Radyoterapi nedir, neden uygulanır?


Radyasyon bir enerji şeklidir ve doğada bulunan bazı elementlerden kendiliğinden yayınlanabildiği gibi yapay olarak da üretilebiliyor. Radyasyon, genel hatlarıyla farklı dalga boyları ve hızları nedeniyle “yüksek enerjili iyonizan” ve “düşük enerjili iyonizan olmayan” radyasyon olarak iki gruba ayrılıyor. Yaşamımız boyunca güneş ışınları, radyo dalgaları, mikrodalga, cep telefonu ve televizyon yayınları gibi çeşitlilik gösteren, düşük enerjileri nedeniyle kalıcı ve zararlı etkilerinin az olduğu bilinen birçok doğal ya da yapay iyonizan olmayan radyasyona maruz kalırıyoruz. Eğer radyasyon enerjisi çok yüksekse “iyonizan radyasyon” olarak adlandırılıyor ve bu enerji insan vücudundaki dokularda atomların elektronlarını yerinden oynatarak değişikliğe ve kararsız hale geçen atomun yapısında bozulmaya neden oluyor. İyonlaştırıcı ışınların planlı, kontrollü, bölgesel ve belirlenen dozlarda kullanılması ile uygulanan tedaviler genel olarak “radyoterapi” olarak tanımlanıyor. Bu tedavinin prensipleri Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı altında değerlendiriliyor.

Radyoterapi, iyonlaştırıcı ışınların planlı, kontrollü, bölgesel ve belirlenen dozlarda kullanılmasını sağlayan uygulamaları kapsıyor. Kanser hastalarının yarısından fazlasında ihtiyaç duyulan tedavi yöntemlerinden biri olan radyoterapi küratif, adjuvan, palyatif ve profilaksi amacıyla uygulanıyor.

Radyasyon, doğrusal bir hızlandırıcı olan LINAC cihazları tarafından üretiliyor. Elektronlar, metal bir bariyere çarptırılıyor ve foton denilen güçlü X ışınları yaratılıyor. Işın şeklindeki fotonlar, 360 derece hareket eden bir portal üzerinden, tedavi masasındaki hastaya iletiliyor. Tek bir radyasyon uygulamasına “fraksiyon” deniyor.

Radyoterapi ile ışınların tümör üzerinde maksimum etkiye ulaşması ve tümör etrafındaki sağlıklı dokuları korunması hedefleniyor. Bu nedenle dikkatli bir planlama gerektiriyor. Planlamanın ilk basamağını simülasyon işlemi oluşturuyor. Hastanın tedavi sırasında sabit kalmasını sağlamak için kullanılan immobilizasyon cihazlarının test edilerek, tomografi kesitlerinin alınması olarak tanımlayabileceğimiz bu işlem, uygulanacak radyoterapinin provası gibi değerlendiriliyor. Simülatörden gelen veriler, tedaviye başlamadan önce uygun dozu hesaplamaya yardımcı oluyor.

Radyoterapi kanser ve birçok kanser dışı hastalığın tedavisinde kullanılan en önemli yaklaşımlardan biri ve tüm kanser vakalarının yarısından fazlasında kullanılıyor. Bazı vakalarda kemoterapi ile eş zamanlı uygulanması güvenli ve etkin bir yol olarak tercih ediliyor.

Özellikle akciğer, prostat, cilt kanseri, baş-boyun kanseri, erken evre Hodgkin hastalığı, non Hodgkin lenfoma veya serviks kanseri gibi bazı tip tümörlerin tedavisinde ilk tedavi yaklaşımı olabiliyor. Meme, endometrium, testis, mesane, tiroit, pankreas ve beyin kanserlerinin tedavisinde de operasyonun ardından yaygın olarak kullanılıyor.

Rektum ve yumuşak doku kanserlerinde neoadjuvan radyoterapi uygulanmasına da sıkça rastlanıyor.

Pediatrik kanserlerde tedavi ise multidisipliner yaklaşım ve kılavuzlar eşliğinde bireysel olarak değerlendirilerek oluşturuluyor.

 

Radyasyon onkolojisi nedir? Ne amaca hizmet eder?


Kanser tedavisi, en uygun tedavinin seçimi ve uygulanması için cerrahi, radyasyon onkolojisi, tıbbi onkoloji, patoloji, radyoloji ve nükleer tıp gibi birçok ilgili branşın eşgüdüm içinde çalışmasını gerektirmektedir. Tüm kanserli hastaların yarısından fazlası için tanı aldıktan sonraki süreçte radyoterapi ihtiyaç duyulan bir tedavidir. Radyoterapi küratif (etkin tedaviye yönelik), adjuvan (pekiştirme amaçlı, diğer tedavilere ek olarak), palyatif (hastalığa bağlı ağrı, kanama ve benzeri şikayetlerin ortadan kaldırılması) ve profilaksi (koruma amaçlı) doğrultusunda uygulanabilmektedir. Radyoterapi genellikle kanser ve az sayıdaki iyi huylu hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır. Hastalığın doğası ve evresi; radyoterapinin tek başına ya da cerrahi ve/veya kemoterapi öncesinde, birlikte veya sonra kullanılması kararı için önemlidir. Özellikle cerrahi tedavilerle benzer sonuçları verdiği bilinen klinik durumlarda organ/fonksiyon kaybını önlemek amacıyla tercih edilebilmektedir.

İyonizan radyasyon hücre DNA’sında doğrudan (DNA’yı oluşturan bazların aralarındaki kimyasal bağları iyonlaştırarak, DNA sarmalında doğrudan kırığa yol açarak) ya da dolaylı (su moleküllerinde oluşan iyonizasyon ile ortaya çıkan serbest radikallerin DNA’dan elektron kopartması ile oluşturduğu kırıklar) etkiler oluşturmaktadır. Kanserli olmayan sağlıklı hücrelerde etkin bir hücre onarım faaliyeti vardır ve kanserli hücrelerin önemli bir kısmında bu yetenek bulunmamaktadır. Radyoterapi ile amaçlanan, uygulama bölgesindeki hastalıklı dokunun etkisizleştirilerek ortadan kaldırılması ve sağlıklı dokuların zarar görebileceği radyasyon eşik değerleri aşılmadan fonksiyonlarının devamının sağlanmasıdır. Radyoterapi sırasında çevre kritik organların aldığı dozlar, hedef tümöre vereceğimiz doz için belirleyicidir. Modern radyoterapinin amacı hedef tümörlü bölgede dozu güvenli bir şekilde artırırken tedavi sırasında sağlıklı dokuların aldığı dozu olabildiğince azaltmaktır. Aslında modern radyoterapi, teknolojinin gelişmesine ve ilerlemesine paralel olarak iki boyutludan dört boyutlu radyoterapiye teknik yeteneklerimizin bir evrimidir.



Radyoterapi sonrası nelere dikkat edilmesi gerekir?


Radyoterapinin en sık görülen ilk yan etkileri, halsizlik ve ciltteki değişimlerdir. Bu yan etkiler vücutta bulunduğu bölgeye bağlı olmaksızın, tüm tümör tedavilerinde belirebilir. Diğer yan etkiler ise tedavi uygulanan bölgeye göre değişiklik gösterebilir. Örneğin, baş –boyun bölgesine yapılan radyoterapi geçici veya kalıcı kelliğe neden olabilir. Tedavi mide, bağırsaklar veya ağız bölgesiyle ilgiliyse iştahınızı kaybedebilirsiniz. Tedavi sonrası birçok yan etki zamanla ortadan kaybolur. Bu esnada da rahatsızlığınızı azaltmanın çeşitli yolları bulunmaktadır.

Radyoterapinin yan etkileri hastadan hastaya da değişiklik gösterir. Tedaviniz esnasında ılımlı kabul edilebilecek yan etkiler yaşayabileceğiniz gibi hiç yan etki hissetmemeniz de mümkündür.

Radyoterapi gören hastalar kısa bir süre için bile olsa tedavi esnasında aldıkları özel bakıma devam etmelidirler. Tedavi bölgesindeki tahriş tamamen ortadan kalkana kadar cildinize özen gösterin ve hassas olun. Tedavi bölgesindeki izleri keseleyerek vb. çıkartmaya çalışmayın.

Tedaviniz bittikten sonra da eskisinden daha çok dinlenmeye ihtiyacınız olduğunu hissedebilirsiniz. Geceleri daha fazla uyumaya çalışın ve ihtiyaç duydukça dinlenin. Günlük yürüyüşlerinizi hafif tempoda da olsa ihmal etmeyin.

Birçok kişi radyoterapi seansları kısa olduğundan, çalışma hayatına devam etmeyi tercih edebilir. Ancak işinize ara verdiyseniz, kendinizi rahat çalışabilecek gibi hissettiğinizde geri dönebilirsiniz.

Radyoterapi tedavi seanslarınız sona erdikten sonra doktorunuzun tedavinin sonuçlarını düzenli aralıklarla kontrol etmesi gerekmektedir. Bu kontroller radyasyonun yan etkilerini takip ederek tedavi edebilmek ve hastalığın nüks edip etmediğini görmek için gereklidir. Kontroller esnasında doktorunuz sizi muayene eder; laboratuvar testi ve görüntüleme yapılmasını isteyebilir. Radyasyon onkoloğunuz tedaviniz sonlandıktan sonra sizi medikal takip için çağırabilir ve primer doktorunuzla beraber tedavi takip programınızı planlayabilir.