GÖĞÜS CERRAHİSİ

Göğüs cerrahisi; akciğer, akciğer zarı (plevra), mediasten, göğüs duvarı ve soluk borusunu (trakea) ilgilendiren cerrahi hastalıkların tanı, değerlendirme ve tedavisiyle ilgilenen bir uzmanlık dalıdır. Akciğer nodülü ve kanserlerinin cerrahi değerlendirmesinden mediastinal kitlelere, pnömotorakstan göğüs duvarı hastalıklarına kadar geniş bir hastalık grubu bu kapsamda ele alınır. Tedavi yaklaşımı; hastalığın türü, ameliyat öncesi solunum değerlendirmesi ve gerektiğinde multidisipliner bir toraks konseyinin görüşü doğrultusunda robotik, torakoskopik veya açık cerrahi yöntemleriyle planlanır.

Göğüs Cerrahisi Hangi Hastalıklarla İlgilenir?

Göğüs cerrahisi kapsamındaki hastalıklar, ilgili oldukları anatomik bölgeye göre başlıca dört grupta değerlendirilebilir.

Akciğer Nodülleri ve Akciğer Kanseri

Akciğer grafisi veya tomografide rastlantısal olarak saptanan nodüller, boyut ve görünüm özelliklerine göre göğüs cerrahisi tarafından değerlendirilir. Akciğer kanseri tanısı konan veya kanser şüphesi taşıyan hastalarda; tümörün yeri, boyutu ve evresine uygun olarak lobektomi, segmentektomi veya daha sınırlı akciğer rezeksiyonları planlanabilir.

Plevra ve Göğüs Duvarı Hastalıkları

Akciğer zarında (plevra) sıvı birikimi, ampiyem, plevral kalınlaşma ve mezotelyoma gibi hastalıklar bu grupta yer alır. Göğüs duvarında görülen kitleler ile pektus ekskavatum (kaşık göğüs) veya pektus karinatum (güvercin göğsü) gibi şekil bozuklukları da göğüs cerrahisinin değerlendirme alanına girer.

Mediasten ve Timus Hastalıkları

Kalp, büyük damarlar ve soluk borusu arasında kalan mediasten bölgesinde gelişen kist ve kitleler bu başlık altında incelenir. Timus bezinin iyi veya kötü huylu hastalıkları (timoma gibi) ile myastenia gravis tanılı hastalarda uygulanabilen timektomi de göğüs cerrahisinin ilgi alanındadır.

Pnömotoraks ve Diğer Cerrahi Akciğer Hastalıkları

Akciğerin kısmen veya tamamen sönmesiyle seyreden pnömotoraks, özellikle tekrarlayan ataklarda cerrahi değerlendirme gerektirebilir. Akciğerdeki bül ve amfizematöz değişiklikler ile bronşektazi gibi ilerlemiş akciğer hastalıklarının cerrahi tedavisi de bu kapsamda yürütülür.

Hangi Durumlarda Göğüs Cerrahisine Başvurulmalıdır?

Aşağıdaki belirti ve bulgularda göğüs cerrahisi değerlendirmesi önerilir. Kanlı balgam, ciddi nefes darlığı veya ani başlayan göğüs ağrısı gibi durumlarda vakit kaybetmeden acil sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.

Görüntülemede Akciğer Nodülü veya Kitle Saptanması

Akciğer grafisi veya bilgisayarlı tomografide tesadüfen saptanan nodül ya da kitleler, ileri değerlendirme için göğüs cerrahisine yönlendirilmelidir.

Uzun Süren Öksürük, Kanlı Balgam ve Göğüs Ağrısı

Üç haftadan uzun süren öksürük, balgamda kan görülmesi veya nedeni belirlenemeyen göğüs ağrısı, göğüs cerrahisi değerlendirmesi gerektiren belirtiler arasındadır.

Tekrarlayan Akciğer Sönmesi

Daha önce pnömotoraks geçiren ve bu durumun tekrarladığı hastalarda, yinelemeyi önlemeye yönelik cerrahi seçenekler değerlendirilir.

Göğüs Duvarında Şekil Bozukluğu veya Kitle

Göğüs duvarında doğumsal ya da sonradan gelişen şekil bozuklukları, ele gelen kitleler veya asimetri, göğüs cerrahisi tarafından muayene edilmelidir.

Tanı ve Cerrahi Değerlendirme Süreci

Göğüs cerrahisi değerlendirmesi ayrıntılı muayene ile başlar; görüntüleme yöntemleri, gerektiğinde biyopsi ve solunum kapasitesi değerlendirmesiyle devam eder.

BT, PET/BT ve Diğer Görüntüleme Yöntemleri

Bilgisayarlı tomografi (BT), şüpheli akciğer ve mediasten lezyonlarının boyut, yerleşim ve çevre dokularla ilişkisini ortaya koyar. PET/BT, özellikle kanser şüphesi olan olgularda lezyonun metabolik aktivitesini ve olası yayılımını değerlendirmek için kullanılır.

Biyopsi ve Patoloji

Görüntülemede şüpheli bulunan lezyonlardan iğne biyopsisi, bronkoskopik biyopsi, EBUS veya cerrahi biyopsi yöntemleriyle doku örneği alınabilir. Patoloji sonucu, tedavi planının belirlenmesinde temel referans noktasıdır.

Solunum Fonksiyon ve Anestezi Değerlendirmesi

Akciğer ameliyatı planlanan hastalarda solunum fonksiyon testleriyle, hastanın ameliyatı ve sonrasını ne şekilde tolere edebileceği değerlendirilir. Anesteziyoloji ekibiyle birlikte yapılan bu değerlendirme, ameliyat riskinin ve uygun cerrahi yöntemin belirlenmesine katkı sağlar.

Göğüs Cerrahisinde Kullanılan Yöntemler

Göğüs cerrahisinde açık ve minimal invaziv yöntemler bir arada kullanılır; hangi yöntemin uygulanacağı hastalığın özelliklerine ve hastanın genel durumuna göre belirlenir.

Torakoskopik Cerrahi (VATS)

Video yardımlı torakoskopik cerrahi (VATS), göğüs duvarında birkaç küçük kesiden kamera ve özel cerrahi aletlerle gerçekleştirilen minimal invaziv bir yöntemdir. Uygun olgularda akciğer nodülü çıkarılması, lobektomi ve pnömotoraks cerrahisi gibi işlemlerde tercih edilebilir.

Robotik Göğüs Cerrahisi (RATS)

Robotik cerrahi, torakoskopik yönteme benzer şekilde küçük kesilerden uygulanan; ancak üç boyutlu görüntü ve robotik kol hareketleriyle desteklenen bir tekniktir. Dar ve anatomik olarak karmaşık alanlarda hassas diseksiyon gerektiren olgularda tercih edilebilir.

Açık Cerrahi

Açık cerrahi (torakotomi), tümörün büyüklüğü, çevre dokularla ilişkisi veya hastanın klinik durumu nedeniyle minimal invaziv yöntemlerin uygun olmadığı durumlarda tercih edilir. Yöntem seçimi her hasta için ayrı ayrı değerlendirilir.

Akciğer Kanserinde Multidisipliner Tedavi

Akciğer kanserinde cerrahi karar; tümörün tipi, evresi ve hastanın solunum kapasitesi göz önünde bulundurularak verilir. Gerekli görülen olgularda tedavi, medikal onkoloji ve radyasyon onkolojisi bölümleriyle birlikte planlanır.

Multidisipliner Torasik Onkoloji Konseyi

Akciğer kanseri ve diğer torasik malignite tanılı hastalar; göğüs cerrahisi, göğüs hastalıkları, medikal onkoloji, radyasyon onkolojisi, radyoloji ve patoloji bölümlerinin bir araya geldiği multidisipliner toraks konseyinde değerlendirilir. Bu değerlendirme, hastaya özel tedavi planının oluşturulmasına ve tedavi sonrası düzenli takibe temel oluşturur.

Cerrahi Öncesi ve Sonrası Ek Tedaviler

Bazı hastalarda ameliyat öncesinde tümörü küçültmek amacıyla neoadjuvan kemoterapi, immünoterapi veya radyoterapi uygulanabilir. Ameliyat sonrasında ise patoloji sonucuna göre adjuvan tedaviler gündeme gelebilir; bu kararlar konsey değerlendirmesiyle birlikte alınır.

Ameliyat Sonrası İyileşme

Ameliyat sonrası süreçte ağrı kontrolü, solunum egzersizleri ve erken hareket iyileşmeyi destekleyen temel unsurlardır. Patoloji sonucu çıktıktan sonra hastanın takibi ilgili bölümlerle birlikte sürdürülür.

Göğüs Tüpü ve Hastanede Takip

Akciğer ameliyatı sonrasında genellikle göğüs boşluğuna bir dren (göğüs tüpü) yerleştirilir; bu tüp, akciğerin tam olarak açılmasını sağlamak ve varsa hava veya sıvı birikimini boşaltmak amacıyla belirli bir süre takip edilir. Dren, klinik ve görüntüleme bulgularına göre hekim tarafından uygun görüldüğünde çekilir.

Solunum Fizyoterapisi

Ameliyat sonrası solunum fizyoterapisi, akciğerlerin tam kapasiteyle çalışmasını desteklemek ve solunum yolu komplikasyonlarını azaltmak amacıyla erken dönemde başlatılır. Anestezi ekibiyle koordineli ağrı kontrolü, solunum egzersizlerinin etkin şekilde uygulanabilmesine katkı sağlar.

Günlük Yaşama Dönüş ve Kontroller

Erken mobilizasyon, yani ameliyat sonrası kısa sürede hareket etmeye başlamak, iyileşme sürecini destekler. Taburculuk sonrası belirlenen aralıklarla yapılan kontrollerde yara yeri, görüntüleme ve varsa patoloji sonuçları birlikte değerlendirilir.

Randevu ve İletişim

Görüntüleme tetkiklerinde akciğer nodülü, kitle veya göğüs boşluğuna ait bir bulgu saptanan hastalar, ilgili raporlarıyla birlikte göğüs cerrahisi değerlendirmesine yönlendirilebilir.

Göğüs Cerrahisi Randevusu Nasıl Alınır?

Koç Üniversitesi Hastanesi Göğüs Cerrahisi Bölümü'nden randevu almak için online randevu sistemi veya hastane çağrı merkezi kullanılabilir. Mevcut görüntüleme ve tetkik sonuçlarının randevuya getirilmesi, değerlendirme sürecini hızlandırır.

Akciğer ve göğüs boşluğu hastalıklarında cerrahi değerlendirme için online randevu alın.

ABLOK ABLOK
G.Kat GKat
08:00 - 17:00 08:00 - 17:00
Pazartesi - Cumartesi Pazartesi - Cumartesi

SIK SORULAN SORULAR

Hayır. Akciğer nodüllerinin büyük bölümü iyi huyludur ve eski enfeksiyon izi veya granülom gibi zararsız nedenlerle ortaya çıkar. Nodülün boyutu, şekli ve zaman içindeki değişimi kötü huylu olma olasılığını belirlemede önemlidir; bu nedenle saptanan her nodül göğüs cerrahisi veya göğüs hastalıkları tarafından değerlendirilmelidir.
Göğüs cerrahisi; akciğer nodülü ve kanseri, plevra ve göğüs duvarı hastalıkları, mediastinal kitleler, timus hastalıkları ve pnömotoraks gibi durumlarda ameliyat uygular. Ameliyatlar, hastalığın özelliğine göre torakoskopik (VATS), robotik (RATS) veya açık cerrahi yöntemleriyle gerçekleştirilebilir.
Her iki yöntem de göğüs duvarında küçük kesilerden uygulanan minimal invaziv tekniklerdir. VATS'ta cerrah aletleri doğrudan yönlendirirken, robotik cerrahide üç boyutlu görüntü ve robotik kol sistemi kullanılır. Hangi yöntemin uygun olduğu, hastalığın yerleşimi ve hastanın durumuna göre cerrah tarafından belirlenir.
Ameliyat sonrası ilk dönemde bir miktar nefes darlığı hissedilmesi beklenen bir durumdur ve zamanla azalır. Solunum fizyoterapisi ve düzenli hareket bu sürecin desteklenmesine yardımcı olur; şikayetin şiddetli veya uzun süreli olması durumunda hekime başvurulmalıdır.
İyileşme süresi; ameliyatın kapsamına, uygulanan cerrahi yönteme ve hastanın genel sağlık durumuna göre değişir. Minimal invaziv yöntemlerde günlük yaşama dönüş genellikle daha kısa sürede sağlanırken, kesin süre hekim tarafından hastaya özel olarak değerlendirilir.