uygun muayene bulguları sağlandığı takdirde göz içi lens (fakik lens) yerleştirilmesi operasyonları da başarıyla gerçekleştirilmektedir.
 
Katarakt ve Göz İçi Lens Cerrahisi
Katarakt cerrahisini bugün dünyada kabul edilen en ileri yöntem olan damla anestezisi altında fakoemulsifikasyon yöntemiyle dikişsiz olarak gerçekleştiriyoruz. Bu yöntemde göz -iğne yapılmaksızın- sadece damla ile uyuşturulduktan sonra, saydam tabakada oluşturulan ortalama 2 milimetre boyutundaki çok küçük bir kesiden katarakt cerrahisi tamamlanıyor ve göz içine uygun lens yerleştiriliyor. Hastanede yatmayı gerektirmeyen bu operasyon sonrasında hastamız kısa sürede katarakt gelişimi öncesindeki görme keskinliğine kavuşabiliyor ve yaşantısına dönebiliyor. Kliniğimizde normal ve komplike (yüksek riskli) katarakt cerrahileri rutin olarak uygulanmakta, kataraktlı mercek temizlendikten sonra hasta tercihi ve uygun endikasyona göre monofokal (uzak odaklı), halk arasında “akıllı mercek” diye de bilinen multifokal (uzak, orta ve yakın mesafe odaklı), torik (astigmatizma düzeltmeli) ve yeni nesil monofokal (hare/parlama azaltıcı, uzak-orta mesafe odaklı) göz içi lens implantı uygulanabiliyor. Komplike vakaların cerrahisinde başvurulan prosedürler de (pupiloplasti, iris tamiri, irise/skleraya göz içi lens fiksasyonu vb.) kliniğimizde başarıyla gerçekleştiriliyor.
 
Kornea ve Oküler Yüzey Birimi
Kornea, göz küresinin ön kısmında yer alan ve ışığın gözün içine girmesini sağlayan saydam, kubbe şeklindeki anatomik yapıdır. Kornea ve çevresindeki yapılar oküler yüzey olarak adlandırılır. Üzerindeki gözyaşı tabakası, oküler yüzeyin pürüzsüz ve nemli bir yüzey haline gelmesini ve dış ortama karşı korunmasını sağlar. Kornea, konjonktiva ve göz kapağı hastalıkları hem ayrı ayrı, hem de oküler yüzey hastalıkları olmak üzere bir bütün halinde değerlendirilmektedir. Kapak ve kirpik dibi iltihabı (blefarit), göz zarı iltihabı (konjonktivit), korneanın bakteri, virüs, mantar ve parazitle ilişkili enfeksiyonları (keratit) gibi oküler yüzey hastalıklarının yanı sıra korneanın doğuştan veya sonradan edinilen yapısal bozuklukları (örn: keratokonus, kornea ödemi, nörotrofik keratopati vb.) kliniğimizin tanı ve tedavide uzmanlaşmış olduğu hastalıklar arasında yer almaktadır.
Kornea ve oküler yüzey hastalıklarının tanısında rutin biyomikroskopik incelemenin yanı sıra korneal topografi, konfokal mikroskopi, meibografi, gözyaşı ozmolarite testi (TearLab), klinik mikrobiyoloji incelemeleri yapılmakta, tıbbi ve cerrahi tedavi yöntemleri eksiksiz bir şekilde uygulanmaktadır. Bu tedaviler arasında göz kuruluğuna yönelik tıbbi tedavinin yanında punktum tıkacı uygulaması; ileri derece oküler yüzey bozukluklarının tedavisinde amniyon zarla örtme, tarsorafi prosedürleri; keratokonus hastalığına yönelik korneal kollajen çapraz bağlama (cross-linking), intrastromal korneal halka segment implantasyonu (ICRS) ve özellikli kontakt lens uygulamaları; ileri evre kornea bozukluklarına yönelik kornea nakli prosedürleri (fototerapötik, penetran, derin ön lameller, DMEK) kliniğimizde sıklıkla gerçekleştirilmektedir.

Ayrıca bölümümüz, Koç Üniversitesi Laboratuvarları ile birlikte kornea ve oküler yüzey hastalıklarının tanı ve tedavisinde öncü olacak birçok bilimsel çalışma yürütmektedir.
 
Retina
Retina birimimizde tüm retina hastalıklarının tanısı amacıyla renkli fundus fotoğraflama, fundus otofloresans görüntüleme, multicolor görüntüleme, optik koherens tomografi (OCT), fundus floresein anjiografi ve indosiyanin yeşil anjiografi kullanılıyor. Bugün için tüm dünyada en önemli görme kaybı nedenleri arasında yer alan ve “Sarı Nokta” hastalığı adıyla da bilinen yaşa bağlı “maküla dejenerasyonu” tedavisinde göz içine ilaç enjeksiyonları kliniğimizde başarıyla uygulanıyor. Yaşa bağlı sarı nokta hastalığı ile karıştırılan birçok hastalığın ayırıcı tanısı, kliniğimizde konusunda uzmanlaşmış hekimler ve ileri teknoloji tanı cihazları sayesinde neredeyse hatasız yapılabiliyor. Şeker hastalığına bağlı gelişen diyabetik retinopatinin ve retina toplardamar tıkanıklıklarının tedavisinde  ise argon lazer fotokoagulasyon ve göz içine ilaç enjeksiyonlarından faydalanıyoruz. Tavuk karası (retinitis pigmentosa), kon distrofisi, Stargardt hastalığı gibi kalıtımsal retina hastalıklarının tedavisinde göz zarı içine PRP uygulaması da kliniğimizin rutin çalışmaları arasında yer alıyor.
Ayrıca Retina birimimizde diyabetik retinopati, göz içi kanamalar (vitreus hemorajisi), retina dekolmanı, maküler delik, epiretinal membran ve cerrahi gerektiren diğer retina hastalıkları “vitrektomi” ve diğer cerrahi yöntemlerle ve başarıyla tedavi edilebiliyor.

Koç Üniversitesi Laboratuvarları ile gerçekleştirdiğimiz öncü rejeneratif tıp çalışmalarında birçok retina hastalığına yeni tedavi seçenekleri geliştiriyoruz.
 
Oküler İmmünoloji ve Üveit
Üveit, gözdeki üveal dokunun inflamasyonu olarak tanımlanır. Bu hastalık Herpes virüsü, toksoplazmozis, tüberküloz, sifiliz gibi enfeksiyonlar sonucu veya romatoid artrit, Behçet hastalığı, ankilozan spondilit ve sarkoidoz gibi otoimmün nedenlerin gözde inflamasyon yaratması durumunda ortaya çıkabiliyor. Bazen üveit hastalığına eşlik eden başka bir hastalık bulunmayabilir. Bu durumlarda tablo idiyopatik olarak adlandırılır. Birimimizde üveit olguları konunun uzmanı doktorlar tarafından değerlendirilerek gerekli tanı işlemleri, uygun medikal tedavi ve takip planı yapılıyor. Üveit tedavisi medikal olmakla birlikte, üveite bağlı olarak gelişen göz komplikasyonlarında hastalarımızın inflamasyonu kontrol altına alındıktan sonra gerekli olan cerrahi tedaviler de yapılabiliyor.
 
Göz Tansiyonu (Glokom)
Glokom, yani göz tansiyonu hastalığı; göz tansiyonu yüksekliğine, görme alanı defektlerinin ve görme siniri harabiyetinin eşlik ettiği, genellikle sinsi ilerleyen ve toplum sağlığını tehdit eden kronik bir hastalıktır. Kliniğimizde erken ya da ileri evre glokom hastalığı ile başvuran hastalara tanı testleri aracılığıyla güncel literatüre uygun tıbbi ya da cerrahi tedaviler uygulanmaktadır.
Göz tansiyonu ölçümünde aplanasyon tonometrisi, tonopen, non-kontakt tonometri ya da iCare tonometri cihazları kullanılmaktadır. Görme alanı defektlerinin tespitinde cihazın iç yazılımında farklı renk seçeneklerini içeren bilgisayarlı görme alanı testi kullanılmaktadır. Optik sinir harabiyetini değerlendirmek için de optik koherens tomografi (OCT) cihazı aracılığıyla retina sinir lifi tabakası ölçümleri yapılabilmektedir. Ek olarak bazı özellikli glokom alt tiplerinin tanısında ultrason biyomikroskopi cihazı kullanılmaktadır. Tüm bu testler sayesinde kronik bir hastalık olan glokom hastalığının tanısı, uygulanan tedavinin etkinliği ve takibi sağlıklı yapılabilmektedir.

Tedavide ise göz tansiyonunu düşüren damlaların yanı sıra lazer iridotomi, trabeküloplasti ameliyatı, katarakt ve trabeküloplasti kombine cerrahisi ve seton cerrahilerinden Ahmed valv tüp implantasyonu uygulanmaktadır.
Ayrıca bölümümüz Koç Üniversitesi Laboratuvarları ile birlikte glokom hastalığının tanı ve tedavisi için öncü olacak birçok bilimsel çalışma yürütmektedir.
 
Nöro-oftalmoloji Birimi
Nöro-oftalmoloji isminden de anlaşılacağı gibi göz hastalıkları branşının beyin ile ilişkili hastalıklarını inceleyen yan dalıdır. Optik sinir ve beyin hastalıkları ile birlikte gelişen görme ve görme alanı şikayetlerini, göz hareketlerinin senkronizasyonundaki bozulmaları ya da göz bebeği boyutundaki anormallikleri inceler. En sık olarak multipl skleroz hastalığının optik siniri tutması sonucu görülen optik nevritler, iskemik optik nöropatiler ya da kafa içi basınç artışı sonucu gelişen papilödem, bu alanda eğitim almış göz doktorlarınca tedavi edilir. Ek olarak görme yollarını etkileyen beyin tümörleri, myastenia gravis hastalığı, göz kasları felçleri, göz bebeği anomalileri, kanser ile ilişkili bozukluklar (paraneoplastik sendromlar) da bu dalın ilgi alanındadır.
Bu grup hastalıklara tanı konulabilmesi için kliniğimizde renkli görme muayenesi, pupilla muayenesi ve farmakolojik testler, bilgisayarlı görme alanı testi, renkli fundus fotoğraflaması, oküler ultrason, optik sinir tomografi cihazı ile optik sinir başının değerlendirilmesi yapılmaktadır. Ek olarak gerekli görülen olgular nöroloji bölümüne görsel uyarılmış cevap (Visual Evoked Potentials- VEP) testi için yönlendirilmektedir.
Bu özellikli nöro-oftalmolojik hastalıkların tedavisinde disiplinler arası çalışma ön plana çıkmaktadır. Nöroloji, nöroşirurji (beyin cerrahisi), iç hastalıkları ve radyoloji bölümleri ile beraber çalışılarak tedavi planları oluşturulmaktadır.
 
Çocuk Göz Sağlığı ve Şaşılık Birimi
Prematüre bebeklerin önemli sağlık sorunlarından biri olan ve ülkemizde çok az sayıdaki merkezde takip ve tedavi edilebilen prematüre retinopatisi (ROP: Retinopathy of Prematurity) olguları için konusunda uzman hekimlerimiz, yenidoğan yoğun bakım ünitemizdeki bebeklere kuvöz başında ve ayaktan başvuran hastalara polikliniğimizde hizmet vermektedir. ROP tedavi seçeneklerinden intravitreal (göz içi) ilaç enjeksiyonu ve lazer fotokoagülasyon yöntemi uygulanabilmektedir. Sağlıklı çocuk rutin göz kontrollerinin yanı sıra çocuklarda gözlenen konjenital katarakt, şaşılık, ambliyopi (göz tembelliği) takip, medikal ve cerrahi tedavileri, modern cerrahi donanım ve tecrübeli ekibimizle gerçekleştirilmektedir. 3 yaş altındaki çocuklarda otomatik otorefraktometrik ölçümler, non-kontakt cihazlarla sağlanmaktadır. Şaşılık ve ambliyopi muayenelerinde prizmatik camlarla yapılan Krimsky testi, Worth 4 nokta testi ve stereopsis için Titmus testleri kliniğimizde yapılabilmektedir.

Oküloplastik Cerrahi (Göz Estetiği) ve Orbita Cerrahisi Birimi
Oküloplastik cerrahi ve Orbita cerrahisi birimimizde göz kapağı hastalıkları, göz yaşı kanal bozuklukları, orbital implant problemleri, tiroit orbitopati, göz kapağı ve orbita tümörleri ve estetik göz çevresi ile ilgili gerekli müdahaleler ve operasyonlar yapılmaktadır. Oküloplastik cerrahi birimi poliklinik hizmetleri arasında biyomikroskopik muayeneye ek olarak ihtiyaç duyulduğunda, Hertel Ekzoftalmometri ölçümü, Humphrey görme alanı, Ishihara renkli görme testi de yapılabilmektedir. Kuru göz hastalığı ve epifora tedavisinde tercih edilen punktum tıkaç ve perfore punktum plug uygulamaları gerçekleştirilmektedir. Göz kapağının doğumsal veya edinsel pitozis, trikiyazis, entropion, ektropion patolojileri modern cerrahi yöntemlerle düzeltilmektedir. Lakrimal sistem bozukluklarında endonazal veya eksternal dakriyosistorinostomi cerrahisi uygulanabilmektedir. Tiroit orbitopati tanı ve takibi Endokrinoloji Bölümü ile işbirliği içinde yürütülmektedir. Medikal tedavi, orbita dekompresyon cerrahisi ve radyoaktif iyot tedavi seçenekleri hastanın kliniğine göre uygulanmaktadır. Göz çevresi estetiğini iyileştirme amacı ile üst ve alt kapak blefaroplasti yöntemleri, yağ pakelerinin repozisyonu ve botox uygulamaları gerçekleştirilmektedir.
 
Oküler Onkoloji Birimi
Göz ve çevresi yapıların tümörleriyle ilgilenen branşa oküler onkoloji denilmektedir.  Merkezimizde her türlü oküler onkoloji hastasının ayırıcı tanısı ileri radyolojik, medikal ve oftalmik tanı araçları ile yapılabilmektedir. Malign melanom ve retinoblastom gibi ciddi göz tümörleri başta olmak üzere tüm göz ve göz çevresi tümörleri tedavi edilmektedir. Oküler tümörlerin tedavisi amacıyla kliniğimizde radyoterapi, plak radyoterapi, cyberknife, kemoterapi ve tümörlerin cerrahi olarak çıkarılması işlemleri uygulanmaktadır.
 
Kontakt Lens Birimi
Refraksiyon, yani gözün kırma kusurlarının düzeltilmesinde kontakt lensler artık yaygın olarak kullanılmaktadır. Biyoteknolojideki ilerleyici sürece kontakt lens üretim teknolojisi de ayak uydurmuştur. Artık yumuşak kontakt lens kullanımı sayesinde pek çok hastada gözlük kullanımına alternatif sağlanabilmektedir. Kontakt lens birimimizde göz sağlığına uygun, Sağlık Bakanlığı’nca onaylanmış pek çok kontakt lens firmasının deneme setleri bulunmaktadır. Bu sayede hastalara kontakt lensler denenerek güvenli bir şekilde reçete edilebilmektedir. Öncesinde hiç kontakt lens kullanmamış yeni kullanıcıların gözlerinin kontakt lense uygun olup olmadığı değerlendirilmekte ve uzun süredir kontakt lens kullananlarda kornea topografisi tetkiki aracılığıyla kornea ön ve arka yüzeyleri incelenebilmekte, schirmer testi ve non invaziv göz yaşı kırılma zamanı gibi göz yaşı miktarını ve fonksiyonlarını ölçen testler yapılmaktadır.
Uygulamalarımızda sadece miyop (eksi kırma kusuru) ya da sadece hipermetrop (artı kırma kusuru) kontakt lenslerin yanı sıra torik (astigmatlı) kontakt lensler de polikliniklerimizde denenmekte ve -3.0 numaralara kadar görüş netliği açısından tatmin edici sonuçlar elde edilmektedir. Ayrıca hem yakın hem uzağı gösteren gözlük camlarına alternatif olarak multifokal kontakt lens uygulaması da yapılmakta, tek kontakt lens ile uzak, orta ve yakın mesafede net görüş elde edilebilmekte ve yine multifokal gözlük camı ya da multifokal intraoküler lenslere alternatif sağlanabilmektedir.

Yukarıda anlatılanların yanı sıra kliniğimizde kontakt lensler terapötik amaçlı, yani kornea hastalıklarında ya da refraktif cerrahiler sonrası adeta ‘yara bandı’ mantığıyla da kullanılmaktadır. Korneanın renginin altta yatan oküler hastalıktan kaynaklı değiştiği durumlarda da prostetik amaçlı yani yalnızca hasarlı korneanın rengini diğer sağlıklı korneanın rengine benzetmek ve bu şekilde tatmin edici kozmetik sonuçlar elde etmek için renkli özel kontakt lensler de uygulanmaktadır.
 
Az Gören Rehabilitasyonu Ünitesi
Retinitis pigmentosa (tavuk karası), kon distrofisi, Stargardt hastalığı, yaşa bağlı maküla dejenerasyonu (Sarı Nokta), diabetik retinopati, glokom ya da prematür retinopatisi gibi nedenlerle ileri derecede görme kaybı yaşayan hastalarımızın özel gözlük, cihaz ve rehabilitasyon yöntemleriyle günlük yaşam aktiviteleri için gereken yeterli görmenin sağlanmasını amaçlıyoruz.
Bölümümüzün uzmanlık alanına;
  • Genel göz hastalıkları
  • Refraktif cerrahi (gözlükten kurtulma cerrahileri)
  • Katarakt ve göz içi lens cerrahisi
  • Kornea ve oküler yüzey
  • Retina
  • Oküler immünoloji ve üveit
  • Glokom (göz tansiyonu)
  • Nöro-oftalmoloji
  • Çocuk göz sağlığı ve şaşılık
  • Göz estetik cerrahisi (okuloplastik cerrahi) ve orbita cerrahisi
  • Oküler onkoloji
  • Kontakt lens
  • Az gören rehabilitasyonu konuları giriyor.

Hematoloji

  • Halsizlik, yorgunluk, çabuk yorulma, çarpıntı, nefes darlığı, göğüs ağrısı (Anemi)
  • Burun kanaması, diş eti kanaması, ciltte küçük kırmızı döküntüler, morarmalar, adet kanamalarının uzun sürmesi (Trombositopeni ve faktör eksikleri)
  • Ateş, sık tekrarlayan enfeksiyonlar (Lökosit düşüklüğü)
  • Lenf bezlerinde büyüme, ateş, kilo kaybı, gece terlemesi (Lenfoma)
  • Ateş, kanama, lenf bezlerinde büyüme (Akut lösemi)
  • Tesadüfen saptanan lökosit yüksekliği, dalak büyüklüğü, lenf bezlerinde büyüme (Kronik lösemi)
  • Nedeni açıklanamayan yaygın kemik ve bel ağrıları (Multiple Miyelom)
Aşağıda yer alan rahatsızlıklar bölümümüzün uzmanlık alanına giriyor:
 
  • Eritrosit (Alyuvar) Hastalıkları
    • Demir eksikliği anemisi ve diğer hipoproliferatif anemiler
    • Talasemi
    • Hemoglobinopati
    • Megaloblastik ve diğer makrositik anemiler
    • Aplastik anemi
    • Hemolitik anemi
  • Lökosit (Akyuvar) Hastalıkları
    • Kantitatif ve kalitatif nötrofil bozuklukları
    • Akut myeloid lösemi
    • Kronik myeloid lösemi
    • Polistemiva vera
    • Miyelofibrozis
    • Esansiyel trombositoz
    • Lenfopeni ve immün yetmezlik
    • Akut lenfoblastik lösemi
    • Kronik lenfosittik lösemi
    • Hodgkin lenfoma
    • Hodgkin dışı lenfoma
    • Miyelodisplastik sendrom
    • Multipl miyelom ve diğer plazma hücre hastalıkları
  • Trombosit ve koagülasyon (pıhtılaşma) bozuklukları
    • Trombositopeni
    • Trombosit fonksiyon bozuklukları
    • Hemofili ve diğer koagülasyon faktör eksiklikleri
    • von Willebdand hastalığı
    • Tüketim koagülopatileri 
  • Trombotik bozukluklar
14 yataktan oluşan kemik iliği nakil ünitesinde aşağıdaki işlemler yapılmaktadır.

1-  Kök hücre mobilizasyon protokolleri belirleme ve uygulama
2-  Periferik kök hücre aferez işlemi
3-  Kemik iliğinden kök hücre toplama işlemi (ameliyathanede)
4-  Kök hücre dondurma ve saklama işlemi
5-  Otolog kök hücre nakli
6-  Allogenik kök hücre nakli
  • Tam uyumlu kardeş, 9/10 uyumlu kardeş
  • Tam uyumlu akraba dışı, 9/10 uyumlu akraba dışı
  • Haploidentik

Kadın Hastalıkları ve Doğum

Üreme Endokrinolojisi ve İnfertilite Ünitesi

Hastalarımızın en kısa zamanda, en kolay yoldan ve en düşük maliyetle gebelik elde etmesi öncelikli amaçlarımızı oluşturuyor. Fertilite danışmanlığı, ovulasyon indüksiyonu ve intrauterine inseminasyon, in vitro fertilizasyon/intrasitoplazmik sperm enjeksiyonu gibi rutin tedaviler dışında ünitemizde tüm preimplantasyon genetik tanı, oosit ve over dokusu dondurarak fertilitenin korunması gibi hizmetler de sunuluyor. Kanıta dayalı tıbbı rehber edinen kliniğimizde, kurumumuzun sağladığı imkanlarla hastalarımıza fayda sağlayacağını düşündüğümüz her teknolojiyi satın alıp uygulayabiliyoruz, hatta kliniğimizde geliştirebiliyoruz.


Perinatoloji Ünitesi

Bölümümüzde fetüs veya ebeveyn kaynaklı durumlar nedeniyle genetik danışmanlık, tekrarlayan gebelik kaybı, fetal büyüme geriliği, preeklampsi, preterm doğum, çoğul gebelik ve çeşitli yüksek riskli gebelik komplikasyonları yaşayan kadınların değerlendirilmesi üzerinde durulmaktadır.
Perinatoloji ekibimiz anne ve fetüs sağlığında güncel tanı ve tedavi yöntemlerinde üst düzey sağlık hizmeti sunmaktadır. Kaliteli sağlık hizmeti sunabilmek adına perinatoloji ekibimiz neonatoloji, genetik, pediatrik cerrahi ve pediatrik kardiyoloji bölümleri ile işbirliği yapmaktadır. İleri düzey ultrasonografi cihazları ile 1. ve 2. trimesterde fetal anomali taraması ve fetal ekokardiyografi yapılmaktadır. Kliniğimizdeki perinatoloji uzmanları amniyosentez, koryonik villus örneklemesi, kordosentez gibi tanısal yöntemlerin yanısıra fetal kan transfüzyonu, radyofrekans ablasyon, laser ve fetal şant prosedürleri konusunda uzmanlaşmışlardır.


Jinekolojik Onkoloji Cerrahisi Bilim Dalı

Jinekolojik onkoloji alanında da günümüz teknolojisinin en üst standartlarını kullanarak, güncel bilgi ile donanmış bir ekiple jinekolojik kanser hastalarının en iyi şekilde tanı ve tedavi hizmetlerini almalarını sağlamak önceliğimizdir. Bu kapsamda laparoskopik cerrahi ve robotik cerrahiler ile ultraradikal cerrahi operasyonlar kliniğimizde başarıyla uygulanmaktadır. Bunun yanında tüm hastalarımız, multidisipliner olarak ele alınmakta ve gerektiğinde üroloji, genel cerrahi, göğüs cerrahisi, radyasyon onkolojisi, medikal onkoloji gibi diğer bilim dalları ile birlikte karar verilmektedir. Ayrıca genetik danışma gerekliliği olan hastalar Genetik Tanı Merkezimizde değerlendirilir.


Jinekoloji

Koç Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Jinekoloji Ünitesi kadınlara, adölesan dönem, üreme çağı ve menopoz sonrası dönem de dahil tüm yaşamları boyunca hizmet vermektedir. Ekibimiz, sağlıklı kadınların yıllık tarama programlarından, komplike tıbbi ve cerrahi bakıma kadar çok geniş bir yelpazede profesyonel tıbbi bakım hizmeti sunmaktadır. Ekibimizce yönetilen başlıca kadın sağlığı problemleri arasında;
  • Cinsel yolla bulaşan hastalıklar
  • Vajinit
  • Pelvik enfeksiyonlar
  • Anormal menstürasyon
  • Akut ve kronik pelvik ağrı
  • Uterus myomları
  • Uterin patolojiler
  • Pelvik taban bozuklukları
  • Üriner inkontinans
  • Benign yumurtalık kistleri ve adneksiyal kitleler
  • Endometriozis gibi pek çok sağlık problemi yer almaktadır.
 
Kliniğimizde endometriozis ve DIE (Derin İnfiltratif Endometriosis) vakaları gerektiğinde üroloji ve kolorektal cerrahi ile işbirliği içinde, rutin olarak laparoskopik yaklaşımla tedavi edilmektedir. İnkontinans ve pelvik taban anormalliklerinin tanısal değerlendirmesi yapılmakta ve pelvik taban ve üriner fonksiyonu iyileştirmeye yönelik tıbbi ve cerrahi yaklaşımlar uygulanmaktadır. Ünitemizde en sık minimal invazif teknikler uygulanmaktadır. Uzmanlarımız tarafından rutin olarak uygulanan cerrahi girişimler arasında;
  • Laparoskopik myomektomi ve myom/uterin dokunun yayılımını önlemek için kapalı torba sistemi içinde morselasyonu
  • Histerektomi
  • Overyan kistektomi
  • Endometriozis ve derin infiltratif endometriotik nodüllerin laparoskopik eksizyonu
  • Laparoskopik sakral kolpopeksi
  • Lateral süspansiyonlar,üriner sling ve vajinal süspansiyon işlemleri
  • Histeroskopik myomektomi ve polipektomilerle birlikte vajinal histerektomi ve ooferektomiler yer almaktadır.
Hasta bakımı, araştırma ve eğitim konusunda mükemmeli ve liderliği hedefleyen ekibimiz, hastalarımıza en modern ve güncel tıbbi ve cerrahi jinekolojik bakım hizmetlerini sunmaktadır.
  • Gebelik takibi ve doğum
  • Yüksek riskli gebelikler
  • Çoğul gebelikler
  • Tekrarlayan gebelik kayıpları
  • Tekrarlayan implantasyon başarısızlıkları
  • İleri düzey ultrasonografi cihazları ile 1. ve 2. trimesterde fetal anomali taraması
  • Fetal ekokardiyografi
  • Perinatoloji konseyi (neonatoloji, genetik, pediatrik cerrahi ve pediatrik kardiyoloji bölümleri ile işbirliği içinde)
  • Doğum ve lohusalık dönemi
  • Üremeye yardımcı yöntemler ve kısırlık tedavisi
  • Adölesan dönem ve sorunları
  • Adet düzensizlikleri ve anormal menstürasyon
  • Kasık ağrısı, akut ve kronik pelvik ağrı (adet dönemi ağrısı, cinsel ilişkide ağrı, makata vuran ağrı ve diğerleri)
  • Polikistik over sendromu 
  • Yüzde, çenede ve tüm vücutta aşırı tüylenme ve kıllanma problemleri
  • Selim ve habis yumurtalık kistleri
  • Endometirozis ve çikolata kistleri
  • Rahimde ur ve miyomlar
  • Uterin patolojiler
  • Vajinal akıntı, yanma ve kaşıntı
  • Cinsel yolla bulaşan hastalıklar
  • Cinsel işlev bozukluğu
  • Pelvik enfeksiyonları, akut ve kronik pelvik ağrı
  • Pelvik taban bozuklukları
  • İdrar kaçırma, idrar torbası ve rahim sarkması
  • Kozmetik jinekolojik cerrahi ve tedaviler
  • Menopoz ve menopoza geçiş dönemi sorunları
  • Genel ve önleyici jinekoloji
  • Siğiller
  • Anormal veya şüpheli papsmear sonuçlarının değerlendirilmesi ve ileri tetkik ve tedavileri
  • Kadın üreme yolları hastalıklarının tedavisinde laparoskopi, histeroskopi, robotik cerrahi
  • Kadın üreme sistemi kanserleri tanı ve tedavisi
  • Kadın üreme sistemi kanserlerinin tanısı
  • Jinekolojik kanser tedavisi-laparoskopik, robotik ve açık cerrahiler
  • Onkoloji konseyi, radyoterapi, kemoterapi, immunoterapi
  • Jinekolojik kanserlerde organ koruyucu tedavi yaklaşımları

Kalp ve Damar Cerrahisi

Kalp cerrahisi
Koroner bypass cerrahisi ameliyatları çeşitli yöntemlerle gerçekleştiriliyor.
 
Yüzde yüz çalışan kalpte ameliyat
Kalp-akciğer makinesine bağlı oluşan yan etkileri önlemesi, daha kısa yoğun bakım süresi ve normal yaşama daha hızlı dönüş sağlamak amacıyla hizmet veriyoruz.
 
Yüzde yüz atardamar kullanarak ameliyat
Bacaktan alınan damarlara göre damarların daha uzun açık kalması için bu yöntem tercih ediliyor.
 
Aorta dokunmadan ameliyat
Aorta “dokunmanın” neden olabileceği beyin komplikasyonlarından korunmak için yapılıyor.
 
Minimal invaziv ameliyat
Uygun hastalarda göğüs kemiğini tamamen açmadan yapılan ameliyat yöntemi.
Uyanık ameliyat
Genel anestezi alması sakıncalı olan ve/veya hastanede kısa süre kalmak isteyen hastalar için uygulanan bir yöntem.
 
Kalp kapağı cerrahisi
  • Kompleks kalp kapağı tamir ameliyatları,
  • Yüksek riskli hastalara ameliyat olma imkanı sağlayan özel cerrahi teknikler,
  • Uygun hastalarda göğüs kemiğini tamamen açmadan yapılan ameliyatlar.
 
Aortik anevrizma ve aort diseksiyon cerrahisi:
  • Özel cerrahi tekniklerle, kompleks aort ameliyatlarının  düşük riskle uygulanması,
  • Uygun hastalarda, göğüs kemiğini tamamen açmadan minimal invaziv ameliyat tekniği.
 
Re-operasyon:
Daha önce bir veya daha fazla kalp ameliyatı olmuş olan hastalar için yapılan ameliyatlar.
 
Yüksek riskli kalp cerrahisi
Başka merkezlerde ameliyat olamaz denilen veya kalp ameliyatı olmak için çok yüksek riskli bulunan hastalara yönelik özel yöntemler.
 
Doğumsal kalp hastalığı cerrahisi
Pediatrik Kardiyoloji bölümü ile değerlendirilen hastalar, ameliyat öncesi ve ameliyat sonrası pediatri yoğun bakım uzmanları ile ortak bir ekip çalışması yakın takip tedavisi planlanır.
 
Robotik kalp cerrahisi
 

Kardiyoloji

Kalp cerrahisi
Koroner bypass cerrahisi ameliyatları çeşitli yöntemlerle gerçekleştiriliyor.
 
Yüzde yüz çalışan kalpte ameliyat
Kalp-akciğer makinesine bağlı oluşan yan etkileri önlemesi, daha kısa yoğun bakım süresi ve normal yaşama daha hızlı dönüş sağlamak amacıyla hizmet veriyoruz.
 
Yüzde yüz atardamar kullanarak ameliyat
Bacaktan alınan damarlara göre damarların daha uzun açık kalması için bu yöntem tercih ediliyor.
 
Aorta dokunmadan ameliyat
Aorta “dokunmanın” neden olabileceği beyin komplikasyonlarından korunmak için yapılıyor.
 
Minimal invaziv ameliyat
Uygun hastalarda göğüs kemiğini tamamen açmadan yapılan ameliyat yöntemi.
Uyanık ameliyat
Genel anestezi alması sakıncalı olan ve/veya hastanede kısa süre kalmak isteyen hastalar için uygulanan bir yöntem.
 
Kalp kapağı cerrahisi
  • Kompleks kalp kapağı tamir ameliyatları,
  • Yüksek riskli hastalara ameliyat olma imkanı sağlayan özel cerrahi teknikler,
  • Uygun hastalarda göğüs kemiğini tamamen açmadan yapılan ameliyatlar.
 
Aortik anevrizma ve aort diseksiyon cerrahisi
  • Özel cerrahi tekniklerle, kompleks aort ameliyatlarının  düşük riskle uygulanması,
  • Uygun hastalarda, göğüs kemiğini tamamen açmadan minimal invaziv ameliyat tekniği.
 
Re-operasyon
Daha önce bir veya daha fazla kalp ameliyatı olmuş olan hastalar için yapılan ameliyatlar.
 
Yüksek riskli kalp cerrahisi
Başka merkezlerde ameliyat olamaz denilen veya kalp ameliyatı olmak için çok yüksek riskli bulunan hastalara yönelik özel yöntemler.
 
Doğumsal kalp hastalığı cerrahisi
Pediatrik Kardiyoloji bölümü ile değerlendirilen hastalar, ameliyat öncesi ve ameliyat sonrası pediatri yoğun bakım uzmanları ile ortak bir ekip çalışması yakın takip tedavisi planlanır.
 
Robotik kalp cerrahisi

Kemik İliği Nakil Ünitesi

Bölümümüzde hematolojik malignite tanısı (akut lösemi, lenfoma ve multiple miyeloma gibi) ve bazı selim hematolojik hastalık tanısı almış (aplastik anemi, talasemiler gibi) hastalara hizmet veriliyor. Testis kanseri gibi farklı türlerde de tanı almış bazı hastalar da ilgili tıbbi onkoloji hekimleri tarafından birimimize gönderilebiliyor.
Bölümüzde iç hastalıkları ve hematoloji uzmanları hizmet veriyor.
 

Nefroloji

  • Akut böbrek hasarı (yetmezliği)
  • Kronik böbrek hastalığı (yetmezliği)
  • Glomeruler Hastalıklar; nefrotik sendrom ve nefritik sendrom ile idrardan kan gelmesi (hematüri), idrardan protein kaçağı (proteinüri) gibi patolojik idrar bulgularının değerlendirilmesi ve tanı-tedavisi,
  • Sıvı ve elektrolit bozukluklar (su ve tuz dengesiyle ilgili problemler (sıvı yüklenmesi veya ödem, yüksek tansiyon)
  • Asit-Baz dengesi bozuklukları
  • Ödem tanı ve tedavisi
  • Tubulointerstisyel hastalıklar
  • Hipertansiyon
  • Ürik asit yüksekliğine bağlı gut hastalığı
  • Ailevi Akdeniz ateşi
  • Diyabete bağlı böbrek hastalığı tanı ve tedavisi
  • Tekrarlayan üriner sistem enfeksiyon tanı ve tedavisi
  • Tekrarlayan böbrek taşı tanı ve tedavisi
  • Sistemik hastalıklara bağlı böbrek hasarı gelişmesi (lupus nefropatisi, amiloidoz, vb)
  • Üriner sistem patolojileri (enfeksiyon vb)
  • Doğuştan veya sonradan gelişen kistik böbrek hastalıkları (polikistik böbrek hastalıkları, medüller kistik hastalık, vb)
  • Hemodiyaliz tedavisi (hastanın hemodiyalize başlatılması, izlemi, yönetimi ve acil hemodiyaliz uygulanması)
  • Periton diyalizi
  • Böbrek nakli
  • Kan basıncı yüksekliği (hipertansiyon)
  • Kanda sodyum düşmesi (hiponatremi)
  • Ödem (vücutta sıvı birikmesi-kilo artışı)
  • İdrar miktarının artması veya azalması
  • İdrarda köpürme, renk değişikliği
  • Gece idrara sık çıkma (nokturi)
  • Elektrolit bozuklukları (sodyum, potasyum, kalsiyum, fosfor vb elektrolitlerin düşüklüğü veya yüksekliği)
  • Böbrek iltihapları (Nefrit ve Pyelonefrit gibi)
  • İdrar yolu enfeksiyonları
  • Kronik glomerulonefrit
  • Böbrek taşları
  • Üremiye bağlı şikayetler (Bulantı, kusma, kaşıntı, nefes darlığı)
  • Böbrek fonksiyonlarında bozulma (üre, kreatinin yüksekliği)

Nöroloji

  • Baş ağrısı
  • Baş dönmesi
  • Ellerde-ayaklarda uyuşma
  • Unutkanlık
  • Dengesizlik
  • Çift görme
  • Nöbet geçirme
  • Kollarda-bacaklarda güçsüzlük
  • Titreme
  • Hareketlerde yavaşlık
  • Kol-bacak, boyun veya yüzde istemsiz hareketler
  • Göz kapağında düşüklük
  • Uykusuzluk, aşırı uyuma, uykuda kol bacak hareketleri, uykuda konuşma, bacaklarda huzursuzluk hissi
  • Kollarda, bacakalrda ani sıçramalar, bilinç kaybının eşlik ettiği kol, bacaklarda kasılma ve gevşeme ile giden bayılmalar
  • Yürüme bozukluğu, sık düşmeler

Nükleer Tıp ve Moleküler Görüntüleme

Nükleer Tıp ve Moleküler Görüntüleme, organlar veya kemikler hakkındaki fonksiyonel bilgilere dayanarak tıbbi bir problemin nedenlerini belirleme konusunda yardımcı oluyor. Bu nedenle;
  • Benign ve malign tümörler,
  • Kanserler,
  • Kemikler,
  • Beyin,
  • Endokrin hastalıkları,
  • Safra kesesi,
  • Kardiyovasküler sistem hastalığı,
  • Akciğer,
  • Lenfoma,
  • Nöroblastom,
  • Nöroendokrin tümörleri,
  • Pediatrik hastalıklar,
  • Prostat kanseri,
  • Böbrek,
  • Tiroit hastalıkları (Tiroit kanseri, Graves hastalığı) ile bağlantılı şikayetler bölümümüze başvuru nedeni oluyor.

Odyoloji

  • Bebek, çocuk ve yetişkin işitme sorunları
  • Pozisyonel veya diğer vertigo (baş dönmesi) şikayetleri
  • Vestibüler rehabilitasyon
  • Tinnitus şikayetleri (kulak çınlaması)
İşitme, konuşma ve denge problemlerinin tanı ve tedavisinin gerçekleştirildiği Odyoloji ve Nörootoloji laboratuvarımızda Odyometre, İmmitansmetre, çocuk odyometrisi, VRA, ABR, ASSR, Otoakustik Emisyon (DPOAE-T
OAE), Elektronistagmografi (ENG), Videonistagmografi (VNG), pozisyonel testler ve VEMP testleri yapılabiliyor.

Organ Nakli Merkezi

  • Böbrek, karaciğer ve pankreas nakli
  • Canlı vericiden laparoskopik veya robotik cerrahi tekniğiyle böbrek alınması
  • Canlı vericiden laparoskopik teknikle karaciğer alınması
  • Çocuklarda böbrek ve karaciğer nakli (eş zamanlı veya ayrı ayrı)
  • Çapraz böbrek nakli
  • Çapraz karaciğer nakli
  • Domino karaciğer nakli

Nakil Merkezimizde ekibimiz ameliyatları en yüksek başarıyla tamamlamak için laparoskopik, robotik ve böbrek nakli cerrahisinde kolektif uzmanlıklarını birleştirdi.

Cerrahlarımız, dünyada çok az merkezde gerçekleştirilebilen robotik böbrek nakli işlemini, Koç Üniversitesi Hastanesi Böbrek Nakli Merkezi’nde uygulayabilecek tecrübeye sahiptir. Bu operasyonda, donörden alınan böbrek, göbek deliği çevresinde açılan 5 cm’lik küçük bir kesiden hastanın bedenine yerleştirilir. Sonraki tüm süreç Vinci Xi robotik cerrahi sistemi ile gerçekleştirilir; Cerrahlar robotik kolun hareketlerini bilgisayarla kontrol ederek, küçük kesilerden beden içine ulaşan cerrahi enstrümanlar yoluyla böbrek nakil operasyonunu tamamlar.

Kozmetik açıdan açık ameliyat tekniğinden daha üstün olmasının yanı sıra robotik böbrek nakli sonrasında hastalar açık cerrahiye oranla çok daha az ağrı hisseder ve gündelik hayatlarına daha hızlı dönebilirler.

Robotik böbrek naklinin tüm avantajlarının yanında Koç Üniversitesi Hastanesi Organ Nakli Merkezi, son dönem böbrek yetmezliği olan hastalarda minimal invaziv ameliyatlarının en güvenli şekilde gerçekleştirilmesi amacıyla yüksek teknolojiye sahip donanım ve uygulamaları bir arada sunar.

Ortopedi ve Travmatoloji 

Bölümümüz eklemlerde (omuz, dirsek, el bileği, el, kalça, diz ve ayak bileği eklemi) ve omurgada doğuştan ya da sonradan (yaşlanma, spor yaralanmaları ve travma) meydana gelen hareket kısıtlılığı, ağrı, uzuvlarda şekil bozukluğu ve kısalık, çocuklarda ve erişkinlerde görülebilen kas-iskelet sisteminin tümörleri ve enfeksiyonları, yürüyüş bozukluğu ve duruş bozukluğu şikayetleri ile doğrudan bağlantılıdır. Bu bölgeleri kapsayan tüm travmalar ve çocuk yaş grubunda ortaya çıkan tüm kas ve iskelet sistemi hastalıkları bölümün alanına girmektedir. Damar tıkanıklığı, enfeksiyon, kronik yara sonucu ortaya çıkan ayak problemleri diğer branşlar ile koordine bir şekilde tedavi edilmektedirler.
 
  • Ortopedi ve Travmatoloji (Anadal)
  • El Cerrahisi ve Mikrocerrahi (Yandal)

Patoloji

Bölümümüzde eksper patolog kadrosu ve en güncel laboratuvar altyapısı ile sitolojik ve cerrahi materyallerin patolojik incelemesi gerçekleştirilmektedir. Ayrıca kanser hastalarında immünoterapi ya da hedefe yönelik tedavilerin etkinliğinin tespiti için yapılması gereken prediktif öneme sahip immünohistokimyasal ve moleküler incelemeler de bölümümüz tarafından yapılmaktadır.
  • Elektron Mikroskobi
Bölümümüz elektron mikroskop ünitesi 2020 yılından itibaren faaliyete başlamıştır. Prof. Dr. Dilek Ertoy Baydar direktörlüğündeki elektron mikroskopi ünitesi ile böbrek ve karaciğer biyopsilerinin detaylı incelemesi yapılmaktadır.
 
  • Moleküler Patoloji 
Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi Patoloji Anabilim Dalı Moleküler Patoloji Laboratuvarı her geçen gün donanımını güçlendirmekte ve ihtiyaçlar doğrultusunda kendini güncellemektedir. Akciğer karsinomları başta olmak üzere çeşitli kanser tiplerinde öncelikle hedefe yönelik tedavi seçeneklerinin tespiti açısından spesifik mutasyonların saptanması amaçlı yeni nesil dizileme (sekanslama) tabanlı kanser panelleri çalışılmaktadır. 
 

Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi

Hastalarımızın şikayetleri belli başlıklar altında toplanıyor.

Estetik Cerrahi:
  • Yüz yaşlanması ve yüz kırışıklıkları, deri sarkmaları, boyun sarkmaları, kaş düşmeleri, deri kalitesi azalması
  • Gözkapağı problemleri, deri fazlalıkları, kırışıklıkları, kapak düşüklükleri
  • Burun estetik ve nefes alma problemleri, daha önce yapılan ameliyatlara bağlı estetik ve nefes sorunları
  • Dudaklarda asimetri, incelik, barkod çizgileri
  • Kepçe kulak, kulak deformiteleri, kulak memesi yırtılması
  • Memelerin küçüklüğü, büyüklüğü, sarkması, asimetrisi, meme başı anormallikleri, erkek memesi sarkması
  • Doğum veya kilo verme sonrası karında çatlaklar, sarkmalar, fıtıklaşmalar
  • Karında yağlanma artışı, kol ve bacaklarda, sırtta yağlanma artışı, basenlerde genişlik
  • Poponun yetersiz olması, düzleşmesi, sarkması
  • Mide ameliyatları sonrası meme, kol, yüz, boyun, bacak ve karında aşırı sarkmalar
  • Cinsel organlarda yetersizlik, asimetri, şekil bozuklukları ve gevşemeler, kızlık zarı onarımı, penis büyütme
  • Saç ekimi ve saç restorasyonu

Cerrahi Olmayan Estetik İşlemler:
  • Yüzde kırışıklıklar, kaz ayakları, barkod çizgileri, alında kırışıklıklar
  • Göz kapaklarında morluklar, sarkmalar, torbalanmalar
  • Deri kalitesinde bozulmalar, yüzde lekelenmeler, izler
  • Yüzde kalıcı çizgilenmeler, asimetriler, ameliyatsız burun estetiği istekleri
  • Cinsel organları dolgunlaştırma isteği
  • Çene eklemi ağrısı, diş sıkma ve diş aşınmaları
  • Aşırı terleme

Rekonstrüktif Cerrahi
  • Deri lezyonları (kistler, benler, siğiller, lipomlar, her türlü lezyon)
  • Deri kanserleri (melanoma, bazalioma, epidermoid kanser vb.)
  • Meme kanseri sonrası meme ve meme başı yapılması
  • Memenin yokluğu
  • Yüz kemiklerinin ve çenenin kanserleri, tümörleri, saçlı deri tümörleri
  • Çene eklemi problemleri
  • Doğumsal anomaliler (yarık dudak-damak, kraniyosinostoz olarak bilinen kafatası anomalileri, kulak yokluğu, kepçe kulak, dev benler vb.)
  • El anomalileri (polidaktili, sindaktili vb.)
  • Hemanjiomlar, vasküler malformasyonlar, göz kapağı düşüklüğü, velofaringeal yetmezlik
  • Yüz travmaları (yumuşak doku travmaları, yüz kemiği ve çene kırıkları, alın, göz tabanı kırıkları)
  • Yüz felci tedavisi
  • Yara bakımı, yara izlerinin düzeltilmesi, keloid, yatak yaraları, ayak ve bacak yaraları
  • Vajina rekonstrüksiyonu, hipospadias, penis anomalileri
  • Yanık tedavisi, yanık izlerinin ve kontraktürlerinin tedavisi
  • Mikrocerrahi ile her türlü doku rekonstrüksiyonu ihtiyacı (yüz, çene, meme, vajina, yemek borusu, el, kol, bacak, ayak vb.)
Bölümümüzün uzmanlık alanlarını çeşitli dallara göre sıralayabiliriz.
Estetik Cerrahi:
  • Burun estetik ve fonksiyonel cerrahisi (rinoplasti, burun etleri, septum  cerrahisi vb.)
  • Göz kapağı, kulak, dudak, alın-yüz-boyun estetiği, bişektomi
  • Meme estetiği (büyütme, küçültme, dikleştirme, jinekomasti, meme başı estetiği vb.)
  • Gövde estetiği (karın germe, liposuction, postbariatrik 360 derece karın estetiği vb.)
  • Kol germe, uyluk germe (pantolon germe), kol ve bacaklara liposuction
  • Genital estetik cerrahisi (labioplasti, kızlık zarı onarımı, vajen daraltma, penis cerrahisi)
  • Yağ enjeksiyonları (yüz, bacak şekillendirme, popo büyütme)
 
Cerrahi Olmayan Estetik İşlemler:
  • Botoks (kırışıklık, terleme, masseter, gülme botoksu, mezobotoks)
  • Dolgu (dudak, burun, çene, göz kapağı, yüz, el, genital vb.)
  • Mezoterapi (cilt yenileme, göz kapağı rengini açma, ışık dolgusu)
  • Dermaroller, lazer, plazma uygulamaları
  • Kök Hücre, PRP
 
  •   Rekonstrüktif Cerrahi (sigortalar tarafından karşılanıyor):
  • Deri lezyonları (kistler, benler, siğiller, lipomlar, her türlü lezyon)
  • Deri kanserleri (melanoma, bazalioma, epidermoid kanser vb.)
  • Meme kanseri (meme rekonstrüksiyonu, implant, mikrocerrahi, latissimus dorsi, Diep)
  • Poland sendromu
  • Yüz kemiklerinin ve çenenin kanserleri, tümörleri, saçlı deri tümörleri
  • Doğumsal anomaliler (yarık dudak-damak, kraniyosinostoz olarak tanımlanan kafatası anomalileri, kulak yokluğu, kepçe kulak, dev benler vb.)
  • El anomalileri (polidaktili, sindaktili vb.)
  • Hemanjiomlar, vasküler malformasyonlar, göz kapağı düşüklüğü, velofaringeal
  • yetmezlik
  • Yüz travmaları (yumuşak doku, yüz kemikleri kırıkları, çene kırıkları, alın, göz tabanı kırıkları)
  • Yüz felci tedavisi,
  • Yara bakımı, yara izlerinin düzeltilmesi, keloid, yatak yaraları, ayak ve bacak yaraları
  • Vajina rekonstrüksiyonu, hipospadias, penis anomalileri
  • Yanık tedavisi, yanık izlerinin ve kontraktürlerinin tedavisi
Mikrocerrahi ile her türlü doku rekonstrüksiyonu (yüz, çene, meme, vajina, yemek borusu, el, kol, bacak, ayak vb.)

Radyasyon Onkolojisi (Radyoterapi)

Radyoterapi bilimi, iyonlaştırıcı ışınların planlı, kontrollü, bölgesel ve belirlenen dozlarda kullanılması işlemlerini kapsıyor. İki kanser hastasından en az biri için başvurulan tedavi yöntemi olan radyoterapi; küratif, adjuvan, palyatif ve profilaksi amacıyla uygulanıyor.

Radyasyon, doğrusal bir hızlandırıcı olan LINAC cihazları tarafından üretiliyor. Elektronlar, metal bir bariyere çarptırılıyor ve foton denilen güçlü X ışınları yaratılıyor. Işın şeklindeki fotonlar, 360 derece hareket eden bir portal üzerinden, tedavi masasındaki hastaya iletiliyor. Tek bir radyasyon uygulamasına “fraksiyon” deniyor.

Radyoterapi tümör üzerinde maksimum etki sağlarken, tümör etrafındaki sağlıklı dokuları korumayı hedefliyor. Bu nedenle dikkatli bir planlama gerektiriyor. Planlamanın ilk basamağı ise simülasyon işlemi. Hastanın tedavi sırasında sabit kalmasını sağlamak için kullanılan immobilizasyon cihazlarının test edilerek, tomografi kesitleri alınması olarak tanımlayabileceğimiz bu işlem, uygulanacak radyoterapinin provası sayılabilir. Simülatörden gelen veriler, tedaviye başlamadan önce uygun dozu hesaplamaya yardımcı oluyor.
Radyoterapi tedavisi başta kanser olmak üzere birçok hastalığın tedavisinde yer bulmuş en önemli yaklaşımlardan biridir. Kanser hastalarının yarısından fazlasında radyoterapi uygulanıyor. Bazı vakalarda kemoterapi ile eş zamanlı uygulanması güvenli ve etkin bir yol olarak tercih ediliyor.

Özellikle akciğer, prostat, cilt kanseri, baş-boyun kanseri, erken evre Hodgkin hastalığı, non Hodgkin lenfoma veya serviks kanseri gibi bazı tip tümörlerin tedavisinde ilk tedavi yaklaşımı olabiliyor. Meme, endometrium, testis, mesane, tiroid, pankreas ve beyin kanserlerinin tedavisinde de operasyonun ardından yaygın olarak kullanılıyor.

Rektum ve yumuşak doku kanserlerinde neoadjuvan radyoterapi uygulanmasına da sıkça rastlanıyor.

Pediatrik kanserlerde tedavi ise, multidisipliner yaklaşım ve kılavuzlar eşliğinde bireysel olarak değerlendirilerek oluşturuluyor.
Radyoterapi alan bir hasta tanı, evre ve uygulama amacına göre 20 ile 78 Gy (1 Gy = 1 kg dokuda emilen 1 joule'lük enerji miktarı) arasında dozlarla tedavi edilebiliyor. Modern mamografi aygıtlarında film çekmek için maruz kalınan X-ışını dozunun 1 Gy’nin yaklaşık 10 binde biri olduğunu söylemek, uygulanan radyoterapinin boyutunun kavranmasını olanaklı kılabilir. Verilecek radyasyonun toplam dozu, günlük küçük dozlar halinde genellikle haftanın 5 günü uygulanıyor.
Doktor, radyoterapi teknikerleri ya da hasta yakınlarının radyoterapi uygulaması sırasında radyasyona maruz kalmamaları için oda dışına çıkmaları gerekiyor. Hasta odada yalnız olsa da kendisi oda dışındaki monitörden izleniyor. Çift yönlü dahili mikrofon sistemiyle iletişim kurabiliyor.
 
Hastalar tedavi süresince dışarıdan radyasyon uygulamasına bağlı ağrılı ya da acılı bir uygulamayla karşılaşmıyor. Yalnızca brakiterapi uygulamaları sırasında hissedilebilecek ufak sıkıntılar dışında herhangi bir fiziksel rahatsızlık duymuyorlar. Bunun yanı sıra, tedavi sürecinde karşılaşılabilecek yan etkiler nedeniyle oluşabilecek acı ve ağrı şikayetleri sorumlu doktorla paylaşıldığında, gereken tıbbi destek sağlanıyor.
Radyoterapinin olası yan etkileri birçok faktöre bağlı olarak değişiklik gösteriyor. Hastalarımıza doktoru tarafından tedavi süresince ve sonrasında oluşabilecek yan etkiler anlatılıyor. Yan etkilerin çok büyük bir bölümü tamamen geçici, tedavi sonrası kayboluyor. Ayrıca her yan etki için şikayetleri azaltabilecek ve hafifletecek ilaçlar kullanılabiliyor. Yan etkilerin tedavinin ve hastalığın gidişi ile ilgili kötü işaret değil, hemen herkeste izlenebilen geçici problemler olarak değerlendirilmesi gerekiyor.

Radyoterapi tedavi alanı içinde kalan sağlıklı hücreler de alınan tedaviden etkileniyor. Ayrıca, tedavi alanının yerleşimi ve genişliği de önemli; geniş alanlarda yan etkilere daha sık rastlanıyor. Günlük doz, toplam doz ve beraberinde kullanılan eş zamanlı ilaçlar, radyoterapinin yan etkilerini değiştirebiliyor. Performans ve yaş durumuyla radyoterapi uygulama seçim ve kalitesi yan etki profilini doğrudan ilgilendiriyor.

Ciltte görülen yan etkiler, doz artışıyla doğru orantılı ve tedavinin ileri dönemlerinde ortaya çıkıyor. Cilt dokusunun ince olduğu, katlandığı, yeterli hijyen ve havalanmanın güç olduğu kol altı, boyun, anüs, ağız içi gibi dokularda yan etki riski daha fazla. Güneş yanığı gibi hafif kızarıklıklarla başlayan yan etkiler, sulu ve açık yaralara dönüşebiliyor. Baş ve boyun bölgesi radyoterapisi dişleri etkileyebiliyor, dişlerde çürüme eğilimi artabiliyor. Bu nedenle düzenli diş hekimi kontrolü önem taşıyor. Ağız içi dokular radyasyona daha duyarlı olduğundan ağız içinde yaralar oluşabiliyor. Bu da ağız bakımına dikkat edilmesi gereğini gösteriyor. Tükürük üretiminin azalmasına bağlı olarak ağız kuruluğu, ağrılı yutma güçlüğü sıkça görülen durumlar arasında.

Ayrıca tat alma duyusu bozulabiliyor, boyun tedavisine bağlı cilt yaraları gelişebiliyor. Tedavi süresince alkol ve sigara, tahriş edici etkileri nedeniyle kullanılmamalı. İştah azalmasına bağlı etkiler, ses değişiklikleri, saç ve kıl dökülmesi, göğüs kafesi bölgesi radyoterapisine bağlı yutma zorluğu, bulantı ve kusma, halsizlik, yorgunluk, nefes darlığı, kuru öksürük karşılaşılabilen yan etkiler olarak sayılabilir. Mide, üst ve alt karın bölgesi radyoterapisindeki olası yan etkiler arasında en fazla izlenen ise ishal. Mide krampları ve şişkinlik şikayetleriyle birlikte bulantı, kusma, iştah azalması ve kilo kaybı, idrar yaparken ağrı yakınmaları olabiliyor.
Radyasyon onkoloğu toplam tedavi gününü, tedavi sayısını ve verilecek olan radyasyon miktarını da içeren tedavi planını hazırlar. Ayrıca tedavi sırasında ortaya çıkabilecek tıbbi problemlerin belirlenmesi ve bu problemlerin giderilmesinden sorumlu olur.
Sağlıklı ve kanserli hücrelerin radyobiyolojik özellikleri nedeniyle yüksek doz radyoterapi genellikle bir seferde değil, parçalar halinde uygulanıyor. Bu durum tanıya göre değişmekle birlikte, tedavi için ortalama 4-8 hafta arasında bir süreç gerekiyor. Sürecin bu şekilde uzatılması vücudun radyasyonun etkilerini gidermesine olanak sağlıyor.

Romatoloji

İç Hastalıkları ve romatoloji uzmanlarımınız hizmet verdiği bölümümüzde hastalarımızın tanı ve tedavi süreçlerinin en ideal biçimde takibi amacıyla fizik tedavi, rehabilitasyon ve ortopedi bölümleriyle yakın iş birliği gerekebiliyor. 
 
Kas iskelet sisteminde ağrı, şekil değişikliği ya da kullanmakta zorlanma genel başvuru bulgularıdır. Bel ağrısı, el-ayak eklemlerinde ağrı sık görülür.

Ancak iltihaplı romatizmal hastalıklarda farklı sistemler de tutulabileceğinden bulgular çok değişken olabilir.
Ateş, kilo kaybı, deri döküntüsü, ayaklarda ya da vücutta ödem, kuvvet kaybı, tekrarlayan karın ağrısı ve tekrarlayan ağız yaraları da romatizma bulgusu olabilir.
  • İç hastalıkları bünyesinde yataklı servis
  • Biyolojik ilaç tedavisi uygulamaları
  • Eklem ultrasonografisi ile ayırıcı tanı
  • Eklem içi tedavi uygulamalar

Sigara Bırakma Polikliniği

Nikotin çok güçlü bir psikolojik uyarıcı ajandır. Öyle ki bağımlılık ortaya çıkarma özelliği açısından eroin, kokain ve alkolden güçlüdür. Sigarayı ilk kez deneyen her 3 kişiden biri tek bir sigarayla bağımlı hale gelmektedir.
 
Sigara içildiğinde, ortalama 10 saniye içinde yanaktan emilen nikotin beyne ulaşır ve eroin, kokain gibi maddelerin etkilediği merkezi uyararak bazı hormonların salınmasına neden olur. Bu hormonlar zevk alma, gevşeme, konsantrasyon artması gibi ödül benzeri değişiklikler yaratarak nikotin isteğini kamçılar. Bu etkilere karşı zamanla tolerans geliştiğinden içtiğiniz sigaranın sayısı giderek artar. Artık vücudunuz bu maddeyi gerek olmadığı halde almak zorundadır. Eksikliğinde hissedilen sinirlilik, gerginlik, konsantrasyon bozukluğu, iştah artışı, depresyon gibi duyguları iradenizle yönetmenizde güçlükler yaşanabilir.
 
Sigara Bırakma Polikliniğimizden alabileceğiniz yardım ile bunların üstesinden daha rahat gelmeniz mümkündür.
 
Sigarayı bıraktıktan sonraki 20. dakikada kalp hızı ve tansiyon normalleşir. İlk günde kalp krizi riski azalır, 2 gün sonra tat ve koku duyusu artar, 2. haftada kan dolaşımı düzelir, 3. ayda akciğer fonksiyonları iyileşmeye başlar. Bir yıl sonra kalp hastalığı riski, 10. yılda akciğer kanseri riski yarıya iner ve 15. yılda kalp hastalığı riski, içmeyenlerle eşitlenir.
 
İlk 3 hafta nikotin yoksunluğuyla ilgili şikayetleri en yoğun hissedeceğiniz dönemdir. Yoksunluk belirtilerinden en sık görülenler huzursuzluk, uykusuzluk, sinirlilik, kabızlık, konsantrasyon bozukluğudur. Sigarayı bırakan her 3 kişiden 2’sinde bu belirtiler görülür. Sigara bırakma polikliniğinden verilecek destek (danışmanlık, nikotin yerine koyma tedavisi ve ilaç tedavisi) sayesinde bu şikayetleriniz azalacak ve bırakma sürecinde konforunuz artacaktır. Bu şekilde sigarayı bırakmak sizin için daha kolay hale gelecektir.

Sigara bırakma sürecinde zorluk yaşamanız çok doğal, lütfen umutsuzluğa kapılmayın ve denemeye devam edin. Zorlandığınız konularda “Sigara Bırakma Polikliniğimiz” aracılığıyla yardım alabilirsiniz.
 
Sigara endüstrisinin yeni ürünleri olan elektronik sigara ve ısınan ama yanmayan IQOS ürünleri ana hedefin gençler olduğu yeni pazarlama araçları arasında ilk sıralarda yer alıyor. Sağlığa zararlı olduğu kanıtlanan tütün ürünlerine yönelik bağımlılığın "daha az zararlı" mesajıyla sürmesi için kullanılan bu ürünler dikkat çekiyor. Bu ürünler sigarayı bırakmak için bir alternatif olarak düşünülmemelidir. Elektronik sigaranın da içeriğinde kanserojen ve uçucu organik bileşenleri barındıran, sigara içmenin görüntü ve davranışını taklit ederek bağımlılık yapan bir ürün olduğunu unutmamalısınız!
 

Solunum Laboratuvarı

Laboratuvarımızda standart olarak yapılan testler şöyle sıralanır:
  • Spirometri, reverzibilite testi,
  • Metakolin ile Bronş Provakasyon Testi,
  • Karbonmonoksit Difüzyon Kapasitesi Ölçümü (DLCO Testi),
  • Vücut pletismografı ile ölçülen akciğer volümleri,
  • İmpulse osilometri,
  • Göğüs İçi Basınç Ölçümü (MIP, MEP),
  • Kardiyopulmoner Egzersiz Testi (KPET),
  • Exhale Nitrik Oksit (FENO)  Ölçümü,
  • 6 dakika Yürüme testi,
  • Arter kan gazları analizi.
Spirometre ve Reversibilite ( Bronkodilatör İlaçlara Yanıt) Testi
Bu test, spirometre adı verilen cihaz ile akciğer fonksiyonlarının ölçülmesi işlemidir. Gerektiğinde inhalasyon yolu ile kısa etkili bronş genişletici ilaç verilerek havayolundaki daralmanın (obstrüksiyon) derecesi ve bronş genişletici ilaca verilen yanıt (reversibilite) değerlendirilir. Reversibilite testi öncesi doktorunuzun kullanımını durduracağı birtakım ilaçlar olabilir. Astım, Kronik Obstruktif Akciğer Hastalığı (KOAH) gibi bazı solunum sistemi hastalıklarının tanısının konması, nefes darlığının nedenin belirlenmesinde, uygulanan tedaviye yanıtın takibinde kullanılır. Solunum fonksiyon testi, çalışma saatleri içinde randevusuz olarak yapılmaktadır.

Metakolin ile Bronş Provakasyon Testi
Astım tanısı düşünülen ancak solunum fonksiyon testinde havayolu darlığına dair bir bulgu saptanamayan kişilerde, havayolu aşırı duyarlılığını saptamak için uygulanan bir testtir. Provakasyon testi öncesi doktorunuzun kullanımını durduracağı ilaçlar olabilir. Test öncesi mutlaka doktorunuzla görüşmelisiniz. Metakolin provokasyon testi randevulu olarak yapılmaktadır.
 
Karbonmonoksit Difüzyon Kapasitesi Ölçümü (DLCO Testi)
DLCO testi akciğerlerdeki gaz alışverişini değerlendirmek için yapılan bir testtir. Nefes darlığı nedeninin belirlenmesinde, intertisiyel akciğer hastalığı gibi birtakım solunumsal hastalıkların tanı ve takibinde, akciğer operasyonları öncesi kullanılmaktadır. Test esnasında çok düşük düzeyde (%0,3) CO gazı solutularak akciğerin difüzyon kapasitesi hesaplanır. Sigara içimi ,alveollerde CO miktarını artıracağı için testten 24 saat önce kesilmesi önerilir. Test öncesi güncel kan hemoglobin değerini görebilmek için hastadan kan sayımı istenebilir. DLCO testi, çalışma saatleri içinde randevusuz olarak yapılmaktadır.
 
Vücut Pletismografisi ile Akciğer Hacimleri Ölçümü
Akciğer volümlerinin değerlendirilmesi için kullanılan bir test yöntemidir. Gelişmiş cihazlar sayesinde sadece normal soluk alıp verme ile kısa sürede yapılabilmektedir. Vücut Pletismografisi ile Akciğer Hacimleri Ölçümleri randevulu olarak yapılmaktadır.

Göğüs İçi Basınç Ölçümü (MIP, MEP)
Solunum kas güçsüzlüğü şüphesi nedeniyle ya da kas hastalıkların teşhis ve takibi amacıyla yapılmaktadır. Maksimal inspirasyon basıncı (MIP) ile diyafram ve diğer inspiratuvar solunum kaslarının gücü ölçülmekte olup, maksimal ekspirasyon basıncı (MEP) ile abdominal kaslar ve diğer ekspiratuvar solunum kaslarının kuvveti ölçülmektedir. Göğüs İçi Basınç Ölçümleri çalışma saatleri içinde randevusuz olarak yapılmaktadır.

Altı Dakika Yürüme Testi
Kardiyopulmoner ve fonksiyonel kapasitenin belirlenmesinde, tedavi etkinliğinin ve prognozun değerlendirilmesinde kullanılabilen kolay bir testtir. Özel bir cihaz donanımı gerekmeksizin hastanın hesaplanmış bir aralıkta altı dakikada yürüyebildiği kadar çok mesafeyi yürümesi işlemidir. Teste başlarken ve test sonunda tansiyon, parmaktan oksijen satürasyonu, nabız ve nefes darlığı düzeyi takip edilir. Gerektiğinde optimum oksijen ihtiyacını da saptamak için hasta oksijen desteği ile yürütülür. Test bitiminde, elde edilen veriler ve yürünen mesafe raporlanarak test tamamlanır. Altı Dakika Yürüme Testi çalışma saatleri içinde randevusuz olarak yapılmaktadır.
 
Kardiyopulmoner Egzersiz Testi (VO2 Max testi)
Nefes darlığının ayırıcı tanısında, ameliyat öncesi akciğer ve kalp kapasitesinin değerlendirilmesinde kullanılan bu test, bisiklet ergometrisi ile standart egzersiz protokolleri altında yapılmaktadır. Akciğer hastalıklarının ayırıcı tanısında, vasküler hastalıklarda ve takibinde (pulmoner arteriyel hipertansiyon), kardiyak hastalıklarda, kas hastalıklarında, cerrahi öncesi değerlendirmede, maluliyet değerlendirmesinde kullanılmaktadır.
Test öncesi birtakım hazırlıklar gereklidir.  Rahat kıyafetler giyilmesi uygundur ve o gün sigara, kafeinli içecekler kullanılmamalı, iki saat öncesine kadar yemek yenmemelidir. Ayrıca daha önce yapılmış solunum testi, akciğer grafisi, tomografi, laboratuvar sonuçları, konsültasyon notları, EKG, EKO gibi tetkik sonuçlarınızı da yanınızda getirmenizi öneririz. Eğer inhaler ilaçlar kullanıyorsanız ilaçlarınızı zamanında alarak teste gelmelisiniz. Beta-bloker ya da kalsiyum kanal blokeri (kalp ritmini düzenleyen ilaçlar) kullanıyorsanız test öncesi doktorunuz ile ve laboratuvarımızla görüşmelisiniz. Test randevu ile yapılmaktadır.

Exhale Nitrik Oksit (FENO) Ölçümü
FENO, havayollarındaki mikrobik olmayan iltihaplanmayı ölçmeye yarayan bir test işlemidir. FENO ölçümü, KOAH’lı ve astımlı hastalarda, kronik öksürüklü hastaların ayırıcı tanısında kullanılabilmektedir. FENO, cihaza 10-12 sn’lik bir nefes verme manevrası ile kolaylıkla ölçülebilmektedir. FENO ölçümü çalışma saatleri içinde randevusuz olarak yapılmaktadır.
Laboratuvarımızda günlük laboratuvar hizmetinin yanı sıra tıp fakültesi öğrencileri ve asistan eğitimi de yürütülmektedir.
Göğüs hastalıkları uzmanları, asistanları ve laboratuvar teknisyenleri için belirli aralıklarla mezuniyet öncesi ve sonrası SFT eğitimi kursları düzenlenmektedir.
 

Sualtı Hekimliği ve Hiperbarik Tıp

HBOT ile tedavi edilen hastalıklar arasında, diyabet, kemik enfeksiyonları, damar tıkanıklıkları, yanık ve radyoterapi, yani ışın tedavisi, sonucu ortaya çıkan yaralar gibi iyileşmek için oksijene ihtiyaç duyulan hastalıklar yer almaktadır. Ayrıca ani işitme kayıpları, göz damarlarında tıkanıklığa bağlı gelişen ani görme kayıpları, dalış sırasında hızlı basınç değişimi sonucu gelişen ve vurgun olarak da bilinen dekompresyon hastalığı gibi birçok hastalıkta da hiperbarik oksijen tedavisi uygulanmaktadır. Ani gelişen görme ve işitme kayıpları, kemik nekrozu, iyileşmeyen kronik yaralar, karbonmonoksit zehirlenmesi ve dalış hastalıkları gibi durumlarda hiperbarik oksijen tedavisi için danışılmalıdır.

Tüp Bebek ve Üreme Sağlığı Merkezi

Kliniğimizde tedavi görecek olan ve yasal şartları karşılayan çiftlere, tüp bebek ve aşılama tedavilerinde SGK desteği için rapor verebiliyoruz. Başka merkezler tarafından verilen raporları da merkezimizdeki tedavinizde kullanmanız mümkün.
Azalmış yumurtalık kapasitesi veya ilerleyen yaş nedeniyle yumurta dondurarak doğurganlık şanslarını sürdürmek isteyen kadınlar için tedavi öncesi kanunen zorunlu olan resmi raporu, başvuru sahibinin şartları karşılaması halinde düzenliyoruz.
Merkezimize başvuranların önemli bir kısmını bebek sahibi olmakta güçlük çeken veya üreme şansını ileride sürdürmek isteyen kişiler oluşturuyor. Bu durumlardan bazılarını şöyle sıralamak mümkün:
  • Polikistik over sendromu ve yumurtlama problemleri nedeniyle çocuk sahibi olmakta güçlük yaşayanlar
  • Sperm yavaşlığı, azlığı veya yokluğu nedeniyle bebek sahibi olamayan çiftler
  • Tüplerin kapalı veya hasarlı olması nedeniyle çocuk sahibi olmakta zorluk yaşayanlar
  • Endometriozis ve bununla ilgili üreme güçlükleri yaşayanlar
  • Doğuştan gelen rahim şekil bozukluklarına sahip kadınlar
  • Myom, adenomyom veya polip nedeniyle gebe kalmakta zorluk yaşayan kadınlar
  • Yumurtalık kapasitesi azalmış kadınlar
  • İlerleyen yaş veya azalmaya başlayan yumurtalık kapasitesi nedeniyle gelecekteki üreme şansı hakkında endişe duyan kadınlar
  • Kanser veya başka hastalıkların tedavisi nedeniyle üreme şansını kaybetme riski olan kişiler
  • Tekrarlayan gebelik kayıpları yaşayan kadınlar
  • Tekrarlayan tüp bebek başarısızlıkları yaşayan çiftler
  • Ciddi kalıtımsal hastalıklarının çocuklarına geçişi hakkında bilgi almak isteyen çiftler
Merkezimizde;
  • Üreme endokrinolojisi ve infertilite alanında uzmanlaşmış jinekologlar
  • Üroloji uzmanları
  • Embriyologlar
  • Tüp bebek ve üreme sağlığı hemşireleri görev yapmaktadır.

Üroloji

  • Üro-onkoloji ve prostat hastalıkları
  • Androloji
  • Üriner sistem taş hastalıkları
  • Çocuk ürolojisi
  • İşlevsel üroloji, kadın ürolojisi, nöroüroloji ve rekonstrüktif üroloji
  • Organ nakli bölümü içerisinde renal transplantasyon
  • Prostat hastalıklarına bağlı idrar yapma güçlüğü ve sık idrara gitme
  • Mesane ve prostat hastalıklarına bağlı idrar kaçırma
  • Mesane, böbrek ve prostat hastalıklarına bağlı idrarda kanama
  • Böbrek ve idrar yollarındaki taş hastalığına bağlı ağrı ve idrarda kanama
  • İdrar yollarında enfeksiyona bağlı idrarda yanma, kanama ve ateş yüksekliği
  • Erkek hastalarda çocuk sahibi olamama
  • Erkek cinsel işlev bozuklukları
  • İdrar kaçırma
  • İşeme bozuklukları (mesaneyi boşaltma güçlüğü)
  • Sık idrara gitme, sıkışma hissi ve sıkışma hissi ile beraber idrar tutamama (aşırı aktif mesane)
  • Mesane ve rahim sarkması
  • Kronik pelvik ağrı (mesane ağrısı)
  • Cinsiyet disforisi
  • Vajinal kanalın doğuştan gelişmemiş olması
  • Çocuklarda, gebelikte tanı alan böbrek genişlemeleri, idrar yolu bozuklukları
  • Çocuklarda idrar kaçırma, alt ıslatma
  • Çocuklarda idrar yolu enfeksiyonları
  • Hipospadias
  • Ekstrofi vezika
  • Epispadias
  • Çocuklarda kasık fıtığı
  • Hidrosel
  • İnmemiş testis

Uyku Apne Polikliniği ve Uyku Laboratuvarı

  • Uyku apnesinin gece görülen belirtileri horlama, huzursuz uyku, tanıklı solunum durmaları, gece terlemeleri, reflü, sık idrara kalkmadır.
  • Gündüz semptomları arasında; sabah yorgun ve baş ağrısı ile uyanma, ağız kuruluğu, gündüz aşırı uykululuk hali, unutkanlık, konsantrasyon bozukluğu ve depresif duygudurum bulunuyor.
  • Uykuya dalmakta güçlük (İnsomni), uyurgezerlik (parasomni), huzursuz bacak sendromu, REM davranış bozukluğu da bölümümüzdeki tetkiklerle yönlendirilecek tedavi içi gruplar arasındadır.
  • İlaç tedavisine iyi yanıt vermeyen hipertansiyon, diyabeti kalp rahatsızlığı, astım, kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) durumlarında da eşlik eden bir uyku apnesi olup olmadığı sorgulanmalıdır.
Bölümümüz Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı’nın uzmanlık alanı içinde faaliyet göstermektedir.
İçerik ve komplikasyonları itibariyle multidisipliner bir yaklaşım ile nöroloji, kulak burun boğaz, kardiyoloji, iç hastalıkları, endokrinoloji, psikiyatri ve aile hekimliği uzmanlık alanlarını da yakından ilgilendirmektedir.
  • Evde kardiyorespiratuvar uyku testi
  • Uyku laboratuvarında polisomnografi
  • Gündüz Çoklu Uyku Latanse Testi
  • Ağır Vasıta Sürücülerinde Simülatör Destekli Uykululuk Testi (Araştırma aşamasında)

Hemşirelik Direktörlüğü

  • Yönetici Hemşirelik
  • Klinik Supervisör
  • İdari Supervisör
  • Sorumlu Hemşire
  • Ekip Lideri Hemşire
  • İç Hastalıkları Servis Hemşiresi
  • Cerrahi Servis Hemşiresi
  • Hematoloji ve Onkoloji Hemşiresi
  • Organ Nakli Hemşiresi
  • Kemik İliği Transplantasyon Hemşiresi
  • Yoğun Bakım Hemşiresi
  • Ameliyathane Hemşiresi
  • Yenidoğan ve Pediatri Hemşiresi
  • Kadın Sağlığı Hemşiresi
  • Girişimsel Alan Hemşiresi
  • Eğitim ve Özel Dal Hemşireliği
  • Eğitim Gelişim Hemşiresi
  • Enfeksiyon Kontrol Hemşiresi
  • Diyabet Hemşiresi
  • Stoma ve Yara Bakım Hemşiresi
  • Transfüzyon Hemşiresi
  • Nütrisyon Hemşiresi
  • İşyeri Hemşiresi
  • Diyaliz hemşiresi
  • Tıbbi Bölüm Uzman Yardımcısı Hemşireler
Hemşirelik Hizmetlerine bağlı tüm çalışanlara kliniklerimizde karşılaşacakları uygulamalara yönelik teorik ve pratik uygulamaların yer aldığı temel işbaşı oryantasyon eğitimi verilir. Tıbbi çalışanların tamamına temel yaşam desteği eğitimi verilerek her yıl güncelleme eğitimleri verilir. Bölümlere özgü zorunlu eğitimler dışında ihtiyaç doğrultusunda kurum içi ve kurum dışı eğitimler de verilmektedir.

Koç Üniversitesi Hemşirelik Direktörlüğü olarak Vehbi Koç Vakfı Sağlık Kuruluşları bünyesinde; Koç Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi, SANERC (Semahat Arsel Hemşirelik Eğitim ve Araştırma Merkezi) ve RMK AIMES (Rahmi Koç İleri Düzey Girişimsel Tıp Eğitimi ve Simülasyon Merkezi) ile bir çok alanda işbirliği halinde çalışmaktayız.

Her yıl ortak düzenlediğimiz Hemşirelik Haftası seminer programımız; Ulusal ve uluslararası seviyede önde gelen isimler konuk edildiği, paylaşılan güncel bilgilerle ülkemiz hemşireliğine büyük katkı sağlayan ve merakla beklenen bir etkinliktir. 2 yılda bir düzenlediğimiz “İstanbul Yoğun Bakım Hemşireliği günleri” programı ve diğer hemşirelik oturumları da önemli etkinlikler arasındadır.
Türkiye’de modern anlamda hemşirelik, 1. Dünya Savaşı sonrası başlar. hemşirelik eğitiminde önemli bir yeri olan Amiral Bristol Hemşirelik Okulu, Türkiye’nin ilk hemşire okulu olma unvanını almıştır. 20 Mayıs 1920 yılında Amiral Bristol Hemşirelik Okulu’nun, 20 Ağustos 1920’de Amiral Bristol Hastanesi’nin açılışı ile birlikte hemşirelik eğitimi ve sağlık alanında yakalanan başarı ve sürekli gelişim öyküsü Vehbi Koç Vakfı Sağlık Kuruluşları ile birlikte Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Koç Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi’nin de temelini oluşturmaktadır.

Amiral Bristol Hemşirelik Okulu (1920-1999) açıldığında öğrenim süresi 2 yıl 6 ay olarak düzenlenmiş, program 1929' da 3 yıla, 1957' de ise 4 yıla çıkarılmıştır. 1998’ de Koç Üniversitesi’nde Hemşirelik eğitimi Sağlık Yüksek Okulu ile başlamış, 2005’te Hemşirelik Yüksekokulu, 2016’ da Hemşirelik Fakültesi kurulmuştur. Türkiye’de kurulan ilk hemşirelik okulu alanında lider hemşireler yetiştirmiş, zaman içinde açılacak diğer hemşirelik okullarına da örnek olmuştur. Amiral Bristol Hemşirelik Okulu’nun 1923 yılındaki 5 kişilik ilk mezunları arasında yer alan Sayın Esma Deniz hocamız, 1943 yılında Türk Hemşireler Derneği’ni kurarak 19 yıl boyunca başkanlığını yürütmüş, derneği 1949 yılında Uluslararası Hemşireler Birliği'ne faal üye olarak kabul ettirmiştir. Benzer şekilde 1992 yılında Türk Yoğun Bakım Hemşireleri Derneği, yoğun bakım hemşirelerimiz öncülüğünde kurulmuştur. Vehbi Koç Vakfı Sağlık Kuruluşları hemşireleri, lider bir hemşire ve kadın haklarının yılmaz bir savunucusu olarak Sayın Esma Deniz ile hep gurur duymuştur.

Vehbi Koç Vakfı’nın hemşirelik mesleğine katkıları 1974 yılında Hemşirelik Fonu’nun kurulmasıyla başlamıştır. Hemşirelik Fonu, o tarihten günümüze kadar düzenlediği konferans ve seminerlerin yanı sıra hazırladığı yayınlar ve ders kitaplarıyla hemşirelerin sürekli eğitimine katkıda bulunmuş, 2000’in üzerinde hemşirelik bölümü öğrencisine eğitim bursu sağlamıştır. Kaliteli hemşirelik eğitiminin hastanenin hizmet kalitesine katkısı ve hastanenin de hemşirelik hizmetlerine katkısı yüksek olmuş Vehbi Koç Vakfı misyon olarak hemşirelik alanındaki çalışmaları her dönem desteklemiştir. Aynı çatı altında Sağlık Bakanlığı onaylı ilk Yoğun Bakım Hemşireliği Kursu da SANERC (Semahat Arsel Hemşire Eğitim ve Araştırma Merkezi) tarafından verilmiştir. SANERC tarafından 1992 yılından günümüze kadar gerek yurtiçi gerek yurtdışında kurs, eğitim, sempozyum ve kongrelerle hemşirelere önemli katkılar sağlanmıştır.

Koç Üniversitesi Hastanesi 2014 yılı içinde açılış hazırlıklarını tamamlayarak Eylül ayında hasta kabulüne başlamıştır. Amiral Bristol ekolu ile yetişmiş Hemşirelik Hizmetleri Müdürümüz ve Amerikan Hastanesi‘nde deneyim kazanmış liderlerimiz ile birlikte kuruluş aşaması ile başlayan yolculuğumuz başarılarla devam etmektedir. Günden güne artan çalışanları , eğitim ve yönetim kadrosu ile Hemşirelik Hizmetlerimiz; Koç Üniversitesi Eğitim Araştırma Hastanemizin misyon ve vizyonuna uygun olarak gerçekleştirdiği üstün hasta bakımının yanı sıra, öğrenci eğitimi ve katıldığı araştırmalarla kısa sürede alanda yerini almıştır.

Vehbi Koç Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Semahat Arsel, maddi ve manevi desteği ile hemşirelik mesleğinin gelişmesine, güçlenmesine her zaman katkı sağlamış ve sağlamaya devam etmektedir. Koç Üniversitesi hemşireleri olarak tüm hemşireler adına Koç Ailesi ve Sayın Semahat Arsel’e sonsuz teşekkürlerimizi sunarız.
  • Hemşirelik
  • Ebelik
  • Acil Tıp
  • Anestezi
  • Tıbbi Teknikerlik
  • İlaç Hatalarının Gerçekleşme Sayısı
  • İlaç Uygulama Hataları
  • Düşen Hasta Oranı
  • Düşmeleri Önleme Protokolüne Uygunluk Oranı
  • Eksiksiz Doldurulan Mavi Kod Olay Formu Oranı
  • Enfektöre Çekilen İlaçların Uygun Etiketlenme Oranı
  • Hasta Kimliği Politikasına Uygunluk Oranı
  • Sbar Tekniğine Uygunluk Oranı
  • Son Kontrol Yapılma Oranı
  • Süreç Kontrol Uyum Oranı
  • El Hijyeni Uyumu
  • Basınç Yarası Oluşma Oranı
  • Yoğun Bakım Basınç Yarası Oluşma Oranı
  • Hipoglisemi Protokolü Uyumu
  • İzolasyon Uyum Oranları
  • Hastane Memnuniyet Oranları
Sağlık birimlerinin tüm alanlarında bilgi düzeyi her geçen gün artmakta, sağlık ve bakım hizmetlerini sunma yöntemleri de hızla değişmektedir. Buna bağlı olarak Hemşirelik Hizmetlerinin dinamizmi yakalayacak eğitim gelişim programları düzenlemesi, çalışanlarımızın da kendilerini bilgi açısından sürekli yenilemeleri önem arz etmektedir.

Hastanemizde çalışanlarımızın eğitim ihtiyaçları bölüm yöneticileri ile yapılan görüşmeler, yeni cihaz ve ekipman kullanımı, risk yönetim sistemi bildirimleri, bilgi güncelleme ya da tekrarı ve çalışan geri bildirimleri doğrultusunda profesyonel eğitim hemşirelerimiz tarafından programlanıp yürütülerek değerlendirilmesi sağlanmaktadır.

Rutin eğitim programlarımızdan örnekler;
  • Temel Hemşire Oryantasyon Programı Sertifika Programları
  • CPR (Temel Yaşam Desteği) ve resertifikasyon
  • ACLS (İleri Yaşam Desteği) ve resertifikasyon
  • Temel EKG
  • Yoğun Bakım Hemşireliği Sertifika Programı
  • NRP (Neonatal resüsitasyon) Eğitimi (Sağlık Bakanlığı)
  • Temel Pediatri Eğitimleri
  • Cerrahi Bölüm içi Eğitimleri
  • Yoğun Bakımlar Bölüm İçi Eğitimleri
  • Ameliyathane Bölüm İçi Eğitimleri
  • Anestezi Bölüm İçi Eğitimleri
  • Dahiliye Bölüm İçi Eğitimleri
  • Kemik İliği Transplantasyon Ünitesi Bölüm içi Eğitimleri
  • Ekip Lideri Hemşire Eğitimi
  • EKG ve Öldürücü Ritimler Eğitimi
  • Merhamet Yorgunluğu Eğitimi
  • Bebek Dostu Hastane Uygulamaları

Temel Hemşirelik Oryantasyon Programı
Yeni işe başlayan hemşirelik hizmetleri çalışanlarına verilen teorik ve uygulama bölümlerinden oluşan oryantasyon programında; kurum misyon ve vizyonu, hemşirelik uygulamaları, Temel yaşam desteği, enfeksiyon ve izolasyon yöntemleri, cihaz kullanımları, hasta güvenliği ve iletişim gibi konular yer almaktadır. Hemşirelik uygulamalarının içeren beceri eğitimleri ve senaryo uygulamaları Osce laboratuvarında maket üzerinde verilmektedir.
Program başlamadan önce ve program bitiminde sınav uygulanır.
 
Bölüme Özgü Oryantasyon Programları
  • Acil Hemşireliği Oryantasyon programı   
  • Yoğun Bakım Hemşireliği eğitim programı    
  • Pediatri Hemşireliği eğitim programı    
  • Ameliyathane Hemşireliği eğitim programı
  • Anestezi Teknikerleri eğitim programı
Çalışanlar için Hizmet içi eğitimler
  • Hasta Güvenliği
  • Koruyucu Ekipman Kullanımı ve Saçılma Kiti Kullanma
  • Çevre Sağlığı
  • El Yıkama
  • İlaç Güvenliği
  • Ülkem İçin Toplumsal Cinsiyet Eşitliğini Destekliyorum
  • Olağanüstü Durumlar
 
Yeni başlayan hemşirelere yönelik eğitimler;
  • Temel Hemşirelik Oryantasyon Programı
  • Temel Yaşam Desteği
  • Beceri Geliştirme Eğitimleri
  • Senaryo Uygulamaları
  • Yoğun Bakım Oryantasyon Eğitimi
  • Ameliyathane Oryantasyon Eğitimi
  • Pediatri Oryantasyon Eğitimi
  • Bölüm içi, sürekli eğitimler
  • Temel Yaşam Desteği Resertifikasyon
  • Temel Pediatri Eğitimleri
  • Cerrahi Bölüm içi Eğitimleri
  • Yoğun Bakımlar Bölüm İçi Eğitimleri
  • Ameliyathane Bölüm İçi Eğitimleri
  • Anestezi Bölüm İçi Eğitimleri
  • Dahiliye Bölüm İçi Eğitimleri
  • Kemik İliği Transplantasyon Ünitesi Bölüm içi Eğitimleri
  • Ekip Lideri Hemşire Eğitimi
  • EKG ve Öldürücü Ritimler Eğitimi
  • Merhamet Yorgunluğu
  • Bebek Dostu Hastane Uygulamaları
 
Hasta/ Hasta yakınına verilen eğitimler
  • Hasta Güvenliği
  • Kan Transfüzyonu Süreci
  • Enteral Beslenme Süreci
  • Basınç Yarası Önleme ve Bakımı
  • Pediatri/Yetişkin Diyabetli Hasta Eğitimi
  • Stomalı Hasta Eğitimi
Koç Üniversitesi Hastanesi Hemşirelik Hizmetleri olarak, İnsan Kaynakları yönetimi ile birlikte işe alım ve performans değerlendirmesi süreçlerinde önemle göz önünde bulundurduğumuz özellikler şunlardır:
  • Çağdaş hemşirelik felsefesi ve kavramlarını benimsemek,
  • Kurumun ve hemşirelik hizmetlerinin misyon, vizyon ve değerlerine, politika ve kurallarına sahip çıkıp bunları sorumluluğu altındaki çalışanlara da benimsetebilmek,
  • Kurumun ve hemşireliğin imajını olumlu yönde geliştirme konusunda sürekli çaba göstermek, çalışma arkadaşları ve sorumluluğu altındaki personele yaklaşımları, sözel ya da sözsüz iletişim yollarıyla rol modeli olabilmek,
  • Kaliteli bireyselleştirilmiş ve şefkatli hemşirelik bakımının sağlanmasında istekli, heyecanlı olmak, emeğini sakınmayacak biçimde sorumluluk alabilmek, projeler geliştirebilmek ve bunun için mesleki literatürü yakından izleyebilmek,
  • İletişimi güçlü, dışa dönük, diğer sağlık ekibi üyeleri ve çalışma arkadaşlarıyla olumlu ilişkiler kurmak ve sürdürebilmek,
  • Takım çalışmasına yatkın, liderlik özelliklerine sahip, hastane üst yönetiminin temsilcisi olarak görev yapmak, sorumluluğu altındaki personelin sorun ve yakınmalarını birim içinde çözebilmek, çözemediklerini uygun şekilde ve önerileriyle birlikte raporlayabilmek,
  • Mantıklı ve objektif kararlar verebilmek, kendini ve çalışma arkadaşlarını sürekli geliştirmeye çalışmak.
  • Terfi ve bölümler arası transferlerde kurum içi ilanlarımıza gelen başvurular ve performans değerlendirmesi baz alınmaktadır.
Çalışma saati haftalık net 45 saattir. Bölüm özelliklerine göre farklı çalışma programları uygulanmakta olup, acil servis, yoğun bakımlar ve yatan hasta katları için 4 x 12 saatlik 2 vardiya (gündüz /gece) bulunmaktadır.
Detaylı bilgi için web sitemizin İnsan Kaynakları sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

ARAMA

Aramak istediğiniz meteryal bulunamadı.