Karaciğer kardeşliği


Tanrıların katından ateşi çalıp insanlığa hediye etmenin bedeli ağırdır. Bunu en iyi Prometheus bilir. Zeus, ona tanrıların sırrını insanlarla paylaşmanın cezası olarak 30 bin yıl boyunca Kafkas Dağı’nda bir kayaya zincirlenme cezası vermişti. Prometheus’un çektiği ıstırap bununla da kalmamıştı. Dev bir kartal her gün gelip Prometheus’un karaciğerini kemiriyordu. Her gece kahramanın karaciğeri yenileniyor ve işkence ertesi gün yeniden başlıyordu…

Bu öykü, binlerce yıl önce modern tıbbın temellerinin atıldığı Ege havzasında anlatılıyordu ve ana fikri pekala, insanlığın refahı ve gelişmesi için özveriyle çalışmak, gerekirse bedel ödemekten çekinmemek olabilir. Öte yandan bir efsanede, çok şaşırtıcı başka bir ipucu gizlenmiş. Antik çağ insanı, bugün hayat kurtaran bir uygulama olan karaciğer naklinin, kilit öneme sahip bir ayrıntısını biliyormuş, yani karaciğerin kısa sürede yeniden büyüyebilen bir organ olduğunu.

Karaciğerin bu eşsiz yeteneği, bugün canlı donörden nakillerde başarı oranını ciddi şekilde yükseltiyor ve organı verenle alanın, aynı organın iki parçasıyla yaşamını sürdürmesine imkan veriyor. Bu da çağımızın kahramanları organ donörleriyle organın nakledildiği hasta arasında nadide bir bağın, bir tür kardeşliğin doğmasına vesile oluyor.